'Sır tutmayı bilmeyenler sihirbaz olamaz'

Sihri sevmeyen var mıdır ya da bir sihirbazın gösterisini izlerken ağzı beş karış açık kalmayan! Sanırım yoktur. “Sır öğrenilirse sihir biter” diyor ünlü sihirbaz Erdem Bulungiray

Pazar, 13 Aralık 2009 - 05:00

'Sır tutmayı bilmeyenler sihirbaz olamaz'

Hikayeniz nerede ve nasıl başlıyor?
1949’da Pınarhisar’da doğdum. Liseyi Edirne’de yatılı olarak okudum. 68 yılında da İstanbul’a geldim ve mühendislik okudum. Sonra da makine mühendisi olarak çalışmaya başladım.

Yanlış anlamadım değil mi makine mühendisi dediniz?
Evet, 3 yıl ısıtma havalandırma, sıhhi tesisat üzerine bir şirkette makine mühendisi olarak iyi projelerde yer aldım. Sonra askere gittim, döndüğümde aynı yere iş başvurusunda bulundum ama anlaşamadık. O zaman 20 bin lira maaş verdiler, ev kiram 18 bindi. Geçinmem imkansızdı, ben de ayrıldım.

Bunun üzerine sihirbaz olmaya karar verdiğinizi söylemeyin sakın

81 yılında Fenerbahçe’deki Sihirevi mağazamı açtım. 28 yılım bu mağazada geçti.

Peki ama nasıl?
Kendimi bildim bileli el becerim vardır. El emeğimle hediyelik eşya satmaya başladım. Kendi yaptığım şeyleri satıyordum. 1999 yılında da şaka ürünleri satmaya başladım. Dükkana sipariş ettiğim ürünlerin arasından illüzyon malzemeleri de çıkıyordu ve daha çok ilgi görüyordu. Araştırdım, Türkiye’de sihirbazlık malzemesi satan bir yer yok gibiydi. 96 yılından beri sihirbazlara yardımcı olmak ve yeni gençler yetiştirmek için hizmet veriyorum, sihirbazlık malzemeleri satıyorum.

Ya sihirbazlık yeteneği nereden geliyor?

Ürünler geldikçe satabilmek için onları incelemeye, öğrenmeye başladım. Müşterilere nasıl yapacaklarını gösteriyordum. Çalıştım ve pratik yaptım. Ve böylece profesyonel olarak sihirbazlık yapmaya başladım.

O kadar kolay mı?

Diyelim ki ben hiçbir şey bilmiyorum ama birkaç numara öğrenmek istiyorum... Elbette kolay değil. Başlangıç için 2.5 Lira’dan başlayıp 5-10-15 Lira’ya kadar çeşitli numaralar gösteriyorum. Sizi çalıştırıyorum. Öğrenmek isteyen biraz çalışıyor, yapamazsa tekrar geliyor, yine gösteriyorum, pratik yapa yapa öğreniyor. Ama bu işi gerçekten seviyorsanız öğretiyorum. İşimi seviyorum, sokaktan geçen insana malzeme satmam.

Bunu nasıl anlıyorsunuz?
Artık onları tanıyorum. Bu işi seven, hobi ya da meslek olarak yapmak isteyen herkese yardıma hazırım. Öğretilerden para almıyorum, sadece ürünlerden para alıyorum. Ürünü sunuyor ve öğretiyorum. Evde 1 hafta çalışıp bana gösteri yapıyorlar, yanlışlarını gösteriyorum. Bu iş, sabır işi. Sabrı olmayan gelmesin. Sabırla çalışırsanız olur. Yavaş yavaş kendilerini yetiştirdikçe bir bakıyorlar sahnedeler. Sürekli canlı prova yapmak gerekiyor.

Buraya kimler geliyor?

Çocuklar geliyor, yetişkinler geliyor. 7’den 70ye herkes illüzyonu öğrenmek için geliyor. 3 yıldır pek çok genç yetiştirdim. Bunlar profesyonel anlamda da sihirbazlık yapıyor.

Küçük bir çocuk ne yapabilir?
Çok küçükse hevesini kırmamak için küçük şeyler gösterip “Biraz büyü de, öyle gel” diyorum. Önemli olan sevmesi. Biraz daha büyükse basit numaralar öğretiyorum. Gerçekten seven herkes buradan yararlanabilir. Özellikle doktorlar çok meraklı. Tiyatrocular da geliyorlar. Oyunun içinde uyguluyorlar. Kadın müşterilerim de oluyor.

Sihirbazlığa hangi numaralarla başladınız?
Para numaraları, mendil numaraları... Bunlar gerçekten herkesi şaşırtan ve hayrete düşüren numaralar.

