Sizce, Davutoğlu iyi bir tamirci mi?

a
a
Salı, 28 Aralık 2010 - 05:00

Restorasyon kelimesi bir eseri elden geçirmek, eskimiş, yıpranmış veya zamanla yok olmuş bölümlerini yeniden düzeltmek için kullanılır. Bunu yapan kişiye de restoratör adı verilir. Türkçe adı veya buna en yakın Türkçe kelime ise, ‘tamirci’dir. Tam anlatmasa da, ben restoratörü tamirci diye çevirdim. Ahmet Davutoğlu’nu geçen cumartesi günü -dışarıdaki nefis havayı feda etme pahasınatam 3.5 saat dinledikten sonra da, Dışişleri Bakanımızın misyonunun restorasyon, kendinin de restoratör yani tamirci olduğuna karar verdim.

[[HAFTAYA]]

Davutoğlu Türk dış politikasının 4’üncü restorasyon dönemine girdiğini söyledi ve hedeflerini, yaklaşımını açıkladı. Doğrusunu söyleyeyim, eğer bir başka bakan, o güzelim hafta sonu gününde 3.5 saat bir otel salonuna sokup neler yaptığını anlatmaya kalksa, herhalde aramızdan bazıları üstlerine mazot döküp yakmaya kalkabilirlerdi. Ancak ben hiç sıkılmadım. Ayrıca çok şey öğrendim.

Zaman zaman ters düşsek, bakanın sert eleştirilerine muhatap olsam, kimi yaklaşımlarını benimsemesem dahi, hakkını vermemiz gerekir ki Davutoğlu, şimdiye kadar gelip geçmiş ve benim gördüğüm dışişleri bakanları arasında en farklısı, en derinliği olanı ve uygulamalarını tarihi ve felsefi bir geçmişe dayandıranıdır. Anekdotlarla süslediği çok iyi bir anlatım yeteneğine sahip olduğu için de, konuşmaları ne kadar uzun olursa olsun, hem sıkmaz hem de bol bilgi verir. Bizim için olduğu gibi, uluslararası ilişkiler dünyasında da Davutoğlu, hemen hemen herkesin dikkatini çeken ilk dışişleri bakanı oldu. Gücünü, Başbakan Erdoğan’dan aldı. Aynı yere baktıkları için, lider adına hareket edebildi. Bu güçle, uzun zamandır dünyanın alıştığı politikaları izleyen, uysal Türkiye’yi değiştirdi. Bu nedenle de, kimilerinin rahatını bozdu, kimilerini şaşırttı. Her şeye rağmen farklı oldu. Yaptığı (restorasyonun) veya tamirden kaynaklanan değişikliklerin sonuçlarını değerlendirebilmek için henüz vakit erken. Olumlu veya olumsuz diye bir yargıda bulunamayız. Bunu daha ilerde göreceğiz. Peki, Davutoğlu ne yapmak istiyor? Hedefi nedir?

Hedef: Görünürlüğü arttırmak ve düzen kurucu olmak

Davutoğlu, son yıllardaki yaklaşımını ve 2011’de nasıl bir politika izleyeceğini yani attığı adımların gerekçesini, 4’üncü restorasyon döneminin dış politikaya yansımasını da anlattı. Doğru bir noktaya da dikkat çekti: Dünya değişirken, Türkiye değişmeden kalamaz. Doğrusu da budur. Bunun Yeni Osmanlıcılık olmadığının altını ısrarla çizdi. Doğrusu, bakanın bu konudaki duyarlılığını ve Yeni Osmanlıcılık nitelemelerine karşı böylesine direnç göstermesini anlayamamıştım. “Neden bu kadar tepkilisiniz?” diye sordum. “Bu söylentileri yayarak, Ortadoğu ve Balkanlar’da yakınlaşmaya çalıştığımız, oysa Osmanlı döneminden acı anıları olan ülkeleri, ‘Bakın Osmanlılar geri dönüyor’, diyerek korkutuyorlar. Ben bunun için tepki gösteriyorum” yanıtını verdi. Ben yine de, bu konuda Türkiye’nin bir kompleks duymasına gerek olmadığına inanıyorum. Geçelim, Türk dış politikasının temel hedeflerine;

1- Dikkat çeken, etkin, görüşü dikkate alınan, yeni bir düzen ve zayıfın, haklının yanında duran, küresel eşitsizliklere direnen bir politika. İran konusundaki yaklaşımını da, işte bu çerçevede görüyor. Nükleer silahsızlandırma inisiyatifini başlatmayı, en az gelişmiş ülkeler konferansı, Darfur’a yardım, Somali, Afganistan, Kongo toplantılarını örnek gösterdi.

2- Bölgede düzen kuran ülke olmak. Çevremize kayıtsız kalmamak, aksine bölgedeki ülkelerle birlikte sorunları çözen ülke konumunda bulunmak. Ortadoğu ile sıklaşan temaslarını, arabuluculuk çalışmalarını da bu hedefin altında saydı. Şimdi bu listeye bakıp, şu ana kadar neyin doğru gittiğine, nerede sonuç alınamadığına bakacak olursak, birçok olumlu veya olumsuzlukla karşılaşabiliriz. Evet, Türkiye farklılaşıyor. Türkiye, kendinden söz ettiriyor. Ekseni yerinde kalıyor ancak yaklaşımı değişiyor. Bütün bu restorasyona genel bir karne notu vermek için, daha önce de dediğim gibi, biraz daha beklemek gerekecek.

4’üncü restorasyon dönemi ne demek?

Davutoğlu, ülkenin içinde bulunduğu süreci 4’üncü restorasyon dönemi olarak adlandırdı. Son derece de ilginç bir perspektif çizdi, tarih dersi verdi. Türkiye’nin, bugüne kadar geçirdiği eski restorasyonlara dikkat çekti.

1- Osmanlıların en önemli restorasyonu Tanzimat döneminde yaşanmıştır. Genel politikalar yeniden gözden geçirilmiş ve yeni bir yaklaşım geliştirilmiştir.

2- Ardından cumhuriyet dönemi gelmiştir. Batı ile yakınlaşma, batılı değerlerin öne alınması ve yepyeni bir laik çizginin başlaması. İslam ülkeleri hatta Ortadoğu ülkeleriyle araya mesafe konulmuştur.

3- Türkiye’nin NATO’ya girişi, başka bir süreci başlatmıştır. Soğuk savaş ve çok partili döneme girilmesiyle birlikte, bu defa güvenlik ağırlıklı bir restorasyona geçilmiştir.

4- AK Parti’nin iktidar olmasından itibaren de 4’üncü restorasyona girilmiştir. 4’üncü restorasyonda neler değişiyor? Davutoğlu’na göre, Avrupa Birliği ağırlıklı yani demokrasi (Özgürlüklerin arttığı ve insan haklarının daha duyarlılık yarattığı) süreci. Bunların yanı sıra dış politikaya yaklaşım da değişiyor.