'Şiirlerimi şarkı yapmak isteyen var'

Yeni dizi 'Kara Kutu'da Başkomiser Tekin'i canlandıran Kerem Alışık yüreğinde taşıdıklarını anlattı. İçli ifadesini konuştuk, rahmetli annesi Çolpan İlhan ve babası Sadri Alışık'ı yad ettik. Kerem Alışık hem ağladı, hem ağlattı. Şiir gibi cevaplarla samimi ve maskesiz bir röportaj oldu!

'Şiirlerimi şarkı yapmak isteyen var'

Röportaj: Elmas DERECİ
elmasdereci.com

‘Kara Kutu’ dizisinde ilk kez polis rolündesiniz. Heyecanlı mısınız?

Her yeni başlangıç; yeni bir heyecan demek. Projelerde sık yer almaktan özellikle kaçınıyorum. Kendime yakın bulduğum rolleri tercih ederim. Senaryo, sürükleyici tempo ve başkomiser Tekin karakteri beni heyecanlandırdı.

Başkomiser Tekin ile Kerem Alışık arasında benzerlik var mı?

Başkomiser Tekin ekonomik sorunlar ve mesleğine sevdalı olması nedeniyle emekli olmayı kabul etmeyen, vicdanlı, ailesine bağlı, temiz, namuslu bir adam. Kerem Alışık’la mesleki sorumluluk, meslek aşkı, vicdan ve sakin kalma konularında benzerlikler gösteriyor. Vicdan yoksa, hiç bir yetenek önemli değil bence. “Asayiş Şube’de çalıştım”

Rolünüzü pekiştirmek için inceleme, izleme yaptınız mı?

Asayiş Şube’de komiser arkadaşlarımla görüşmelerim, araştırmalarım, gözlemlerim oldu. Birçok film izledim. Tezlerden ve antitezlerden kendime bir sentez oluşturdum.

Komiser Colombo ile benzerlik var mı?

Role hazırlanırken Komiser Colombo’yu izlemedim. Ama çocukluğumdan bilirim, aklımda bir tek pardesösü kalmış. Onu benzetiyorum. Bir de zor çözülecek olayların içinde bile beşeri kalmayı başarabilen bir yanı vardı Colombo’nun. Tekin’in de öyle bir yanı var.

 Bıyığınızı dizi için mi kestiniz?

Yooo. Ama Komiser Tekin’in bıyıksız olması daha doğal olanıydı. Saçı biraz daha kısalttık, tıraşı ona göre düzenledik. “Tekin karakterini sevdim”

En severek oynadığınız rol hangisiydi?

‘Şarkılar Seni Söyler’de taksi şoförü Neşet ve ‘Aga’da Ali Galip Alemdar tiplemelerini çok sevmiştim. Ama Tekin de çok sevdiğim bir kompozisyon oldu.

 Bu rol ile rahmetli babanızı (Sadri Alışık) anımsattığınız, benzerliğiniz yazılıp çiziliyor.

Tipoloji olarak ‘gittikçe babasına benziyor’ söylemleri, bana çocukluğumda sık karşılaştığım ‘anneye mi babaya mı benziyor’ sorusunu hatırlattı. Bir keresinde müdüre hanım beni dersten çıkartıp odasına götürmüş ve oradaki arkadaşlarına gösterip “Sizce kime benziyor? Anneye mi babaya mı?” diye sormuştu. O gün bugündür bu konuda fikir birliği hiç sağlanamadı Belki yaşın ilerlemesi, sesimin tınısı, mimikler ve komiser Tekin’in genel hali babamın oynadığı karakterleri algılatıyor. Keyifli bir durum bu.

“Okulda yuva özlemim vardı”

Kerem Alışık’ın içli ifadesi yüzüne, sesine, tavrına ne zaman yerleşmeye başladı?

Yatılı okulda okurken ev, yuva özlemini çok çekerdim. O dönemden hüzne, efkara meylim olmuştur. Kendimi o hüzünlü, efkarlı, kırık rüzgarlara seve seve bırakmışımdır çoğu zaman. Bu içli halim öne çıktığı gibi arkaya da düşüyor zaman zaman. Küçücük durumlardan, sıradan olaylardan kocaman hassasiyetler ve derinlikler çıkarabilme alışkanlığının tesiridir belki.

