Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Şiddet, vahşet, kan, cinayet!

Cumartesi, 28 Şubat 2015 - 05:05

Ülke dışında olduğum üç günün haberlerini toptan okuyunca kan tuttu: Etiyopya’yı ne anlatıyorum, asıl biz vahşi bir ülkede yaşıyoruz! Yakılmış halde bulunan cesedin katil zanlıları sağır dilsiz bir anne kız çıkmış ve bu ikinci cinayetleriymiş!

[[HAFTAYA]]

Onur Ö. cezaevinde dayak yedi, 1 ay komada kaldı ve öldü. Soruşturma bile açılmadı.

Cezaevinde 15 yaşında bir çocuğu, gardiyanların gözü önünde diğer mahkumlar döve döve komaya sokmuş, çocuk hastanede ölmüş. Baba, kaka yapıyor diye 3 yaşındaki çocuğunu işkenceyle öldürmüş. Çocukların anlattıkları dehşet verici. Hey, hooop! Ne oluyoruz? Haa bir de devlet hastanelerinde uygulanan gizli kürtaj yasağı medyaya yansıdığı için aşılabiliyor, kolundan yaralı kadına zar zor kürtaj yapılıyor da kesilme tehlikesi altındaki kolu tedavi edilebiliyor! Dolar da fırlar, tansiyon da.

Lucy ile tanışmadan gelmedik

Etiyopya’ya Yapı Merkezi’nin yapacağı raylı sistemin temel atma töreni için gittik ama ülkeye dönmeden önce bir koşu gidip kızkardeşimiz Lucy ile tanıştık! Etyopya müzesinde kemikleri sergilenen Lucy 1974 yılında bulunmuş, dünyanın en eski insan kalıntısı, tam 3.2 milyon yaşında bir primat! Evrim teorisine inanmayanları götürüp göstermeli, nereden nasıl gelmişiz. Dünyaca meşhur Lucy 1.05 boyunda, 50 kilo civarında. Bulunan kemik fosillerinin üzerinde çalışan uzmanlar, kalan yerleri de tamamlayarak canlandırıp geçirdiğimiz evrimi gösteriyor. Lucy’nin kolları uzun, elleri ise alt çenesiyle birlikte vücudunun en büyük yeri. Çünkü onları yürümek ve ağaçlara tırmanmak için de kullanıyordu ama devrimci Lucy boyun eğmeye YETER deyip ayağa kalktı!

Etiyopya Müzesi’nde dünyanın en yaşlı insanı Lucy ile selfie ‘çekindik’

Bir açıdan baktığınızda da bugünkü bel, diz ağrılarımızın nedeni Lucy’nin isyankarlığı: Vücudumuzdaki omurlar ayakta dik durmak için üst üste değil, enine durmak için düzenlenmiş olduğundan bir süre sonra dizler ve omurga yükü kaldıramıyor, eskiyor ve ağrıyor. Lucy, dünya bilim tarihi için çok önemli bir buluş. Müzenin girişinde ise Homo Sapiens İdaltu’nun görüntüleri karşılıyor ziyaretçiyi. İlk insanın Afrika’da doğduğu ve buradan bütün dünyaya yayıldığı tezini kanıtlayan modern insan Homo Sapiens İdaltu’nun fosili 1997’de bulunmuş; hayli genç, sadece 160 bin yaşında! Başka kıtalarda bulunan fosillerin 50-60 bin yıllık olmasına karşılık Afrika kıtasındaki fosillerin eskiliği, insanların buradan yayıldığı tezini güçlendiriyor.

Atalarımız müzede

Müzedeki Homo Sapiens İdaltu (üstte) Afrika’dan dünyaya yayılan modern insan. İlk insanların hayli kilolu güzellikleri de günümüz kadınlarına teselli olabilir (yanda).

Yoksul ama gelişme peşinde

Etiyopya devrimci yeni hükümetinin yönetimi altında açlığı yendiği gibi yoksulluğu da yenme gayretinde. Ana caddeleri çevreleyen gecekonduların yıkılıp yerine büyük inşaatların çıkmaya başlaması “TOKİ buraya da gelmiş” esprilerine yol açıyor. Ne ki inşaat teknikleri ve malzemeleri hayli ilkel. Bankaların köy bakkalı görüntüsü ve internet bağlantısı konusunda çektiğimiz sıkıntılar rahmetli Turgut Özal’ı anmamıza neden oluyor. Bankacılık, iletişim, para sermaye hareketleri, turizm alanında çok büyük ufuklar açmıştı ülkeye. O dönemi yaşarken başka özelliklerine takılıp eleştirdiğimiz çok olmuştu ama şimdiyle kıyaslayınca çok da hoşgörülüydü, demokrattı! Etiyopya tarım, hayvancılık ve kahveden geçiniyor. İnce, uzun, güzel insanlar uyanık da. Bir hediyelik eşya dükkanında dolduruşa gelip üç-beş parça yerel incik boncuğa, üstelik de doların fırladığı günde kaptırdığımız dolarları düşündükçe ‘bu ticari kafa hepsinde varsa, yakında zengin olurlar’ diyorum!