Sex on the beach

Cumartesi, 08 Mayıs 2010 - 05:00

İstanbul’daki puan kaybı 26. Her maç bir büyük devirsen 26 şişe yapar. Bu kadar dağıtmazsın. Neden Beşiktaş burada? İşte bu belgenin adı kafasının kıyak olmasına bağlıdır. Siyah-Beyazlılar o kadar dağıtmış ki, bu 26 şişenin 3-4 tanesini bir küçüğe çevirse hem ayık kalacak hem de şampiyonluğu görecek.
Giden sadece bu değil, bir de havaya uçan eurolar var. Taraftar bağırıyor: “Fener’den Galatasaray’dan topçu alma, taraftarı çıldırtma” O sırada Tabata’ya bakıyorum. Ne 8 milyon eurosu, 8 kuruşluk pas dahi atmıyor. Teknik direktör Mustafa Denizli, onu ilk 45’ten sonra sahaya çıkarmıyor.
Zannediyorum önce eve sonra ya kiraya ya da babasının evine yollayacak. Onun yerine bir Necip Uysal’a bakıyorum, soyadı gibi değil, at gibi koşuyor. Krampona kafayı uzatıyor, büyük de işler yapıyor. İsmail de öyle. Tam kazanıyorum derken Rıdvan’ı kaybediyor Beşiktaş.
İnsanın içini karartırcasına acılar içinde çıkıyor gencecik çocuk. Atınç’ı görüyorum sahada. Çocuk girerken bir ara kapalı tribünü göremedim. Bu yaşta bu boy, git git mübarek bitmiyor. O da ileride Sivok ağabeyi gibi olacak. Nihat Kahveci, Fabian Ernst günün iyilerindendi. Ama Beşiktaş seyircisi bambaşkaydı.
Her telden çaldılar, soyundular, sezonun tadını çıkarttılar. Hele bir de sex on the beach tezahüratları vardı ki ne diyeyim artık. Küfür etmedikleri zaman mükemmel oluyorlar.
Ama o küfür yok mu, kulüp ödediği cezalarla banka açardı, banka. Bu da benden onlara. Beşiktaş sezonu seyircisi ile barışık bitirdi, şimdi gidecek yabancıları ile gelecekleri bekliyor. Gönlümde yatan Kartal Q7.