'Sırada göğüs ve karın estetiği var'

Zerrin Özer müthiş bir başarıya imza attı. 1 yılda 30 kilo verip 75 kiloya inen sanatçı, estetiklerle de desteklediği müthiş değişimin tadını çıkarıyorbu günlerde

a
a
Pazar, 15 Kasım 2009 - 05:00


'Sırada göğüs ve karın estetiği var'

27 kilodan sonra vermeye devam ediyor musunuz?
30 kilo oldu.

Devam edecek misiniz?
Tabii. Akrep Burcu’nda böyle bir şey var; ya hep ya hiç!

Burcun zaferi mi bu?
Burcun zaferi diyebilirim vallahi. Çünkü bir şeye karar verdiğim zaman ondan geri dönmüyorum.

Her şeyde böyle çok kararlı mısınız?
Çok zor karar verebiliyorum ama karar verince asla dönüşü yok.

Aşkta da böyle kararlı mısınız; çünkü en zayıf noktasıdır insanın?
Ben acı çekmeyi seviyorum aslında. Aşkta da eğer bir şeye karar verdiysem sonunda üzüntü de olacağını bilsem onun yapılması lazım. Benim çok katı kurallarım vardır. Çok kolay görünen bir insanım ama çok zor bir kadınım. Belki de öyle besleniyorum. Her şey çok güllük gülistanlık gitse de ben muhakkak beni mutsuz edecek ve mutsuzluğundan zevk alacağım bir şey arayıp bulurum.

Peki kiloların gitmesi size mutluluk verdi mi?
Çok mutluyum...

Neler değişti hayatınızda?
Eskiden neredeyse iki saatte hazırlanırdım. O kiloyu hangi kıyafet kapatacak, hangi büyük beden şık duracak diye çok büyük sorunlar yaşardım. Şimdi iki dakikada hazırlanıyor ve giyiniyorum. Çünkü üstünüze her şey oluyor. Bir kere onun zevki, size verdiği, yaşattığı keyif çok farklı. Eskiden hareket edemezdim, şimdi evin içinde oradan oraya koşuyorum. “Ben kilolarımla barışığım” diyen hiçbir kadına inanmıyorum. Böyle bir şey yok! Kilolu olan hangi kadın zayıflamak istemez ki? Yıllardır kilo alıp verdim, bu biraz da ruh yapısıyla alakalı. Çok antidepresan kullanan bir insanım, bu yıllardır böyle. Onların da yan tesiri fevkalade acıktırıyor ve yedirtiyor olması!

Peki en büyük değişiklik ne oldu?İnanılmaz güvenim geldi kendime. Çünkü aynada gördüğüm kadını beğeniyorum. Eskiden yürürken vitrin camına düşen gölgemden gözümü kaçırırdım, bakamazdım. Şimdi sürekli aynaya bakıyorum. Son derece keyifli ve mutluyum.

Artık antidepresana son verdiniz mi?
Zaman zaman devam ediyor çünkü panik atağım var benim. Herkes bir dönem geçiriyor, ben 30 senedir uğurlayamadım panik atağımı. Onunla yaşıyorum. Uçlarda yaşamak çok zor bir şey.

Peki bu büyük değişim nasıl gerçekleşti?
Beynime emir verdim, eskiden beynim beni yönlendiriyordu, şimdi ben beynimi yönlendiriyorum. Yiyecek anlamında güzel olan her şeyi hayatımdan çıkardım. Çünkü güzel olan her şey kilo yapıyor. Şimdi eskisinden çok daha sağlıklı besleniyorum, yemediğim sebzeleri yiyorum, salata yiyorum, protein alıyorum. Yoğurt yemezdim, yoğurt yiyorum. Ekmeği sadece sabah iki dilim yiyorum. Oysa ben tek çeşit beslenirdim, çok hamur işi yerdim. Yani artık çok sağlıklı besleniyorum. Ve en önemlisi akşam 7’den sonra yemiyorum. Ayrıca spor yapıyorum. Arkadaşımın spor salonuna düzenli gitmek için Bakırköy’e taşındım, sıkı spor yapıyorum. Kickboks’a başladım şimdi. Sonra vücut geliştirme yapacağım.

