"Sınanmamış Kadın"

Gazeteci yazar İhsan Yılmaz'ın öykü kitabı “Sınanmamış Kadın” piyasaya çıktı

Pazartesi, 05 Temmuz 2010 - 18:11

Elif Şafak’ın “Okuyacağınız kitaba yön veren üç muhteşem “i” var: İroni, ifade gücü ve içtenlik… Adından söz ettirecek bir yazarın zihinlerde ve yüreklerde iz bırakacak hikayeleri”,

Selim İleri’nin öyküleri için; “İyi ki gün ışığına çıkıyorlar”

Nazlı Eray’ın öykü karakterleri için “Etten kemikten ve capcanlı insanlar”

yorumlarını yaptığı gazeteci yazar İhsan Yılmaz’ın öykü kitabı “Sınanmamış Kadın” piyasaya çıktı.

Deneyimli gazeteci yazar İhsan Yılmaz’ın Postiga Yayınları’ndan çıkan kitabı ”Sınanmamış Kadın” büyük bir iddiayla edebiyat dünyasındaki yerini aldı.

İhsan Yılmaz, öykülerinde olayların ilk göründüğü gibi olmadığını çarpıcı finallerle anlatıyor. Yazar okurunu, sarsıcı bir yolculuğa çıkarırken, kah mevsimlik çocuk işçilerin dramına, kah varoşlarda sıkışmış kayıp hayatlara, kah platonik aşkın gülümseten acınası haline tanıklık ettiriyor.

Kitaba ismini veren “Sınanmamış Kadın” öyküsünde ise, kadın erkek ilişkileriyle ilgili çarpıcı bir sorunun yanıtı aranıyor: “Sınanmamış Kadın erdemli sayılır mı?”

Öyküde, eşinin sandığı kadar kusursuz ve iffetli olup olmadığını takıntı haline getiren, “korkudan veya fırsat bulamamaktan bana sadıksa ben ona nasıl ahlaklı derim” diye düşünen bir adamın yakıcı bir sadakat testi anlatılıyor.

Öyküde okurun da empati kurması bekleniyor. Sevdiğimin sadakatini test etmeli miyim? Buna hakkım var mı? Test edersem sınavı geçebilir mi?

Peki ya siz… Sevdiğinizin sadakatini test etmeyi göze alabilir misiniz?

KİTABIN ARKA KAPAK YAZISI

“Cinselliği hiç yakıştıramadığım annem, babamı aldatmıştı, hem de yıllarca. Babam bildiğim adam babam değildi. Başımı iki yana sallayabildim. Sonra hışımla çıktım odadan. Gece annem öldü. O zamandan beri anneme olan hislerim karmakarışık. Aklıma geldiğinde duyduğum kızgınlık mı, küçümseme mi, özlem mi bilmiyorum…

Ölümün etkisini birkaç ay içinde atlattım. Her anımı sevgili karım dolduruyordu, başkasına ihtiyacım yoktu. Annemin ihanetini de unutmuştum. Ama hatırlatacak kişi tarihin yaprakları arasından çıkıp geldi. Hem de dört yüz yıl sonra, yaşamımı rayından çıkarmak üzere. Bu kişinin İspanyol yazar Miguel de Cervantes Saavedra olacağını kim tahmin edebilirdi ki?..

Kütüphanede Cervantes’in ‘Don Kişot’una en uygun yeri ararken, ortalardan rastgele bir sayfa açtım. Sadece birkaç saniye sürdü göz atmam, o sırada koyacağım yeri belirledim. Tam rafa kitabı kaldıracakken, açılan sayfada okuduğum o tek cümle beynimde patladı: ‘Sınanmamış kadın erdemli sayılmaz.’

Kütüphaneden çıkarken kararımı vermiştim…”