'Sinir bozucuyum'

Ekranların gülen yüzü Berna Laçin, yıllardan sonra tiyatro sahnesinde... 'Hoş Geldin Boyacı' adlı oyunda Erdal Özyağcılar ile başrolü paylaşıyor. Sahne arkasında Berna Hanım ile bir araya geldik. Röportajımız uzun sürmüş olacak ki yan odadaki Erdal Özyağcılar'ı çıldırttık ve sağlam bir azar işittik.

'Sinir bozucuyum'

Röportaj: Çağnur HATİPOĞLU
[email protected]

 Yıllardan sonra Erdal Özyağcılar’la birlikte ‘Hoş Geldin Boyacı’ adlı tiyatro oyunundasınız. Daha önce teklif mi gelmemişti tiyatrodan?

Gelmişti ama içime sinmemişti hiçbiri. Beni heyecanlandıracak, zorlayacak oyunu bekledim. Tiyatro yapmayalı 7 yıl olmuştu, özlemişim.

 Oyununuza ilgi nasıl?

Çok iyi. Üstelik oyuna reklamsız başladık. Tiyatro kulaktan kulağa yayılarak, insanların tavsiyesiyle kitlelere ulaşır. Sen billboard’lar assan bile o oyun halkın beğenisini kazanmamışsa nafiledir. Oyunu izleyen seyircinin ertesi gün arkadaşıyla çay içerken “Ahhh şekerim, dün akşamki oyunda bir güldük bir güldük. Ne güzel bir oyundu” demesi, trilyon akıtsanız yapamayacağınız bir reklamdır.

  Yorumlarda hem güzelliğinizden hem sevimliliğinizden bahsediliyor.

Genelde güzel olan sevimli, sevimli olan güzel olamaz ama... Sağolsunlar. Böyle bir önyargı var gerçekten. Biraz eli yüzü düzgünse sevimlilik beklenmiyor. Ben de aksine sevimli insanları güzel bulurum. Bir de güzel gülen kadın güzeldir.

“Ailece fotoğrafçı olduk”

 Günlük hayatınız nasıl gidiyor?

Evimde kızım ve eşimle (Tolga Eşiz) hayatımız sürüyor. Gazetedeki köşe yazarlığı da devam ediyor.

 Yıllardır evlisiniz. Hiç çatırdamalar veya sorunlar yaşanmadı mı? Sanat camiasında evlilikler pek uzun sürmüyor da.

Flört dönemimizi de sayarsak neredeyse 19 yıldır evliyiz. Tolga’ya “Önümüzdeki yıl 20’nci senemiz şerefine birşeyler yapalım” dedim. Eşim 10 yıldır fotoğrafçılığa ilgi duyuyor. Bu tutkusuna ya dahil olacaktım ya ayrılacaktım (gülüyor). Şimdi ailece fotoğrafçılığa merak sardık. Üçümüzün elinde profesyonel fotoğraf makinası, yollardayız. Sırf fotoğraf çekmek için eşimle Küba yollarına düştük.

 Kızınız Ada 13 yaşında. Nasıl bir ilişkiniz var?

O hep benim bebeğim. Ne kadar büyüdüğünü oyunumuzun galasına hazırlanırken daha iyi anladım. Baktım, elbisesinin altına giyeceği ayakkabı konusunda bana bilgi veriyor.

Kızınız Ada’yı küçükken alışveriş merkezine götürmediğinizi, televizyon izlettirmediğinizi, korunaklı büyüttüğünüzü biliyorum. Bu tutumunuz sürüyor mu?

Doğru. 10 yaşına kadar çizgi film dışında televizyon izlettirmedim. Dizilere iki yıl önce başladı. Alışveriş merkezine ise zorunluluktan gideriz. Fakat inanın, kızım da gitmek istemiyor. AVM yerine Galata’ya, Haliç’e ya da Balat’a gitmeyi tercih ediyor.

 Sert bir anne misiniz?

Hayır. Kendi dünyamı ve isteklerimi ona empoze etmeye çalışmam. Aksine onların dünyasına uymaya çalışırım. Fakat bir bakışımla ya da sözümle anlatmak istediğimi anlatırım.

“Aynı yüzlü kadınlara tahammül edemiyorum”

  Estetiğe karşı olduğunuzu söylüyordunuz ama estetik yaptırdınız. Bu nedenle de eleştirildiniz.

Estetiğe karşı değilim. Sizi rahatsız eden yerinizi değiştirirsiniz. Benim tahammül edemediğim, eline bir ünlünün fotoğrafını alıp doktor doktor dolaşarak aynısını yaptıranlar. Bir de caddelerde aynı yüzlü kadınları görmekten hoşlanmıyorum.

  Göğüslerinize silikon taktırdığınız doğru mu?

Evet. Ama estetiğe meraklı olsam 20 yaşında yaptırırdım. Şimdi 40 yaşındayım. Emzirme ve kilo alıp verme nedeniyle göğüslerimde doku kaybı oluştu, içi boşaldı. Ufak bir parça silikon desteği yaptırdım. Bunun dışında vücudumun hiçbir yerinde estetik yok.

‘Bütün arkadaşlarım benden nefret eder’

 Oyununuzun başlamasına yarım saat kaldı, bakıyorum bir porsiyon iskenderi gözümün önünde bitiriverdiniz. İştahlısınız demek ki.

Nasıl yıllardır aynı kiloda kalabildiniz? Ben bu konuda sinir bozucuyum, bütün arkadaşlarım benden nefret eder. Çok yerim. İnanılmaz yerim. Ailece boğazlıyız. Kızım dahil. Geçen kar kıyamette eve tıkıldık, bol hamur işi, börek, çörek yedik. Hiç diyet ve spor yapmam. Sadece hareketliyim.