Sigortalılar problem yaşıyor

Çarşamba, 09 Haziran 2010 - 05:00

Bir okuyucunuza verdiğiniz yanıtta hayat sigortasında inanılmaz hesaplardan söz etmişsiniz. Bu tek örnek değil sanırım. Aracım trafik kazasına karıştı. Karşı tarafın sigortası benim hasarımı karşılamak zorunda ama gel gör ki kazın ayağı öyle değil. Sigorta bizim aracın serviste onarımını kabul etmedi. Herhangi bir tamirhanede onarımı öngördü ve ona göre de düşük fiyat çıkardı. Buna hakkı var mı? Sonra bir yakınımın başına gelen olayda da orijinal parça bedelini kabul etmedi. Servislerle de kasko nedeni ile anlaşma yapıyor, trafik sigortası için yapmıyorlar, bu nasıl iş? M.H.

Önce basit bir açıklama yapayım. Biliyorsunuz trafik sigortası mecburi. Yani eliniz mahkum yaptıracaksınız. Dolayısı ile müşteri memnuniyeti önemli değil, üstelik sigorta şirketleri trafik sigortasından para kazanmıyor. O halde sizi niye memnun etsin? Mümkün olduğu kadar işi ucuza getiriyor. Ama kasko müşterisi öyle mi? Hem daha çok para yatırıyor hem de para kazandırıyor. O halde kasko müşterisini memnun etmek gerekiyor. Ancak şunu hatırlatayım; mecburi mali mesuliyet sigortasının, sizin servisiniz dışında herhangi bir tamirciye yönlendirmesinin yasal bir dayanağı olmadığı gibi orijinal olmayan parça kullandırma gibi bir hakları da yok. Sigorta şirketi sizi böyle bir yola girmeye zorlarsa cebinizden ödeyeceğiniz fark için dava açabilir, paranızı faizi ile birlikte talep edebilirsiniz. Tüm şirketlerin aynı sistemi uyguladığını iddia edemem ancak okuyucumun örneği elimde. Seçim yaparken dikkatli olun. Son bir hatırlatma. Ben bu yazıyı hazırlarken dışarıda yağmur yağıyor. Şayet evinizi veya işyerinizi sigorta ettirmek istiyorsanız, sele karşı kullanacağınız cümle ‘dahili su’ değil, ‘seylap’tır. Aklınızda bulunsun. Aksi halde su baskınında para pul alamazsınız.

Kanunlarda bulamazsınız

18 Mart 2010’da kira artış oranlarını yazmışsınız. Bunun hukuki dayanağını verir misiniz? A.U.

Kira artışları konusunda çok yazdım ama okuyucumun sorusu karşısında kira artışlarının hukuki dayanağını galiba söylemeyi ihmal etmişim. Şimdi onu da tamamlayayım. Bizim kanunlarımızın içinde kira artışları konusunda bulabileceğiniz bir hüküm yoktur. Boşuna aramayın. 6570 sayılı kanun çıktığında artış hükmü bulunuyordu ama bu konudaki iki madde 1963 yılında Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince konuda boşluk oluştu. Bu boşluğu Yargıtay doldurdu. Kira tespiti davalarında tespitin nasıl yapılacağını Yargıtay önüne gelen davalarda karara bağlayarak bir sistem kurdu. Daha doğrusu tam bir sistem de kurmadı. Halin icabına ve ekonomideki gelişmelere göre yeni sistemler geliştirdi. Yani zaman zaman değişen sistemler söz konusu. Onun için bizler kira tespiti konusunda Yargıtay’ı yakından takip ederiz. Bir günde tüm sistem değişebilir. Yani size söyleyeceğim kaynak Yargıtay’dır. Bugünkü artış sistemi de Yargıtay kararlarında mevcuttur. Yargıtay da bir zamanlar verilmiş 2/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtilen esaslar çerçevesinden ayrılmadan değişik sistemler kurar. İşte kira tespitinin kaynağı bunlardır, yasalarda aramayın.