En büyük melankoliniz ne oldu?

Dualarımızda da içimizde de vardır, her zaman doğru anlaşılmayı dileriz ve isteriz. Yanlış anlaşılmak, iftiraya uğramak hep korkutur beni. Doğrusunu söyleme şansı bulamadığım, kendimi gereksiz yere savunmak zorunda kaldığım zamanlar melankolik dönemlerdir benim için.

‘Şiirlerimi şarkı yapmak isteyen var’

Şiir kitaplarınız var. Şiirlerinizi şarkı sözü yapmayı düşündünüz mü?

Yazmaya devam. İlerleyen günlerde bir şiir kitabım daha çıkacak. Şarkı sözü olarak yazmak aklıma gelmedi ama şiirlerimi şarkı yapmak isteyenler var. Kendime şair demiyorum, şiir yazmayı seven biriyim. Hayatını şairlikle kazanmış, ömrünü şiire adamış bir sürü şairimiz varken benimkisine ancak ‘temiz bir çaba’ diyebiliriz.

Oyunculuk-eğitmenlik bir tercih miydi?

Yoksa hayat bu şekilde mi aktı? Bir tiyatro matinesinde ortaya atılan bir fikirle Sadri Alışık Akademisi’ni kurduk ve koskoca bir oluşum haline geldi. Hem genel sanat yönetmeni, hem eğitmen, hem oyuncu olarak her departmanda kültür ve sanata hizmet vermenin mutluluğunu yaşıyorum. Ailem yaratarak, üreterek, çalışarak, yorularak yaşamayı seçmiş insanlardan oluşuyor. Ben de bu mirası koruyarak, çoğaltarak taşımaya çalışıyorum.

  Hangi yaşta olursak olalım, anne ve babamızın çocuklarıyız. Anne-baba yoksa, çocukluktan çıkıyoruz. Siz nasıl yaşadınız?

‘Whiplash’ filmindeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını alan J.K.Simmons ödülünü alırken şöyle demişti; “Annebabanız hayattaysa mutlaka her gün onlarla konuşun, seslerini duyun, görebiliyorsanız görün.” Kıymet bilmek lazım. Doğru, ben artık kimsenin çocuğu değilim, ailenin atası konumuna geldim. Ailede son karar mercii benim.

‘Bizim konservatuvarımız annem Çolpan İlhan’dır’

Çolpan İlhan ve torunu Sadri Alışık

? Entellektüel bir aileden geliyorsunuz. Bunun ağırlığını yaşadınız mı?

Ailemin bıraktığı eserleri, fikirleri, sanata katkılarını kendi ürettiklerimi de ekleyerek var edebileceğimi düşünüyorum. En önemlisi manevi tatmin, aile geleneği, duruşu, misyonu... Oğlum Sadri de aynı görüş ve bilinçle yetişti. Bizim konservatuarımız Çolpan İlhan’dır. Annem; babamın, benim, Sadri’nin ve tüm ailenin kahramanıdır.

Oğlunuz Sadri ile nasıl bir ilişkiniz var?

Ağabey-kardeş gibi. Birlikte top oynuyor, maç izleyebiliyoruz. Sadri’yle koşu yarışı bile yapabilirim. Herhalde beni geçer ama çok da kolay pes etmem. O da tiyatroda. Bir gün kamera önüne çıkabilir.

Yapmayı isteyip fırsat bulamadığınız bir şey var mı?

Hep zamanla yarışıyorum. Uçak korkumun olmamasını ve çok sayıda ülke görmeyi isterdim.

 Kerem Alışık 10 yıl sonra nerede ne yapıyor olur?

Kerem Alışık aynı sorumlulukta, aynı şeyi paylaşmak ve beğenmek saadetinde, aynı üretkenlikte, aynı çaba-emek bilincinde olur sanırım.

Arkanızda ne bırakmak istersiniz?

Ailemin bana bıraktığı gibi temiz, pürüzsüz, ışıklı, emekle, çabayla, başarıyla donanmış bir soyadı bırakmak isterim.