Peki estetikler?Başarının sonu olmadığı gibi güzelliğin de sonu yok! Bunu tabii estetiklerle de perçinliyorum. Doktorum göğsümün yanındaki fazlalıkları liposuction’la aldı. Gıdım ve göz kapağımdaki fazlalıklar alındı. “Ne olur biraz daha gerelim” dedim, “Yok” dedi doktorum, “Naturel olması lazım”.

Naturel gerçekten! Estetikler devam edecek mi?
Şimdi sırada göğüs ve karın var. O kadar kilo verince tabii göğüste bir deformasyon oldu. Göğsüm yapılacak ve karnım gerilecek; ondan sonra şahane olacak!

Şimdi herkes soyunmanızı bekliyor!
Yapmayın, tövbe tövbe!

Siz söylediniz diye!
Zerrin Özer soyunsa bile hiçbir zaman sakil olamaz. Orada yine bir çocuksuluğu, kendine ait bir kalitesi vardır; sakil olmaz. Jartiyeri sahneyle alakalı olarak söyledim; ben yıllarca blues, caz, pop, rock okudum, öyle bir repertuar yaptığımızda sahne kostümüne bu şekilde yansıyacak. Tina Turner’ı çok beğenirim, vücudu çok güzeldir, onun giyim tarzını çok severim. Benim de bacaklarım iyidir, yıllar önce mayo, diz üzerine kadar çizme giyerek sahneye çıkardım. Sakilliği sevmiyorum ama eğer güzel estetik veriyorsam niye olmasın?

Göbeğinize piercing ne zaman yaptırıyorsunuz?Daha göbek alınacak ya, ondan sonra piercing yaptırılacak. Kar yağsa bile göbeğim açık dolaşacağım; öyle bluzlar giyeceğim. Blue jean, üzerine göbeğim açık kısa bluz giyip öyle dolaşacağım. Ben artık yapamadığım şeyleri yapmak istiyorum. İnsan 50’sinde de 60’ında da olsa eğer bir şeyi istiyorsa onu başarır, istemek yarı yarıya başarmaktır

Peki bu kilo verme kararının aşkla ilgisi var mı?
Galiba ya! (Biraz duraklıyor) Galiba ben onun için kilo verdim. Ama ben her zaman geç kaldım, bende var bu; yine zamanı tutturamadım! Ona da geç kaldım! Zamanlamada bir hata var. Ciddi sorun var! O varken (eşi Levent Süren) niye vermedim değil mi? Belki acaba onu unutmak adına değil de, bir şeylerle ilgileneyim diye mi kilo vermeye yöneldim?

Öyle mi?
Bilemiyorum ama sonuçta yine her tarafımın bir köşesinde Levent’e ait ilintiler var.

Siz Levent Bey’i unutamamışsınız; ama ilişkiyi bitiren sizdiniz yanılmıyorum değil mi?
Levent Bey’le olmayan neydi? Kadın erkek ilişkisinde ben çok zor bir kadınım. Uçlarda yaşamam karşı tarafa çok zor geliyor. Ben dayanamıyorum. Üzüyorum. Bundan sonra böyle bir ilişkim olsa üzmemeye gayret edeceğim. Tabii Levent’le de anlaşamadığımız tartıştığımız çok konu oldu, ama temelde baktığımız zaman Levent’e çok saygı duyuyorum, hayranım. Artık aşkı aşmış bir durum var. Onu çok şekilli, milyon tane biçimde seviyorum.

Ama bitirdiniz; ve severek bitirdiniz... Neden?
Ben normal değilim, anormal olduğum için. Ben gerçekten sahici bir ruh hastasıyım. Bir sanatçı da normal olamaz zaten! Bilmiyorum sanki bir an beni sevmediğini hissettim gibi geldi. Zaten sevgi yer değiştirmişti. İlk defa hep yanımda olan insan karşımdaydı, bir an ona baktım; o zaman çok negatif enerji doluydum. Çok güzel bir ilişkiyi bitirdiğimi düşünüyorum. Çünkü çok saygı vardı, sevgi vardı.