Sizin bir de fan kulübünüz var...
Evet, sihirbazların ve illüzyonu sevenlerin birleştiği bir fan kulübüm var. Bununla da yetinmedik, uluslararası bir kuruluşa da üye olduk. Fan kulübümde yüzlerce öğrencim var. 96 senesinde oğullarımın da yardımıyla bir internet sitesi hazırladık. Sihirevi.com. Türkiye’de illüzyonistlere yardım eden tek mağazayız diyebilirim.

Sihirbazın iyisi, yapabildiği oyun sayısıyla ölçülüyor sanırım. Sizin kaç oyununuz var?

Evet, ne kadar çok oyunun olursa o kadar büyük sihirbazsın. Her gittiğin yerde değişik oyunlar sergilersen çok daha büyük bir illüzyonist olursun. Benim satıcı olmamdan da kaynaklanan yaklaşık 100’ün üzerinde oyunum var. Bir saatlik gösteride 15-20 tane sergiliyorum. En çok birebir oyunları tercih ediyorum.

Hangi oyunlarda iddialısınız?

Para oyunlarım beğenilir. Kendi tasarladığım, benim ismimle anılan bir oyunum var: Erdem Magic in Suitcase. Fikir benim. Bu bir Bond çanta. Açıyorsunuz içinden inanılmaz büyüklükte şeyler çıkıyor. Bunlar asla bir çantaya sığmayacak şeyler. Bütün dünyada bu isimle satılıyor.

Her sihirbazın kendine özel bir numarası oluyor mu?
Oluyor tabii. Kimisi senelerce aynı şeyi oynuyor ve ustalaşıyor. Bu da zamanla oluyor. 50 yıldır aynı oyunu yapıyorsa artık onun üstüne kime çıkamaz. Her sihirbazın mutlaka çok iyi sergilediği oyunlar vardır ve onunla anılırlar.

Peki sizin sihir dünyasında sihirbazlar genelde birbirine rakip midir?
Sihirbazlar birbirini sever de, sevmez de. Hepsi en iyisi olmak ister. İllüzyon zamanla ilgili. Ne kadar yaşlanırsan o kadar ustasın. Sihirbazlar birbirini hem kıskanır hem sever. Birbirini çekemez ve herkes en iyisi olmak için uğraşır.

Peki bizden neden bir David Copperfield çıkmıyor?
Türk insanı isterse her şeyi yapar. Ama bu ancak destekle olur, saklayarak olmaz. Eski hocalarımız onlarca öğrenci yetiştirseydi Türk illüzyon sanatına büyük destek yapmış olurdu. Sırlar saklanarak değil öğretilerek bir yere varılır. Çok eski hocalarımız öğretselerdi Türkiye de çok çok daha iyi durumda olurdu. Bence zamanla her şey daha iyi olacak. İnşallah 5-10 yıl sonra Türk sihirbazları yurt dışında da ses getirecek.

Bu işin püf noktası sır değil mi? Sır öğrenilirse numaranın ne anlamı kalır?
Evet bu işin püf noktası sır. Diyelim ki siz bir oyun aldınız. Nasıl yapıldığını herkese gösterirseniz paranızı sokağa atmış olursunuz. Onca beceriniz havaya gider. “Herkes çok basitmiş” der. Dükkana gelenlere önce “Sır tutar mısınız?” diye sorarım. “Evet” derler. “Ben de tutuyorum” derim. Öğrencilerime sırrını veriyorum ama hiç kimseye anlatmayacağının sözünü aldıktan sonra. “Anne-babanızın bile haberi olmayacak” diyorum. İnanır mısınız o minicik çocuklar gerçekten sır vermiyorlar. Anne-babalarına “Öğrenmek istiyorsan Erdem Hoca’ya git” diyorlarmış.

Peki evde eşinize, çocuklarınıza da sihirbazlık yapıyor musunuz?
İki oğlum var ama ikisinin de yaşı büyük. Yapıyorum ama kanıksadılar artık. “Vardır bunda bir numara” deyip geçiyorlar.

Evlendiğinizde sihirbaz mıydınız?
Hayır mühendistim, evlendikten sonra sihirbaz oldum.

Peki mühendislikten sihirbazlığa geçiş yaptığınızda eşiniz ne tepki verdi?
“Sihirbaz mı oldun?” dediler ama ben fazla umursamadım. Sonuçta bu da benim mesleğim. Severek yapılan işler en güzelidir. .

Çocuklarınızın merakı var mı, sizin yolunuzdan gidiyorlar mı?
Büyük oğlum makine mühendisi oldu. Küçük oğlum biraz meraklı. Ben sihirbazlığa başladığımda küçük değillerdi. Küçük oğlum para kaybetme, mendil kaybetme gibi numaraları yapıyor ama çok hevesi de yok. Olayın içinde doğunca cazip gelmiyor. Ama birçok çocuk bana “Keşke sen benim babam olsaydın” diye geliyor. O özlemi yaşıyorlar. Okuldaki öğrencilerim de beni çok seviyorlar.

Röportaj: Eylem Keskin
eylem.keskin@posta.com.tr