Sıfır beden out geniş beden in

Güzellik algıları değişiyor, 'sıfır' beden trendi yerini 'normal' ya da 'geniş beden'e bırakıyor. “ Cotton Bar 44-50' koleksiyonunu hazırlayan ünlü modacı Mehtap Elaidi ile konuştum

Cumartesi, 08 Mayıs 2010 - 05:00

Sıfır beden out geniş beden in

Röportaj: Seral Cumalı
[email protected]

Güzellik algıları değişiyor. Bir modacı olarak sizin güzellik kavramınız nedir?

Bir modacı olarak güzellik kavramım kişisellik. Yani genelin içine girmeye çalışmamak. Kişisellik de farkındalığı gerektiriyor. İnsanın kendini tanıması, farkına varması ve ona göre kendi tarzını belirlemesi bence en önemlisi.
Çünkü artık “Şu moda” denilecek bir zamanda yaşamıyoruz. Her şey moda olabilir. Yeter ki siz onu yorumlayabilin. Kişisel yorum en önemlisi. Kalıpların dışına çıkabilmek lazım. Her insanın içinde bir yorum olmalı. Çünkü hepimiz kendi hayatımızı tasarlamaya geldik.

Yine bir modacı olarak ‘sıfır’ beden trendinin yok olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kadınlar artık kendi hayatlarına daha hakim ve bu da daha fazla özgürlüğe sahip olmalarını getiriyor. Dolayısıyla sıfır bedenin insanlara daha fazla dayatılabileceğini çok gerçek bulmuyorum zaten.
Bu belli bir yaş grubu için olabilir. Kendimi biraz aklı başında bir kadın olarak görüyorum ve bana dergilerin ‘sıfır’ bedeni dayatmaları mümkün değil.
Çünkü belli bir yaşa, belli bir konuma gelmiş, dolayısıyla kendine belli bir özgüven sağlamış bir kadınım. Yavaş yavaş kadınlar kendi istediklerini yaşamak için daha fazla özgüvene sahip olacaklar zaten. Bu tür insanlar arttıkça ‘sıfır’ bedenin ömrü de zaten olmaz.

Peki büyük beden koleksiyonlarındaki anlayış eskiye oranla nasıl?

Eskiden belli bir yaş çerçevesindeki kadınlar için daha pasif bir hayattan söz edilirdi. Bugünün 45-50 yaşındaki kadını hayatın merkezinde, gayet aktif bir rol oynuyor. Bu kadının biyolojik gerçekleri onu kilolu hale getiriyor.
Ama onun kendini modanının içinde ve güzel hissetmesi lazım. Trendleri yansıtmanız, büyük beden kadının kendisini olayın merkezinde hissedebiliyor olması lazım.
Bütün bunları onlara verebilmek için artık ‘örtmeye’ yönelik değil, kadını iyi hissettirmeye yönelik büyük beden koleksiyonlar hazırlamanız gerekiyor. Zaten bu konuda talep var.
Çünkü doğalı da bu; kadın iş hayatında, sosyal hayatta. Niye örtünsün ki; tabii ki giyinecek, aksesuarıyla kıyafetini destekleyecek. Çünkü moda aslında kadının ve erkeğin kendini daha iyi hissetmesine araç. Modanın büyük beden kadının da kendini iyi hissetmesi için araç olması gerekiyor.

Peki büyük beden bir kadın nasıl stil sahibi olabilir?

Bence her kadın nasıl olursa öyle olur. Benim için bir kadının stil sahibi olması için kendini mümkün olduğu kadar tanımış olması, yaşam tarzına uygun giyinmesi ve kendi beğenisini katması lazım.
Bunu yaptığınız zaman sıfır beden de olsanız 58 beden de olsanız stil sahibi olursunuz. O kıyafetin içinde rahatsanız o sizsiniz. Çünkü kıyafeti taşırsınız o zaman.
Taşıdığınız zaman da stiliniz olur. Ama bir şeyleri mış gibi giydiyseniz, birileri gibi olmak adına giydiyseniz özgüvenle taşıyamazsınız. O zaman o kıyafet size ait olmaz. Herkes için işin kilit noktası bu.

Büyük beden tasarlarken diğer tasarımlarınızdan farklı seçimleriniz neler oluyor?

Kumaşların rahatlığı ve fonksiyonelliği çok önemli. Mümkün olduğu kadar doğal elyaflı kumaşlar, likra, jarse gibi esnek ve dökümlü kumaşlar kullanmaya çalışıyoruz ki bu da büyük bedende çok önemli.
Fonksiyonellikten ödün vermemelisiniz. Büyük bedende fonksiyonellik daha fazla teknik içeren bir unsur haline geliyor. Çünkü büyük bedende en az üç-dört tane farklı vücut yapısında 46 ya da 48 beden tipi vardır.
O anlamda daha fazla kafayı yormanız lazım. Özellikle büyük bedende kumaşla tasarımın örtüşmesi çok büyük önem taşıyor. Normal bedende bazen bunu kaçırabilirsiniz ama büyük bedende bu lüksünüz yok.

Peki büyük bedende hataları kapatmak için neler yapıyorsunuz?

Tasarıma, kuvvetli tasarım detaylarına bedendeki sorunsuz yerlerde ağırlık veriyoruz. Sorunlu bölgelerde sakin sakin kupları kullanıyoruz.

Bu yaz için hazırladığınız büyük beden koleksiyonunuzda neler var?

