Yazgülü Aldoğan

Siyasette bahar havası aldatıcı

Perşembe, 15 Nisan 2010 - 05:00

CHP’nin anayasa değişikliği konusunda “Tartışma çıkaran 3 maddeyi ayırın, kalanları oy birliğiyle geçirelim” teklifi siyasette bahar havası yarattı. Ama ne yazık ki tam da bahar havası gibi, yanıltıcı gözüküyor. Teklif, komisyondan “Bütünüyle oylanır” ifadesiyle çıktı. Ayrıca Arınç ve Çiçek’in demeçleri de CHP’nin teklifine sıcak bakmadıkları yönünde. Muhtemelen Başbakan da CHP’nin teklifine evet demiş olmaktan hoşlanmayacak. Nasıl olsa referandum sonuçlarından emin. Olmazsa da “Bakın, ben bu kadar oyla ülkeyi yönetemiyorum, engel çıkarıyorlar, daha çok oy verin” diye seçim kampanyasında mağdur rolü oynamasına yetecek bir mazereti olacak. Oysa anayasa değişikliğini referandum patırtısı çıkarmadan anlaşarak halletselerdi, 1 Mayıs’ta da işçi memur Taksim’de biber gazsız bayram yaparken memlekete gerçekten bahar havası gelmiş olmaz mıydı? Gereksiz bir iyimserlik!

Anketler yandaştan

Önceki akşam CNN’de Ahmet Hakan’ın ‘Tarafsız Bölge’sinde Anayasa değişikliğini tartışmaya çalıştık. Aramızdaki tek siyasetçi CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, “Benim karşımda AKP İstanbul İl Başkanı olmalı, sizinle nasıl tartışayım?” diye şikayet edince ben Mehmet Metiner’i işaret edip “Gazeteci ama değme AKP’liden daha AKP’lidir, ‘yandaş medya’dan” diyorum. Hop, tartışma buraya kayıyor! Metiner, “Senin de tuttuğun bir taraf yok mu, sen de tarafsın” diyor. Tabii ki benim de durduğum bir yer var ama bu bir siyasi partinin yanı, önü, arkası, içi değil! Zaman zaman aynı fikirleri savunsak da CHP, en çok benim gibi ona yakın duran gazetecilerden çeker, çünkü destek vermediğimiz gibi en acımasız eleştirileri de biz yaparız. Başbakan Erdoğan’ın öyle bir yönetim anlayışı var ki ne kabinedeki bakanlarının, ne parti yöneticilerinin, ne milletvekillerinin, ne danışmanlarının, ne yakın durduğu gazetecilerin bırakın eleştirilerini, en ufak bir yol göstermesine bile tahammülü yok. Nitekim programa katılan AKP için kamuoyu araştırmaları yapan ANAR Kamuoyu Araştırma Şirketi Başkanı İbrahim Uslu’nun, tarafsız bir araştırmacı olmaktan çok nabza göre şerbet veren tavrını yadırgamakla birlikte kaçınılmaz buldum. Gerçekleri söylese kapıya konulacak herhalde ki, bana “Ben patlıcanın değil, kralın dalkavuğuyum” fıkrasını hatırlatıyor.Dolayısıyla AKP’ye verdiği muhtemel referandum sonuçları, CHP ve MHP’lilerin bile oy vermesiyle yüzde 60’ları geçebileceği biçiminde ki, yandaş medyadan CİHAN Haber Ajansı da benzer bir sonuç bulmuş. Referandumdan evet çıkması mümkün de, bu kadar yüksek bir oran çıkabilir mi? Başından beri söylediğim gibi, büyük seçmen kitlesi maddeleri incelemeyecek, sadece oy verdiği partinin tavrına ve kendisinin o partiyi desteklemeye devam edip etmediğine göre karar verecek. Ve çoğunlukla, ilgisiz ya da karşı olan boşverip sandığa gitmezken, AKP ve cemaat yanlısı grubun parti disipliniyle sandığa gitmesi, düşük katılımda yüksek bir “EVET”e yol açabilir. AKP, belki de buna güvenerek CHP’nin uzlaşma teklifini görmezden geliyor ve halka gidelim diye referandumda ısrar ediyor, ya da ‘yandaş’ şirketlerin anketlerine ciddi ciddi inanıyor! CHP İl Başkanı Gürsel Tekin ise bu anketleri yanıltıcı buluyor ve AKP’ye oy vermiş olanların bile işsizlik ve yoksullukla mücadelede başarısız bulduğu AKP’den referandumda hesap sormasını bekliyor. Gürsel’e göre referandumda hayır çıkması bile hiç şaşırtıcı olmayacak!

Liderler görücüde

Başbakan, ABD’de Nükleer Güvenlik Zirvesi’ne katıldı ve Başkan Obama ile 15 dakika olarak planlanan ama 45 dakika süren ‘pek samimi ve sıcak geçen’ bir görüşme yaptı. Obama’nın bu görüşmede Erdoğan’a “Artık şu Ermenistan kapısını aç ve nükleer için İran’a baskı yap” dediğini tahmin ediyorum ama Erdoğan da Obama’ya “Sen önce İsrail’in nükleer silahına bak” demiş mesela. Amerikan medyası ise Çinli Başkan’ın önünde eğilirken fotoğrafı çekilen Obama’ya gururları kırıldı diye ateş püskürüyor. Her ulus kendi liderini öbürkilerin yanında daha mağrur görmek istiyor. Cumhurbaşkanı Gül ise kendini Umman’a atmış, eşi ile yat gezilerinde sıkıntı gideriyor. Bu kez uçağına üç kadın gazeteci almış; Milliyet’ten Aslı Aydıntaşbaş’ı zaten götürüyordu, Akşam’dan Nagehan Alçı ile Yeni Şafak’tan Fatma Barbarosoğlu’nu da eklemiş. Dış politika ile ilgileniyorlar diye isim vererek bunu önermiş olduğum için doğrusu pek memnun oldum!