'Siyasi tablo yakışıksız'

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Meclis'teki kavga görüntülerinin, 'içi boş' siyasi kutuplaşmaların ve seçim sisteminde bulunan yüzde 10 barajının Türkiye'ye yakışmadığını söyledi

'Siyasi tablo yakışıksız'

MECLİS'TE SEVİYESİZ TARTIŞMA

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) yeni yönetimi, dün 2010-2011 hedeflerini anlatmak üzere basının karşısına geçti. TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, konuşmasında ülke siyasetini ve siyasetçisini topa tuttu. Boyner, “Bugün içinden geçtiğimiz kutuplaşma, Meclis’te canlı izlediğimiz seviyesiz tartışmalar, rahatsız edici siyasi polemik, sisteme müdahale iddiaları, ‘Bildiklerimizi anlatırız’ tehditleri, adil yargılanmada yaşadığımız vicdan hesaplaşmaları... Bu, gerçekten bize yakışmıyor” dedi.

ANAYASA REFORMU VURGUSU

“Siyasi başarının tek ölçütü huzurlu, mutlu ve umutlu bir toplum yaratabilmektir. Huzur olmayan ortamda refahtan bahsetmek mümkün değil” diyen Ümit Boyner, bugünkü siyasi ortamda sürdürülebilir büyümeyi, yapısal işsizlikle mücadeleyi ele almanın zor olduğunu belirtti. Boyner bu nedenle 2010 programlarında, refah açılımının önünde duran ‘sığ demokrasi ve kalitesiz siyasi gündem’ konularına değindiklerini ifade etti. Boyner, 2010’da en öncelikli konunun da Anayasa reformu olduğunu bildirdi.

SEÇİM BARAJI HEMEN KALKSIN

Boyner, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uygun bir özgürlükler rejimi kurulması için yapılması gereken yasal değişiklikleri şöyle sıraladı: “Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı güçlendirilmeli. Vatandaşla devlet ilişkisi yeniden düzenlenmeli. Devlet, Kürt ve Alevi vatandaşları ile barışmalıdır. Devletin vatandaşına küsme hakkı yoktur. Seçim sisteminde çağdaş dünyada bulunmayan yüzde 10’luk ülke barajı kaldırılmalıdır. Bu reform 2011 seçimlerine yetiştirilmelidir.”

REFORMLARA GERİ DÖNÜLMELİ

Asker-sivil tartışmalarına da değinen Ümit Boyner, “Çoğulcu parlamenter demokrasilerde askeri bürokrasi de siyasi denetimin altında olmak durumundadır” dedi. Boyner, toplumsal iş bölümü gereği ordunun ulusal savunma görevini yerine getirmek üzere düzenlenmesi gerektiğini bildirdi. Türkiye’nin demokrasi açığını 1999’dan itibaren Avrupa Birliği sürecinde azaltmaya başladığını belirten Boyner, son dönemde yaşanan duraksamayı hatırlatarak, “Demokratikleşme sürecine mutlaka geri dönmeliyiz” dedi.

BİZİM MORALİMİZ İYİ

BOZULMASI İÇİN SEBEP YOK

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ geçen hafta orduya dönük suçlamaları ele alarak “Moralimiz bozuk” demişti. Başbakan Tayyip Erdoğan da bu açıklamaya, “Benim de moralim bozuluyor. Bazen şirazesinden çıkıyor” yanıtını vermişti. Ümit Boyner’e dün gazeteciler, ‘Sizin moraliniz nasıl?’ diye sordu. TÜSİAD Başkanı, “Bizim moralimiz iyi. Bozulması için sebep yok. Yeter ki sorunları ortaya koyalım ve çözüm için çalışalım” dedi.

GEREKTİĞİNDE SESİMİZ YÜKSELECEK

Boyner’in kesin yanıt verdiği bir başka soru da, ‘Gündemin bu kadar karmaşık olduğu bir dönemde, siz ses tonunuzu nasıl ayarlayacaksınız?’ oldu. Boyner, “Ses tonumuz ikna etmeye yönelik olacak. İşbirliğine, tartışmaya, uzlaşmaya da açık olacak. Yüksek çıkması gereken yerlerde de yüksek çıkacak” diye konuştu. Boyner, ülkenin gergin ortamdan bir an önce çıkıp ekonomiye odaklanması gerektiğini vurguladı.

IMF İÇİ BOŞ SİYASİ TARTIŞMAYA DÖNDÜ

HÜKÜMET AÇIK DEĞİL

TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yılan hikayesine dönen anlaşmaya ilişkin bir soru üzerine, “IMF konusu, içi boşaltılmış siyasi tartışma haline geldi” dedi. TÜSİAD’ın 2010 yılına ilişkin ‘iyimser’ senaryosunda bile IMF anlaşmasının bulunmadığını vurgulayan Boyner, “Hükümetten bu konuda biz de çok karışık sinyaller alıyoruz. Çok açık olduklarını söyleyemeyeceğim” diye konuştu.

TUTARLI SÖYLEM BEKLİYORUZ

Ümit Boyner, IMF meselesinde sorunun Türkiye’nin kısa dönemli finansman açığını nasıl sağlayacağı olduğunu söyledi. Boyner şöyle konuştu: “İnşallah sayın bakan ile ay sonunda görüşeceğiz. Bu konuda hükümetten biraz daha tutarlı söylem duymak istiyoruz. Bu bir itibar meselesi veya siyasi nokta olmaktan çıkmalı. Gerçekten kısa vadede dış açığın finansmanı önemli konudur. Bunun bir şekilde giderilmesi hükümetin görevidir.”

2