Sıradanlığın zaferine inananların hikayesi: "Ali güzel bir âşık"

a
a
Çarşamba, 13 Ocak 2016 - 11:16

Sinan Sülün Karahindiba'dan sonra Kırlangıç Dönümü ile okurun karşısında! Öyküleriyle tanıdığımız Sülün bu sefer okuyucusunu bir romanla üstelik farklı bir aşk romanıyla selamlıyor. Sülün klasik olabilecek bir aşk hikayesini kalemiyle bambaşka bir hale getirmiş. Karakterlerin yaşamları, toplumsal ve politik doku ve hepsinin yanında Ali ve Verda'nın aşkını anlatırken Sülün, yaşadığımız bu toplumda bizi saf aşka ve umuda inandırıyor.

Tüm bunları masaya koyup Sinan Sülün ile Kırlangıç Dönümü'nü, aşkı, umudu ve dahasını konuştuk:

Öyküden romana geçmeye nasıl karar verdiniz? Yani düşünüyor muydunuz yoksa kalemi elinize alınca mı oldu?

Kalemi elime aldım. Yazmaya başladım. Seksen, doksan, yüz, yüz on… yazdıkça yazıyorum. Bakıyorum karakter aynı. Olaylar alengirli. Mütemadiyen dallanıp budaklanıyor. Dedim bu o zaman roman olur. 

Öykücüler için roman yazmak zor mu sizce? "Eyvah yazamıyorum" dediğiniz zamanlar oldu mu?

Bütün kategorilere eşit mesafedeyim ben. Tür tutmam. Sanırım öyküyle romanın ortasında bir yerde duruyorum. Yazdıkça bir sarkaç gibi bir o yana bir bu yana gidiyorum. Eyvah yazamıyorum dediğim zamanlar oldu. Küçülüp masanın altına, hatta daha küçülüp, susam tanesi kadar olup iç cebime girmeyi çok istedim. Sonra Sait Faik’e ayıp olur deyip vazgeçtim. 

HER ŞEY BU ÜLKENİN ATMOSFERİNE PARALEL

Roman başlarken ben "sanırım tanıdık bir hikaye umarım şaşırtır" diye düşünmüştüm. Ki şaşırttı. Hikâyede esinlenme var mı merak ediyorum yoksa tamamen kurgu mu?

Hem kurgu hem esinlenme. Kurgu çünkü, Ali diye birisi yok. Esinlenme çünkü Ali diye birisi var. Kurgu çünkü Ali güzel bir âşık. Verda kalbini açan bir kadın. Esinlenme çünkü Ali ve Verda  yanı başımda yaşıyorlar.  

Arka planda toplumsal bir eleştiride görüyor okuyucu. Romanının -sosyalistler ve devlet açısından-  Türkiye'deki atmosfere paralel gittiğini söyleyebilir miyiz?

Söyleriz tabii…Sadece roman değil her şey bu ülkenin atmosferine paralel gidiyor. Kırlangıçlar, kediler, karıncalar. Kırlangıçlar kışa yenilip göç ediyor, kediler uyanıp kapı eşiklerinde geriniyor, karıncılar bize kardeşliği hatırlatıyor. Türkiye’de yaşayan insanların da pek farkı yok bu dostlarımızdan. 

Kırlangıç Dönümü'ndeki meseleler aslında bildiğimiz bir geçmişi ve hatta belki daha sert geçecek bir geleceği dolandırmadan anlatıyor sanki?

Bilineni anlatmak bilinmeyeni anlatmaktan daha zor. Sıradan insanı anlatmanın kahramanı anlatmaktan daha zor olması gibi. Gelecek sert mi geçecek ılıman mı bilmiyorum açıkçası. Göreceğiz. Lakin ben umutluyum. Geleceğin belirsiz olması her şeye gebedir. İyi şeyler olmasını temenni ediyorum. Her şey kötü giderken, yüz bin insanın sisler içerisinde Boğaz Köprüsü'nden geçtiğini gördük biz. Hulasa, karar vermek için çok erken.  

UMUT HALA VAR

Kitapta öyle duru bir aşk hikayesi anlatıyorsun ki sormadan edemeyeceğim: Günümüzde böyle bir aşkın varlığına inanıyor musun? Yani Ali gibi aşık olunca koşmaya başlayan ve bunu pat diye söyleyen insanlar kaldı mı?

Kaldı tabii, kalmaz olur mu? Koşulsuz, ön yargısız, bağımsız sevmeyi becerebilirsek mutlaka karşımıza çıkar, Ali ve Verda gibi insanlar. Fakat insanlar aşk tercihlerini statülere, rollere, zenginliğe göre yapıyorlar. Karşısındaki insanın içindeki gerçek manayı görmek için çaba harcamıyorlar. Hal böyle olunca bilmem ne müdürünün içinden sadakatsiz bir erkek, güzel bir kadının içinden ruhu çirkin bir kadın çıkıveriyor. 

Ve gerçekten sıradanlığın zaferine inanıyor musun? Umut var mı hala? 

Umut hala var… Katı atık toplayıcısına doğum günü pastası kesenler, sokaktaki kediye köpeğe yemek verenler, parktaki ağacı korumak için gaz yiyenler olduğu sürece umut hep olacak. Geleceği görmek için geçmişe bakmamız yeterli. Umutsuzluk ve korku kralların, umut ve cesaret halkın dostudur. Hikâyeyi başlatan krallar olabilir. Ama sonlandıran hem sıradan insanlar olmuştur. 

Bundan sonrası için okuyucuyu öykü mü bekliyor roman mı?

Bilmiyorum. Ben de okuyucuyla birlikte ne olacağını göreceğim. 

Son olarak şu sıralar kimleri okuyorsun, okuyucuya önerin var mı?

Hikaye Anlatıcılığı (Storytelling) eğitimi verdiğim için şu sıralar ağırlıklı olarak bu alanda kitaplar okuyorum. Hikayeler beyinde nasıl bir etki yaratıyor, hikayelerle karşınızdaki insanı nasıl ikna ederseniz, marka hikayeleri nasıl yaratılır vs. 

Okuyuculara  naçizane önerim olabilir. Mustafa Çifçi’yi mutlaka okumalarını öneririm. İletişim Yayınları’ndan çıkıyor kitapları. Müthiş bir kalem. Öylesine güzel yazıyor ki hayran olmamak elde değil. Onun dışında son zamanlarda okuduğum yazarlardan ilk aklıma gelenler; İlhami Algör, Yalçın Tosun, Ahmet Büke, Hakan Karakaşoğlu, Banu Özyürek…