'Şöhret olmak tam bir k.c ağrısı!'

Röportaj yapmayı pek sevmediği her halinden belli olan 'Issız Adam' Cemal Hünal ile rol aldığı 'Paramparça' dizisinin setinde buluştuk.Laf aramızda, saatlerce bekletti bizi. Neyse ki doğallığı, sadeliği ve sorularımı yanıtlarken aklına ilk geleni söyleyecek kadar samimi olması kızgınlığımı biraz olsun bastırdı. Gerçekten özel açıklamalarda bulundu ve ne yalan söyleyeyim; beklediğimize değdi.

'Şöhret olmak tam bir k.c ağrısı!'

Röportaj: Kezban ASLAN YILMAZ
kezban.yilmaz@posta.com.tr

‘En çok karımla gururlandım’

Bir röportajınızda “Yaramaz çocuğum” demiştiniz, uslandınız mı?

Yoooo. Yıllar beni değiştirmedi.

Özeleştiri yapar mısınız?

Sık sık. Baba tarafı Arnavut, haliyle biraz asabiyet var, biraz da tezcanlılık... Yaptığım şeylerde aceleci olabiliyorum ama başkalarına bağlı olan işlerde çok metodik çalışırım.

Hayatta en gururlandığınız an?

Oğlumun doğumunda karımla gururlandım.

Kendinizi yakışıklı ve seksi buluyor musunuz?

Kendi kendimi hiç tahrik etmedim (gülüyor). Aynaya bakıp da “Ben çok yakışıklıyım ya” demem. Giyimime kuşamıma da çok önem vermem. Şık olmak değil, rahat olmak derdindeyim.

Krem filan kullanır mısınız?

Kozmetik olarak diş macunundan başka bir şey kullanmıyorum.

Sizin artık başrol oynamanız gerekmiyor mu? Neden ‘Paramparça’dasınız?

Kötü adamların mesaisi daha az. Böylece 7 aylık oğlum Doğan Attila’ya vakit ayırabiliyorum. Yönetmenimin Cevdet Mercan olması da çok önemli benim için. Daha önce ‘Asi’de çalışmıştık, çok şey öğrendim ondan. İlla başrolde olacağım diye bir kaygım yok. Zaten rolümü çok seviyorum.

 Sizce neden bu kadar tuttu ‘Paramparça’?

Hikaye, karakterler, oyuncular, yönetmen çok iyi. Soru işaretlerinin olması da seyirciyi heyecanlandırıyor.

 Kötü adam olmak nasıl?

Çok eğlenceli. Kötü karakterler, iyi adamların koruması gereken o dört köşeyi muhafaza etmek zorunda değiller. Yani oyunculuk açısından çok daha renkli şeyler yapabiliyorsunuz. O yüzden kötü adam rollerini seviyorum. Alper gizli düşman. Olup bitenden hem haberi yok hem yanlış yorumluyor. Çok zeki biri değil ama hırslı. Hep başkasının elindeki şeyleri istiyor.

 Siz de Alper gibi hırslı mısınızdır?

Hayır. Hiçbir zaman başkasının elinde olanı istemedim ya da ona imrenmedim. Ama karakteri iyi okuyabiliyorum. “Öpüşme sahneleri zor geliyor”

  Öpüşme sahnelerinde ne hissediyorsunuz?

Hiçbir şey. Zor oluyor hatta. Öpüştüğüm insan rol arkadaşım olduğu için, o anda kardeşimle de öpüşüyor olabilirim. Ama gerçekten öpüşüyor hissini vermemiz lazım. E karşımdaki kadını da düşünmek zorundayım. Bir şekilde ortasını buluyoruz. Ama son derece yüzeysel.

 Şöhret olmak sizi değiştirdi mi?

Kısıtlıyor beni. İnsanın görünmezliğini kaybetmesi çok yüksek bir bedel. Biz ünlülerin herhangi bir yerde rahatça oturup kahve içmesi mümkün değil. Her masadan kafalar dönüp size bakıyor. Sanki orada yokmuşsunuz gibi yüksek sesle yorumlar yapılıyor. Ün, sevdiğim bir meslek kazandırdı bana. Onun dışında gerçek anlamda bir k.ç ağrısı!

