Sibel Can gibi olmak istiyorum

a
a
Pazar, 26 Aralık 2010 - 05:00


Sibel Can gibi olmak istiyorum

Didem’i (Kınalı) İbrahim Tatlıses’in oryantali olarak tanıdık. Şu sıralar müthiş danslarını yaptığı ‘Dansın Meleği’ adlı bir DVD çıkardı. Böylece İbrahim Tatlıses’in yıllarca koyduğu ‘konuşma yasağı’ kalkınca bizim de Didem’i tanıma imkanımız oldu. Didem’le, onun yaptığı dans olan oryantale uygun olsun diye Al Jamal’de buluştuk. Hayat onu 11 yaşında ‘aile reisi’ yapmış. 24 yaşında “İlişkide de ruhen çok yoruldum” diyecek kadar kalbi kırık. Konuşurken yaşının genç kızı oluyor, Şahver ve Burçin’e poz verirken aniden seksi bir kadına dönüşüyor. Tıpkı oryantal yaparken olduğu gibi...

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Romanlar kız çocukları büyüyünce oryantal olsun diye yastığının altına zil koyarlarmış. Sizin de koydular mı?

Herhalde koymuşlardır. Bu çok eski bir adet, doğduğunda kız çocukların yastığının altına ileride oryantal olsun diye zil, erkek çocuklarının ise kuyumcu olsun diye bilezik koyarlar. Romanlar’ın çoğunun hem dansı, hem sesi güzel olur.

Sizin de sesiniz güzel mi?

Üstüne düşsem güzeldir. Evde kendi kendime şarkı söylediğimde arkadaşlarım sesimi beğeniyor.

Sibel Can da dansözdü, sizi de sonra şarkıcı olarak görecek miyiz?

Şimdilik böyle bir durum yok ama ileride niye olmasın? Nasipse olur.

11 yaşında dans ederek para kazanmaya başlamış, hatta ‘evin reisi’ olmuşsunuz. Bu büyük sorumluluk sizde nasıl izler bıraktı?

Marifetmiş gibi anlatıyorum bunu bazen ama hiç de marifet değil. 11 yaşındaki bir kız çocuğunun çalışması çok kötü bir şey. Okula gitmesi gerekirken ekmek parası kazanması çok acı. Ama alnımıza böyle yazılmış. Böyle bir durum olmasaydı belki de bu günlere gelemezdim. Hayatta hırslı olmazdım. ¦ Bu durum sizi hırslı mı yaptı? Bir şeyi istiyorsan başarabileceğini öğreniyorsun. İstediklerini elde etmek için hırsla çalışıyorsun. Ailemi çok seviyorum, her zaman arkalarındayım. Dünyaya gelirken bize sorulmuyor; nasıl bir hayat verilirse öyle yaşamaya mecbur oluyoruz. Ama güçlü olmak lazım, “Bittim, yıkıldım” dersen kaybedersin.

Neden ailenin bütün yükü 11 yaşındayken sizin omuzlarınızda?

Ailede başka çalışan niye yoktu? Benle ablam çalışırdı. Babam bir trafik kazası geçirmiş, çalışamaz hale gelmişti.

Bu sorumluluğu yerine getirmek için neler yaşadınız?

Şimdi Günay’da 15 dakika sahne alıyorum. Ama eskiden günde 8 yerde çıkıyordum ve her sahne alışımda 20 dakika dans ediyordum. Hava aydınlanırken eve dönerdim. Gündüz uyur, gece çalışırdım. Gecem gündüze dönmüştü. 45 kiloya düşmüştüm.

Aile reisi olmak, eve para getiren kişi olmak evde sizin davranışlarınızı ya da size olan davranışları değiştiriyor muydu?

Bir değişiklik olmadı. Babama da düşkünüm ama esas anneme çok düşkündüm, hala da öyleyim. 

Küçük bir kızken yaşıtlarınızın yaptığı şeylerden mahrum kaldınız. İçinizde ne ukte kaldı?

Okuyamamak. İlk fırsat bulduğumda dışarıdan okul bitirmeyi düşünüyorum. Hiçbir şey için geç kalınmış değil.

Hayatınız film gibi!

Aslında rekor kıracak bir film. 

Hikayenizin film olmasını ister misiniz?

Çok istiyorum. İnşallah da olur. Bir teklif gelirse hayır demem.

Filmin ikinci yarısı nasıl başlıyor? İbrahim Tatlıses sizi nasıl keşfediyor?

Taksim civarında çalışıyor, ekstralara, partilere gidiyordum. İnsanlar tanımaya başlamıştı. Ben de bir yandan kendi çabamla daha iyi bir yere gelmeye çabalıyordum. İbo Show için yapılan bir elemeye katıldım. Orada beni beğenip İbrahim Bey’le yan yana getirdiler. Sonra olmadı, ben başka televizyon programlarına çıktım. İbrahim Bey o programlarda beni görüp tekrar çağırdı.

Hayallerinizde bir gün İbo Show’da Asena’nın yerine dans etmek var mıydı?

Hiç öyle bir hayalim yoktu. İbo Show’u izlemezdim, çünkü akşamları çalışıyordum. Öyle bir amacım da hayalim de yoktu açıkçası, sürpriz oldu.

Asena’nın dansını beğenir misiniz? Hanginiz daha iyi?

Herkes kendine göre dans ediyor. Herkesin bir stili var.

Bu konuda rakibiniz kim?

