Sıcak paraya önlemin tam zamanı mı?

Cuma, 25 Haziran 2010 - 05:00

Eğer hükümet bu konuya bir önlem düşünüyorsa, ekonomide kuralların gözden geçirildiği bu dönemi değerlendirmesinde yarar var. Tam da piyasaların yeni kurallara alışmaya açık olduğu bir dönemde, vergi ya da çeşitli önlemler alıp, sıcak paranın yıkıcı dalgalarının yaratacağı riskler şimdiden önlenebilir.
Hatırlarsınız, Kemal Derviş, TL daha 1.20’lere kadar inmeden, yani sıcak para dalgasının dünyayı sarmaya başlamadığı dönemde bu yönde bir uyarı yapmıştı. Ancak, bu öneri o dönemde dikkate alınmamıştı.
Şimdi önemli bir geçiş sürecindeyiz. Ekonomiler, kriz sonrasına hazırlanıyor. Dünyadaki ‘sıfır faiz’ politikasının etkisiyle zaman zaman ülkelere sıcak para girişleri oluyor... Bu girişler, normale dönüşle birlikte, özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha fazla kendini gösterecek.
ülkelerde daha fazla kendini gösterecek. 1.55’ler düzeyindeki TL değerinden şikayet eden ihracatçılar, belki yeniden 1.40’lara kadar inen TL ile karşılaştıklarında ne yapacaklar?
Bu konuda çeşitli öneriler var... Başbakan Yardımcısı ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan’ın, ‘Döviz rezervlerinin artırılmasına’ yönelik önerisi var. Ancak, Merkez Bankası’nın döviz alışlarının etkisinin de sınırlı olabileceğini unutmamak gerekiyor.

Peki ne yapmalı?

ABD’nin önde gelen ekonomistlerinden Barry Eichengreen, zaman zaman görüşlerine başvurduğum uzmanlardan biridir. Berkeley Üniversitesi’nde profesör olan Barry Eichengreen ile bu konuyu konuştum.
Sıcak paraya yönelik önlemlerin, son dönemde olağan hale geldiğine dikkat çekiyor. ‘Bazı ülkeler bu yönde önlemler aldılar ve alacaklarını açıkladılar. Alınan önlemler de piyasalar tarafından olumlu karşılandı’ diye konuşuyor.
Eichengreen, Brezilya’nın buna iyi bir örnek olduğunun altını çiziyor: ‘Belli bir döneme yönelik portföy yatırımlarına uygun vergi uygulaması yatırımcıları olumsuz etkilemedi, Brezilya’ya olan ilgiyi düşürmedi.

Brezilya ve G. Kore’nin yolu

Barry Eichengreen, başka bir uygulamayı Güney Kore’nin, 1 Temmuz itibarıyla başlatacağını söylüyor. Buna göre, Kore, bankaların döviz forward işlemlerine bazı sınırlamalar getirdi ve böylelikle de kısa vadeli dış borçlanmalarını azaltmayı amaçlıyor.
Ona göre, bu iki örnek, piyasaları olumsuz etkilemedi. Eğer önümüzdeki dönemde ‘gelişmiş ülkelerin faiz oranlarıyla gelişmekte olan ülkelerin faiz oranları arasındaki fark açılacaksa, diğer ülkelerin de bu iki ülkeyi izlemeleri akıllıca olacaktır.’
Aksi halde sürekli sıcak paradan, aşırı değerli TL’den şikayet edeceğiz. Bunu belki de bir süre düşünmekte yarar var.

Dünya Kupası verimlilik düşmanı

Türkiye’nin katıldığı Güney Kore’deki Dünya Kupası dönemini hatırlıyorsunuzdur... Maçlar sırasında ofislerde hayat duruyordu.
Biz de özellikle dergilerin tamamlanmaya çalışıldığı günlerde, arkadaşları işe döndürmek için epey mücadele veriyorduk. Ama yine maç bitmeden kimse işinin başına dönmüyordu.
Şimdi Türkiye, Güney Afrika’da yok. O nedenle ilgi 2006’daki kadar yüksek değil. Ama takımları temsil edilen ülkelerdeki ofislerde benzer tablolar olduğunu tahmin etmek zor değil.
Biz o zaman hesaplamamıştık ama İngilizler ve Amerikalılar hesaplamışlar...
PricewatersCoopers’un 1000 büyük şirket arasında yaptığı araştırmaya göre, erkeklerin yarısı, kadınların da yüzde 21’i ofis saatlerinde futbol maçlarını izliyor.
Chartered Management Institute’un hesabına göre ise, Dünya Kupası, İngiltere’de 1.45 milyar dolarlık verimlilik kaybına neden olacak. 1 ay için hakikaten yüksek bir rakam.