Cotton Bar 44-50’de elbiselerimiz ağırlıkta. Çünkü elbise çok tercih edilen bir giysi. Yaz- kış çok rahat. Elbisenin yanısıra tünik de büyük bedende çok işlevsel.
Jean var ve çok talep gördü. Jean modellerimiz çok skinny de değil, çok bol paça da değil; boru paça. Kadın onu giydiği zaman üzerinde çalışıldığını hissedebiliyor. Jean ve tünik birbirini tamamlıyor.
Bir de tiril tiril, amacına hizmet edecek, kıyafeti tamamlayacak çok güzel bir triko koleksiyonu yaptık. Uzun hırkalar ağırlıkta. Ve viskon, penye koleksiyonu da bulunuyor.

Renkler nasıl?

Büyük bedendeki koyu renk anlayışını biraz yıkmaya çalışıyoruz. Siyah tabii ki standart bedende de büyük bedende de tartışılmaz renk. Ama bizde bu sezon fuşya, saks, kırmızı, mor var, bayağı renkliyiz.
Bu kadar renkli bir üst gruba daha nötr, ekru, taş rengi, siyah, lacivert renklerde alt grup yaptık. Koleksiyon içinde ürünler birbiriyle kolay evlenebilsin istiyoruz.

Büyük bedenler nelerden uzak, nelere yakın durmalı?

Emprimeyse küçük desenli olmasında yarar var, büyük desen her zaman iyi sonuç vermez. Tabii ki enine çizgiyi hiç düşünmüyoruz. Onun haricinde dengeyi iyi kurmak lazım.
Üstte desenli kullanılıyorsa altta düz kullanılmalı. Eğer topuklu giyilmiyorsa bol paçadan uzak durmalı, boru paça tercih edilmeli. Bol paçalı pantolonun üzerine tünik çok tavsiye etmiyoruz; kısa bir bluz öneriyoruz.
Büyük beden en çok elbise, tünik ve uzunca hırkalara yakın durmalı. Nereniz daha avantajlıysa onu ön plana çıkaracak bir model belirlemek gerekiyor.

Peki tayt? Büyük bedenler çok giyer; sizce onlar için iyi bir giysi mi?

Bazı insanların üstleri daha büyük, bacakları daha ince olabiliyor. Böyle bir vücut tarzında bir tayt ve üzerine tünik sizi olduğunuzdan daha ince gösterir. Ama tayt her büyük bedende olmaz.

Elaidi koleksiyonunuzda kullandığınız bazı detaylar var; sizin imzanız gibi olmuş artık. Büyük beden koleksiyonunuzda o detayların yeri ne?

Origamik katlamalar, deneysel kupları belki Elaidi’de kullandığımız özgürlükte değil, ama o markanın müşterisine hitap edecek ölçülerde kullanmaya özen gösteriyorum. Onlar işin tuzu biberi çünkü. Mehtap Elaidi imzasının hissedilmesine özen gösteriyoruz... ‘Benimki bir varoluş hikayesi’

Elaidi soyadının hikayesi ne?

Benim babam Filistinli. Aile hikayesi zamanında Aydın’dan Hayfa’ya giden bir ailenin hikayesi. 48 yılında Filistin’den sürgüne gitmek zorunda kalıyorlar.
Sürgün o zamanki Filistinliler’i Suriye, Mısır, Ürdün’e götürüyor. Babam da Suudi Arabistan’a gidiyor.

Annenizle nasıl tanışıyorlar?

Annemin bir Türk kız arkadaşıyla babamın Arap bir erkek arkadaşının evlenmesi vesilesiyle tanışıyorlar. Annem İstanbullu. Evlenip Suudi Arabistan’da yaşıyorlar.
Ağabeyim 6 yaşına gelince yani okul çağı başlayınca annemle İstanbul’a geliyoruz. Çünkü annemin çocukların eğitiminin Türkiye’de olması şartı var.
Babam orada kalıyor. Babam ara ara geldi gitti, biz oraya gittik, geldik. Hayat bu şekilde devam etti. 20 sene önce babam dönmüştü, 7 sene önce de kaybettik.

Sizi modaya ne itti?

Benim çocukluk hayalimdi ama başka tarafa, deniz sigortacılığı alanına yönelmiştim. 36 yaşında özel hayatımı sıfırlama gücüm olduğu bir dönemde, boşandığımda kendime böyle bir hediye verme birikimim oluşmuştu.
Ve hayalimi gerçekleştirme imkanı yakaladım. Cahil cehaleti olarak görüyorum ama işe de yaradı.

O zaman bugünleri hayal ediyor muydunuz?

Açıkçası bugünleri hayal ederek başlamamıştım. O yüzden dönüp geriye baktığımda bana büyük keyif veriyor. Bir kere her gün işe heyecanla gitmek büyük bir keyif. Hiç pişman olmadım. Çok büyük zorluklarını da yaşadım bu işin, ama sonuçta ortaya çıkan benim adıma bir varoluş hikayesi...

Sizin ilk müşterinizin Hülya Avşar olduğunu biliyoruz. Hala müşteriniz mi?

Evet, arkadaşım. Şimdi de ara ara tabii ki giyer. Ben sürekli kıyafet vermek için onun temposuna yetişemiyorum!

Müşterileriniz başka kimler?

Ben gibi kadınlar. Kendi tercihlerini yaşamayı becerebilmiş kadınlar. Çünkü bugünün Türkiye’sinde, bugünün dünyasında kolay bir şey değil. Evet; müşterilerim cesur kadınlar!

4