Şirket kuruluşunda net rakamların dili!

Salı, 02 Mart 2010 - 05:00

Başbakan Tayyip Erdoğan, geçen hafta içinde yaptığı konuşmada, ‘Şirketler kapanıyor’, ‘Esnaf batıyor’ eleştirilerine yanıt verirken, şunları söylemişti: “Muhalefet Türkiye’de hep kapanan şirket sayısını söylüyor. Açılan neden söylenmiyor? Net açılan şirkete bakmak lazım.” Başbakan’dan bir hafta önce de Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bireysel emeklilik şirketlerinin basın toplantısında, benzer bir eleştiri yapmıştı: “Sadece kapanan ya da açılan şirket sayısına değil, ortada net kalan şirket sayısına bakmak lazım. Kapanan da olacak, açılan da... Önemli olan net kaç şirketin kaldığıdır.”

Gerçekten de her ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de açılan şirket de olacak kapanan da... Serbest pazarın hakim olduğu, üstelik rekabetin arttığı ve iş modellerinin giderek arttığı bir ortamda, şirket kapanışlarını ortadan kaldırmak mümkün değil.

Başbakan nerelerde haklı?

Bu açıdan bakınca, Başbakan ve Başbakan Yardımcısı’nın haklı olduğu noktalar var. Şöyle ki:

1. Başbakan haklı, çünkü bütün kapanan şirketleri, ekonomik gidişe ve hükümetin yönetimine bağlamak mümkün değil. Kötü yönetim ve girişimci hatasını da unutmamak gerekiyor.

2. Başbakan haklı... Çünkü, ‘açılan-kapanan’ hesabı, krize rağmen ciddi bir fazlalığa işaret ediyor. 2003’ten bu yana ‘net açılan’ şirket sayısı 26-45 bin arasında gerçekleşmiş.

3. 1963’ten bu yana Türkiye’de 1 milyon 30 bine yakın şirket kurulmuş. Bunların 317 bini, yaklaşık üçte biri Ak Parti döneminde hayat bulmuş.

4. Yıl başına en çok ‘net şirket kuruluşu’, girişimciliğin patladığı 1990’larda gerçekleşti. Bu rakam 1990-1999 arasında yılda 41.3 bin idi, 2003-2009 arasında 36 bini geçti.

5. Krizin hakim olduğu son iki yılda 85 bine yakın şirket kuruldu, 20 bin şirket kapandı. Böylesi bir ‘fırtına’ dönemi için çok büyük rakamlar değil. En azından Türkiye’de çok büyük şirketler ve bankalar batmadı.

Erdoğan’ın gözden kaçırdığı

Girişimcilik hesaplarında bir de ‘ticari işletmeler’ var. Şirket olmayan ve küçük girişimciler tarafından kurulan bu işletmelerden ise ‘olumsuz sinyaller’ geliyor. Başbakan’ın bakması gereken taraf bence burası. Çünkü, 2003-2009 arasında, 307 bin 176 adet ‘ticari unvanlı işyeri’ kuruldu, 171 bin 412 bin adedi ise kapandı. Net 135 bin 764 işletme kalıyor. Buraya kadar sorun yok gibi görünse bile, son 2 yıldır ‘net’ işletme sayısı ‘alarm’ düzeyine gerilemiş durumda. 2008’de 46 bin 400 işletme kurulurken, 44 bin işletme kapanmış. 2009’da ise 37.3 bin kurulmuş, 32.4 bin adet kapanmış. Başbakan Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın ‘net’ hesapları, bu cephede biraz farklı çıkıyor. Bence, küçük işletmeler tarafına biraz daha bakmakta yarar var. Son olarak şuna da dikkat çekmek lazım... Türkiye’de şirket kapanışı ve iflas o kadar kolay değil. Bir şirket zora girdiğinden başlamak üzere kapanışına kadar geçen süre 3-5 yılı buluyor. Bazen, şirketin faaliyeti durduğu halde, kağıt üzerinde hayatına devam edebiliyor. O nedenle de rakamlar her zaman gerçeği yansıtmayabiliyor.

NOT: Türkiye İstatistik Kurumu, girişimcilikle ilgili iki ayrı veri açıklıyor: Birinci veri, şirketleri (anonim, limited, komandit, kooperatif) kapsıyor. Yazının ilk bölümünde onlara yer verdim. İkinci veri ise daha küçük olan ‘ticari işletmeleri’ (şirket olmayan, girişimcilerin işletmeleri) kapsıyor.

Bakkallar gerçekten kapanıyor mu?

Unilever Türkiye’nin CEO’su İzzet Karaca ile sohbet ederken, ilginç bir değerlendirmesini dinlemiştim: “Son kriz bakkalları çok fazla etkilemedi. Tahmin edilenin çok altında kapanan bakkal oldu.” Ben de bakkallar cephesindeki gelişmeleri izliyor, rakam ve görüşleri aktarıyorum. Bu değerlendirme ilgimi çekince, üzerine gittim. “Bakkallar, 2001’deki krizden çok büyük yara almışlardı. Ancak, bu kez öyle olmadı” diyen İzzet Karaca’dan biraz daha fazla bilgi rica ettim.

250 bakkal kapandı

İzzet Karaca, Unilever’in dağıtım gücü, kendi gözlemleri ve Nielsen’in verilerinden elde ettiği analizini şöyle aktardı:

- Nielsen’in araştırmalarına göre Türkiye’de şu anda 129 bin bakkal var. Ancak, hesap değişikliğine gidiliyor, bir miktar artabilir.

- 2009’da bu 129 bin bakkalın yüzde 0.2’si, yani sadece 250 adedi kapanmış. Son yıllara göre çok düşük bir rakamı ifade ediyor. Buradan krizin bakkallara çok yansımadığı görülüyor.

- 2000, 2001 ve 2002’de 17 binden fazla bakkal kapanmış. Gerçek kriz o yıllarda yaşanmış. Ayakta kalma yöntemleri

- Tüketicinin kriz döneminde çok uzak mesafelere gitmediğini biliyoruz. Bu etkili oldu. Bir de kapananın yerine, yenisi açılıyor ya da el değiştiriyor.

- Rami pazarının etkinliğinin artması ve hipermarketlerin zaman zaman spot yapmaları, bakkalların oradan ucuza temin ettikleri ürünleri kârla satmalarına olanak sağlıyor.

- Bir başka trend daha var. 2-3 bakkal birleşip, küçük/orta boy markete dönüşme yoluna gidiyorlar.

- En önemli etkenlerden birini ise ‘kara kaplı’ defter oluşturuyor. Kredi kartı limiti dolan tüketici, eski dostuna, bakkala dönüyor.