Mehmet Coşkundeniz Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Sevmekten kim usanır?

Cumartesi, 11 Haziran 2011 - 05:00

Ne kadar acı çekerseniz çekin, ne kadar umutsuz olursanız olun, yine de gerçek aşkı bulma isteğiyle yanıp tutuşursunuz. Çünkü bilirsiniz ki, aşk hayatın ta kendisidir ve sadece insan içindir. Aşkı bir kez yaşadı mı insan, bir kez tadına vardı mı, artık aşksız olamayacağını anlar. Adı bende saklı olan bir okuyucum mektubunda “Evet, o bana çok acı çektirdi, hatta aldattı. Ama ben aşkın çok güzel bir şey olduğuna dair inancımı hiç kaybetmedim. Elbette bir gün ben de aşkı doya doya yaşayacağım. Aşktan bıkılmayacağını biliyorum. Sadece doğru kişiyi ve doğru zamanı bekliyorum” diyor. Çok da doğru söylüyor.

[[HAFTAYA]]

***

Bu aralar aşk olmadan ilişki yaşamayı tercih edenler çoğaldı. Onlara göre işin içine aşk girmediği zaman ilişki daha sağlıklı oluyormuş. Böylece aşkta yaşanabilecek acılar, hayal kırıklıkları yaşanmıyormuş. Bu yolu seçmelerinin nedenini de daha önce yaşadıkları acı aşk tecrübelerine bağlıyorlar. Bu tarz bir ilişki sadece bedene ve mantığa dayalı olacağından bitme ihtimali çok yüksektir. Yüreğin devreye girmediği ilişkiler mutlaka monotonlaşır ve kaçınılmaz sonla, ayrılıkla karşılaşır. Ama yürekler varsa işin içinde, ilişkiyi hiç bitmeyecek gibi yaşarsınız. Her an her şey olabilir aşkın içerisinde. Bu yüzden aşk varsa, monotonluk yoktur. “Biz birbirimize çok aşıktık ama ilişkimiz giderek monotonlaştı” diyenler de var elbette. Onlar artık aşkın bittiğini kabul etmeli. Ya aşkı yeniden canlandıracak bir şeyler yapmalılar, ya da duruma teşhisi koyup anlaşarak ayrılmalılar. Tabii “Ben bu şekilde de yaşarım” diyenler olacaktır. O da onların tercihi...

***

“Gizem” rumuzunu kullanan ve 12 yıldır evli olduğunu söyleyen bir başka okurum da şunları anlatıyor: “Aşık olmadan evlendim. Eğitimi, işi iyiydi. İyi de bir insan. Beni çok sevdiğini biliyorum. Sandım ki, maddi sorunum olmadan, güvendiğim bir insanla birlikte mutlu olabilirim. Ama mutlu değilim. Hem de hiç değilim. Bana dokunmasına bile tahammül edemiyorum. Artık anladım, aşksız olmuyor. Dokunduğunda benim içimi titretecek, kanımın atışını hızlandıracak birini istiyorum.” Gizem’in de dediği gibi, her şeyiniz tam olsa bile aşk yoksa hayatınızda hep eksiksinizdir. Elinizdeki her şey aşkla bir başka güzel, bir başka anlamlı. Gizem, bu yüzden aşk arayışı içinde. Aşkı bulduğu an da ya eşinden ayrılacak, ya da toplumsal baskılara boyun eğip ayrılmayı tercih etmezse eşini aldatacak.

***

Aşktan bıkılmaz. Çünkü aşk, oynanıp da sıkılınacak bir oyun değil. Kullanıp kullanıp sıkıldığınızda evin bir köşesine atabileceğiniz bir eşya değil. Aşk yaşayan bir olgu ve hayatın içinde. Her an her yerde. Evli ya da bekar olmanız fak etmez, eğer yüreğiniz boşsa mutlaka karşılaşırsınız aşkla. Aşkı reddederek vakit harcamayın artık. O vakti gerçek aşkı bulmak için geçirin. Bu yazıyı da “Perihan” rumuzlu bir okuyucumun mektubuyla noktalıyorum: “Kiminle birlikte olduysam hep darbe yedim. Bu yüzden hiç kimseye güvenemedim. Bir daha aşık olmayacağıma da kendi kendime söz verdim. Çünkü bıkmıştım artık. Sonra bir gün onu gördüm. Tüm dünyam, hayata bakış açım, her şeyim değişti. Aşka olan inancım artık yıkılmayacak derecede güçlü. Çünkü seviyorum ve seviliyorum. Bana bu mutluluğu tattırdığı için önce ona, sonra da dünyanın en yüce duygusu aşka teşekkür ediyorum...”