Ben kendi kendimin rakibiyim. Ama Mısır’da Dina adında, ‘devlet dansözü’ olarak adlandırdıkları bir oryantal var; başbakan nereye gidiyorsa o da oraya gidiyor. Ben de öyle ‘devlet oryantali’ olmak isterdim. Arap ülkelerinde bile bu oluyorsa, niye Türkiye Cumhuriyeti’nde bize bu şans verilmiyor?

Peki İbrahim Tatlıses sizin yıllarca konuşmanızı yasakladı. Neden böyle bir yasak koydu?

Merak uyandırsın diye konuşma yasağı vardı; bence çok iyi oldu, merak uyandırdı. Amacı sadece buydu ve başarılı oldu.

Yasak nasıl kalktı?

Çıkardığınız DVD sayesinde mi sizinle konuşabiliyoruz? Konuşma yasağı merak uyandırıyordu; benim de insanların kafasında soru işareti bırakmak hoşuma gitmişti. Şimdi “DVD sayesinde Didem’in sesini duyduk” diyorlar; bu da bir meraktır; çok güzel bir şey.

Ama bir takım spekülasyonları da beraberinde getirdi. Mesela İbrahim Tatlıses’in sevgilisi olduğunuz söylendi. İbrahim Tatlıses’in sevgilisi oldunuz mu?

Bu dedikodular benim de kulağıma geliyor, ben de çok üzülüyorum. Eminim İbrahim Bey de üzülüyor. Asla öyle bir şey yok, olamaz.

Neden olamaz?

O tamamen benim patronum. Aramızdaki diyalog baba-kız şeklinde.

İleride duyabilir miyiz?

Kesinlikle hayır.

İbrahim Bey size konuşma yasağı koyarken, hayatınıza da ambargolar koydu mu? Onu erkek arkadaşınızla tanıştırır mısınız?

Erkek arkadaşım olmadı.

Hiç mi olmadı?

Eskiden tabii ki vardı, ama şu an hayatımda biri de yok ki tanıştırayım. 

Genç ve güzel bir kızsınız, neden yok?

Çok çalışmaktan aşka da vakit ayıramıyorum. Aşk yaşanmalı ama değerini bilenle yaşanmalı.

Değer bilinmemiş galiba? Kalbinizi kırmışlar gibi konuşuyorsunuz?

Kalbim çok kırıldı..

Mesela İbrahim Bey’e “Ben aşık oldum, onunla birlikte olacağım” derseniz tavrı ne olur?

Öyle bir şey olunca tabii ki tanıştırırım, düşüncelerini paylaşırım. Ama adam yok!

24 yaşında aşk konusunda böyle umutsuz olmanızın nedenini sahiden merak ediyorum...

Gerçekten çok yorgunum. İlişki anlamında da ruhen çok yorgun düştüm. Çok gözyaşı döktüm. Şu anda sadece işimi düşünüyorum, evliliği de düşünmüyorum...

İbrahim Tatlıses’in oryantali olmak size ün kazandırdı, peki zengin etti mi?

Eskiden daha çok işe gidiyordunuz mesela; şimdi sadece tek bir iş var, hayatınızda maddi olarak ne değişti? İbrahim Bey’le çalışmaya başladıktan sonra beni herkes tanıdı. Bu benim için paradan da önce gelen bir şey. İstediğim bir şeydi. Şimdi haftada bir ya da iki kez sahne alıyorum. Önceki hayatımda ise her gün 8 yerde çalışıyordum. Daha az paraya sahneye çıkıyordum ama çok yere çıktığım için sürümden kazanıyordum. Evet şu an çok iyi para kazanmıyorum, çok zengin değilim, çok fakir de değilim, kendi yağımızla kavruluyoruz. 

Eviniz, arabanız oldu mu?

Arabam zaten vardı, ev aldım, her ay 3 bin TL ödüyorum. Aldığım evde annem oturuyor. Ben kiradayım, onun borcu bitince de kendime ev alacağım. Şimdi kemerleri sıkma zamanı!

Yalnız mı yaşıyorsunuz?

Bir köpek iki kedim var. Ev ahalim onlar. Onları çok seviyorum. Yemek veriyorsun hiçbir zaman nankörlük yapmıyor, sevgisini gösteriyor. İnsan gibi değiller!

İbrahim Bey iş ve özel hayatınızda size ne kadar müdahale ediyor?

Müdahale değil. İbrahim Bey görmüş, geçirmiş, Türkiye’nin en önemli seslerinden biri. Tabii ki onun tavsiyeleri benim için çok önemli.

Size ne tavsiye ediyor?

Elim çok açık, ona çok kızar; “Bu yaşın bir daha geri gelmeyecek, bir daha bu konumda olmayacaksın, paranı tut, harcama, evini al” der. 

Onu dinliyor musunuz?

Dinlemek lazım ama ne kadarını dinliyorum bilmem!

Fizik olarak da değişim yaşadınız; ne estetikleri yaptırdınız?

Bu kadar genç yaşta ne kadar yüzümle oynatabilirim ki? Annemin de dudakları köftedir; benim de. Elmacık kemiklerimi de yaptırmadım. Burnumu yaptırdım, ilk ameliyatta yamuk oldu, ikinci ameliyatı geçirdim. Göğsümde silikon var. Çünkü oryantal deyince akla göğüsler geliyor. Göğüslerim çok küçüktü. Büyük görünsün diye kostümün sütyenine elyaf konuluyordu. Terleyince çok kötü oluyordu. İşimin gereği mecbur olduğum için silikon taktırdım. Aynada kendimi iyi görmek isterim...

(19 Aralık 2010 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır)

4