Şoför kullandığı arabayı tanımaz mı?

Cumartesi, 06 Şubat 2010 - 05:00

Kurtlar Vadisi Pusu’nun (Star TV) şu Gladyo topundan bir an önce çıkması gerekiyor. Dizinin ilk bölümlerinden itibaren fanatiği olan (o zamanlar ‘bu bir mafya dizisidir’ yazardı fragmanında, şimdi ne dizisi olduğunu kestirene aşk olsun), içlerinde benim de bulunduğum bir kitle hikayenin bu çamura saplanıp kalmasının üst üste hatalar getirdiğini görüyor...

Bir bölümün sonunda sokağa bırakılmış X5 araba, diğer bölümün başında Land Rover oluveriyor. Kaldı ki diziyle ezber ettiğimiz araba markalarının anlık değişimi asla gözden kaçmıyor... Bir de Abdülhey’in durumu var. Çocuğun şu sıralarda ruhu yok. Hafızasını tamamen yitirmiş bir adamın geçmişte tetikçi olduğunu bilmesi mümkün değil.

Nasıl oluyor da kardeşimiz, daha gözünü açtığından itibaren kelimeyle değil mermiyle konuşuyor...

Bir de müfrezenin yeni elemanı Cahit var. Polat’ın şoförüyken bir saniye kadar görürdük yüzünü. Şimdi SWAT timinden fırlamış gibi maşallah. Olay neredeyse şoför orada... Hani Polat’ın güvenlik testinden başarıyla geçmiş olabilir ama, şoförlükten sınıfta kaldığı ortada. Yazının başında söylediğim araba değişiminin farkında bile değil; artık nasıl oluyorsa?..

Kaçmayı düşünenler avucunu yalasın!

Aşk-ı Memnu’da (Kanal D) bir kare dikkatinizi çekmiştir sanırım. Behlül ve Bihter ve Nihal ve Peyker. Bir adam üç kadın. Bir adamın üç kadını. Tam bir aile (!) fotoğrafıydı o...

İçimden kimler eksik diye düşündüm. Arsen Hala girebilirdi o kareye. Bu kusursuz haliyle Firdevs çok da yakışırdı. Belki Matmazel de fena durmazdı...

O zaman birinci elit halka tamamlanırdı Behlül için. İkinci halkada köşkün emekçi ahalisi var. Behlül bildiğim, sokulmaz oralara. Ama ille de o halkadan da biri olacaksa Beşir kaçamaz Behlül’ün intikamından. Hahahaa...

Aman Mesut, bu ne fantezi bu ne sınırsız erotizm filan demiyorsunuzdur umarım. Adam gündüz gezişte, gece yengesiyle öpüşte. Ben miyim yoksa o mu fantastik olan?..

Ahaliden kaçıp canını (!) kurtarmayı düşünenler varsa avuçlarını yalasınlar. Bakın evin küçük çocuğu Bülent sürdü Behlül ağabeyinin parfümünü, kırptı saçlarını onun gibi; iki seneye kalmaz kırar rekorunu da...

Büyük kaçış kaçtı mı?

Prison Break ya da dilimize çevrilmiş haliyle Büyük Kaçış, Star’ın iyi reyting yakaladığı hatta bu yüzden benzer büyük kanalların da yabancı dizi işine girmesini sağlayan bir diziydi...

Yine de bizim yerli dizi sağanağı içerisinde ikinci planda olmaktan kurutulamadı bu dizi ve hatta diziler. Büyük Kaçış da giderek geç bir saate atılarak sadece kemik bir izleyici grubunun takip edebildiği hatlarda kaldı...

Şimdi o grubun kalbi kırık. Çünkü dizinin dördüncü sezonu bir türlü başlamıyor Star’da. Büyük bir merak var izleyicide...

Acaba diyorlar, kanal yeni sezonun gösterim hakkını almadı mı? Ben de soruyorum Büyük Kaçış aniden kaçtı mı hayatımızdan?

Sapla samanı karışırmayalım...

Recep İvedik 3 de vizyona giriyor. Başlardaki ön yargımı yitirdim film hakkındaki. İlk iki bölümü geç de olsa izledim. Ve Recep İvedik tüm o kabalığıyla yüzümü güldürebildi. Bir beğeni meselesi diyelim buna...

Ama şöyle de bir durum var. Hangi magazin programına bakarsanız bakın, sürekli bir Cem Yılmaz ile Şahan Gökbakar’ı karşılaştırma hali. Bu yanlış işte...

Kulvar sinema olabilir ama kulvara akan yollar çok farklı. Cem hiç TV işi yapmamış bir adam. Şahan ise TV’deki tiplemeleriyle kitle edinmiş kendine...

Zaten o tiplemelerden biri Recep İvedik. Doğru damarı yakalamış, adına sinema demeye varmayanlar için iyi bir gülmece hattı bulmuş...

Cem Yılmaz’ın sinemadaki yeri de tipleri de çok farklı. Yedi filmde rol almış. 14 ayrı karaktere hayat vermiş. Filmlerin beşini kendi çekip yönetmiş...

İkili arasındaki gişe karşılaştırması normal olabilir. Ama işi bir sinema rekabeti olarak göstermek Cem’e ayrı Şahan’a ayrı ayıp...

Sapla samanı karıştırmayalım derim ben. Yüzümüzü güldürenlerin yüzünü ekşitmeyelim hatta...

Oyuncular nerede?

Bazen büyük dizilerden tanıyıp sevdiğimiz dizi oyuncuları aniden çıkıyorlar hayatımızdan. Neredeler diye meraklanıyoruz çoğunlukla... STV ve Kanal 7’nin oynattığı TV filmlerine bir gözatın derim ben. Öyle sıkı oyuncular pat diye çıkıyor ki karşınıza; ekmek parasının sürek avında görüyorum hepsini... Bakın, hakikaten çok şaşıracaksınız!