Bu son albüm Emanet’teki şarkı sözlerinizde Levent Bey için bir şeyler var mı?
Sevgili Selahattin Erhan’ın ‘Beni unutma’ adlı bir şarkısı var albümde, orada “Beni unutma sana verdiğim son...” diye bir şey diyordu. “Ama ben bunu hissetmiyorum” dedim. Sonra Levent’e telefon açtım, “Ben sana en son ne vermiştim?” diye sordum. “Oyuncak” dedi. “O zaman şarkının o bölümüne oyuncak yazıyorum” dedim. O da “Tamam” dedi. “Sana verdiğim son oyuncağı” diye değiştirdik şarkının sözlerini.

Levent Bey’e söylediğiniz başka şarkı var mı albümde?
Git diye bir şarkı var; diyor ki “Sen git başkasıyla ol, mutlu ol yeter ki/ Ama eğer dönmek istiyorsan yerin hazır gel bekliyorum.”

Bekliyor musunuz peki?
“Geldim” dese ne yaparsınız? Valla havalara zıplarım.

Geleceğe yönelik planlar yapıyor musunuz?
Hiç planlamadan yaşadım ben. Şimdi artık yarını bugün gibi yaşıyorum. Çünkü yarın olmayabilir!

Nasıl yaşıyorsunuz?
Tabii ki bu örf ve adetler içinde, bizim aldığımız ahlak kuralları içinde. Ama her şey biraz sonra bitebilir gibi. Hayata o şekilde bakıyorum artık.

Neden böyle bakmaya başladınız hayata?
Yaşamışlıkla alakalı. 49 yıl çok uzun aslında.

Ama artık hiç bu yaşı göstermiyorsunuz!
Benim dünya yaşım yok. Ben asla o yaşın insanı değilim. Çok çocuk ruhluyum. Sevgili Hülya’nın söylediği bir laf var: Levent benden 20 yaş küçük, evlendiğimiz zaman, “Zerrin’in ruhu ondan çok küçüktür” demiş. Hakikaten çok doğru bir tespit. Böyle de gideceğim!

Bende de sizinle ilgili “Acılı bir kadın” izlenimi var...
Aslında içimde çok farklı, çok komiğim. Arkadaşlarım bana “Niye stand-up yapmıyorsun? Çok doğal komiksin” der. Hep gülerler bana. Ama diyorum ya, hep uçlarda yaşamak! Birden kahkaha atarken, hüngür hüngür ağlayabiliyorum. Bu çok zor bir karakter ve beni çok yoruyor. Beni yorduğu gibi karşı tarafı da yoruyor.

Müthiş bir değişimi başarmışsınız; tadını çıkarın!
Tadını çıkarayım istiyorum ben de; her yerde böyle boy göstereyim istiyorum. Başarımla kendi kendime gurur duyuyorum.

Peki zayıfladınız, artık Bakırköy’den taşınacak mısınız?
Buradan gidiyorum ama evi kapatmayacağım. Spora devam edeceğim çünkü. Ama iki evim olacak; belki de Levent’lerin oraya taşınırım belli mi olur!

Sizin kalbiniz tümüyle Levent Bey’de kalmış...
Sihir gibi. Evlenirsem bir tek Levent’le evlenirim. Başkasıyla evlenmem!

Vallahi biz de nefeslerimizi tuttuk bekliyoruz; nikaha geleceğiz!
(Kahkaha atıyor) Bir şey söyleyeyim mi; geçen gün balık yemeğe gittik. Çok güzel bir akşamdı. Şahaneydi!

Yemek sizi çok heyecanlandırmış; Onu çok mu seviyorsunuz?
9 ay oldu ayrılalı, bir yanlışını gördünüz mü Levent’in? Bu adam sevilmez mi? Artık bu kadar yıl sonra insan kimi seveceğini, kimi sevmeyeceğini çok iyi ayırt ediyor!

Röportaj: Seral Cumalı
scumali@posta.com.tr