www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN88,8360 %-0,08
  • BIST83574 %0,42
  • EURO2,8265 %-0,67
  • USD2,3115 %-0,26

Demirtaş: Ülkenin bir bayrağı var

BDP Grup Başkanı Selahattin Demirtaş, "Ülkenin bir bayrağı vardır, biz elbette ki ortak değer olarak bayrağın korunmasından yanayız" dedi

06 Ağustos 2011 - 12:17
Yazı Boyutu:

Selahattin Demirtaş, Van’daki temaslarının ardından geçtiği Hakkari’de katıldığı iftarın ardından, gece geç saatlerde kaldığı otelde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, "İran’ın PJAK’a yenilik operasyonlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusu üzerine Demirtaş, İran, Irak, Suriye ve Türkiye’de yıllardır devam eden bir Kürt sorunu olduğunu belirterek, bu ülkelerin, Kürt sorununu şiddet yöntemi ile bastırmaya, çözümsüzlüğe itmeye dönük bir politika izlediğini öne sürdü.

"TÜRKİYE'NİN 20-25 BÖLGEDEN OLUŞMASI GEREKİR"

Demirtaş, "demokratik özerklik" konusuna da değinerek şunları kaydetti: "Demokratik özerklik dediğimiz yönetim sistemi, halkın kendi kendisini yönetebileceği kurumlarını oluşturmaktır.

Bununla birlikte BDP’nin tabii ki temel projesi Türkiye’nin 20 veya 25 bölgeden oluşması, bu bölgelerin her birinin kendi bölge meclislerinin olması ve en üstte de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin olmasıdır.

Bunu Türkiye’nin her yerinde halka anlatmaya çalışıyoruz. Türkiye’de bütünlüğü, birliği sağlayabilecek tek proje de budur. Bu proje reddedildiği, tartışılmadığı müddetçe Türkiye’nin birliğinde güçlenme olmaz, zayıflama olur."

Kendi önerilerinin "demokratik özerklik" olduğunu ancak AK Parti’nin ya da diğer partilerin başka modeller önerebileceklerini belirten Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ama hiç kimse ’artık bu sistemle yürüyeceğiz, tek dille, tek ırkla, tek milletle, tek bilmem neyle yürüyeceğiz’ diyemez.

Ülkede teklikten söz edilecekse bu anlamda biz sınırların tekliğinden, birliğinden yanayız. Ülkenin bir bayrağı vardır, biz elbette ki ortak değer olarak bayrağın korunmasından yanayız. Yine ülkede bir üniter yapı vardır.

Bir devlet vardır. Biz, ’birden fazla devlet oluşsun’ demiyoruz. Ama bu ülkede birden fazla dil vardır. Birden fazla halk vardır. Birden fazla kültür vardır.

Bütün bunların da kabul edilmesi lazım. Bunların hepsinin bir arada birlik içerisinde yaşamasının formülü demokratik özerkliktir. Bunu reddetmek demek ’ya asimilasyonda ısrar ediyorum’ demektir, ya da ’bu ülkeyi bölünmeye götürüyorum’ demektir. Başka bir şey değildir."