 Oyunculuk kadar yazmayı da seviyormuşsunuz.

Yazarken kendimi daha iyi ifade ediyorum. Oyunculuk çok insanın yapmak isteyip de az insanın devam ettirebildiği bir iş. Oyunculuğa devam edeceğim ama zamanımın çoğunu yazmaya ayırmak istiyorum. Sinemadan da çok haz alıyorum. Bu sene benim yazdığım bir senaryoyu filmleştireceğiz.

 Şu an ‘2’si 1 Arada’ isimli bir de tiyatro oyununuz var.

Evet. Tek perdelik bir komedi. Neslihan Yeldan, Ruhi Sarı ve Duygu Şen ile oynuyoruz. Kadın, kocasının onu aldattığını, terk edilmek üzere olduğunu öğreniyor ve onu bağlıyor. Oyunun tamamını ellerimden bağlı olarak klozette geçiriyorum.

‘Eşim Lale tam bir serseri’

3.5 yıldır keman sanatçısı Lale Cangal ile evlisiniz. Nasıl gidiyor?

Arkadaşça bir evliliğimiz var. Beni iyi anlıyor, bu yüzden zorlanmıyorum. Onun anlayışı beni de onu anlamaya teşvik ettiği için ilişkimiz rahat sürüyor.

Evlilik nasıl yürütülür?

Bir insanla aynı evi paylaşmak kolay değil. Karşılıklı özveri ve saygı istiyor. Sağlıklı bir evlilik için cinsellik, arkadaşlık, özveri eşit derecede önemli.

 Mesela aldattınız. Ne yapar, bağlar mı sizi Lale Hanım?

O kadar uğraşacağını bile sanmıyorum, direkt kafamı koparır (gülüyor).

“Hep serseri kadınları tercih ediyorum” diyorsunuz, eşiniz de serseri mi?

Kesinlikle serseri. Başına buyruk olması ve kendine yetmesi için insanın biraz kaçık olmasında yarar var.

Gençken anarşistmişsiniz. Hala öyle misiniz? Yerine göre... Bu dönemler böyle cevaplar popüler.

‘Para için özgürlüğümden taviz verdim’

Bir röportajınızda “Nejat İşler prensiplerinden asla ödün vermez, ben bazı şeyler için verdim” demişsiniz. Nelerden taviz verdiniz?

Nejat’ı özel yapan şeylerden biri yönetmenine ve dünyaya karşı dürüst olması. Kafasında soru işareti yaratacak hiçbir işe girmez. Ben öyle değilim. Seçtiğim bazı işler karakterime uygun değildi ama yaptım. Para uğruna en çok özgürlüğümden taviz verdim. Ve ideallerimden. 

Nasıl idealleriniz var?

Belli kalite standartlarının üstünde çalışmak. Ama yaptığım hiçbir iş beni bu anlamda tatmin etmedi.

 Ünlüler camiasından çok dostunuz var mı?

3-5 dostum var. Bana bir şeyler katıyorlar. Onlara sonsuz güvenirim, onlar da bana... Mesela dedikodu konusunda son derece sıkıcıyım. Bana söylediğinizi başkasından duymanız imkansız.

Kadın hayranınız çok. Onlarla yaşadığınız ilginç anılarınızı paylaşır mısınız?

Dizideki karakterimle ilgili enteresan mesajlar geliyor. “Siz kötü değilsiniz, neden kötülükler yapıyorsunuz” gibi. Konya’da bir teyzeden fırça yedim, “İğrenç bir adamsın, hele o gülüşün yok muuu!” dedi bana.

 Aslında aşçı olmak istediğinizi duydum, doğru mu?

Hayır! Ben hep oyuncu olmak istedim. Aşçılık çok sevdiğim bir şeydi ama büyük mutfaklarda her gün yüzlerce kişiye yemek yetiştirmek keyif listemde değil. Evde yemek yaparım. Bir sürü vejetaryen tarif öğrendim, çünkü eşim vejeteryan. Ben etoburum.