Sokakta kurt yatakta kuzu

Kimseye eyvallahı olmayan 'demir leydiler' yatakta geyşaya mı dönüşüyor? İşte güçlü kadının 50 tonu...

Cumartesi, 20 Mayıs 2017 - 09:00

Sokakta kurt yatakta kuzu
Röportaj: Işıl CİNMEN
[email protected]


Psychology Today’s yazarı Matthew Hutson’ın, güçlü kadınların cinsel hayatlarında domine edilmekten hoşlandıklarıyla ilgili yazdıklarını okuduğumdan beri tanıdığım güçlü kadınlara, seks hayatları hakkında sorular soruyorum.
 
Sosyal hayatta dominant, iş yerinde erkekleri dize getiren, kimseye eyvallahı olmayan Margaret Thatcher’larım yatakta geyşaya mı dönüşüyorlar?

İnsan psikolojisi çok karmaşık.
Güçlü ve dominant kadınların en zor özelliklerinden biri kontrol konusundaki hassasiyetleridir. 
İşi, ilişkileri, çevreyi, insanları ve kendilerini sürekli kontrol altında tutar ve yönetirler.
Yani fabrika ayarları “control freak”tir. O zaman konu seks olduğunda boyun eğmekten, teslimiyetten ve hatta zaman zaman aşağılanmaktan tahrik olmak ne anlama geliyor?

Buna cevap vermek kolay değil. 
Ama Demir Leydi’lerimden biri anlatmayı kabul etti.
30’larında başarılı bir avukat.
Bir ayda kazandığı parayla bir yıl yaşayabilirsiniz. 
Tuttuğunu koparır, yalnız yaşar, özgürlüğü her şeyden önemlidir.
Tüm bunların üzerine, o kadar güzel ve etkileyici bir kadın ki yanına yaklaşmaya korkarsınız.
 
Dominasyon ve itaatten tahrik olduğunu birkaç yıl önce fark etmiş/kabul etmiş.
Kendini anlamak için psikoterapiye gitmiş, araştırmaları okumuş ve iç sesini dinlemiş. 
Anlattıkları ilginç ve kadın cinselliğinin karanlıkta kalan tarafına ilişkin önemli bilgiler içeriyor.

*Yazıda bahsedilen “güçlü kadın” Türkiye şartlarında şu anlama geliyor: Bağımsız, zeki, eğitimli, dominant, hayatının sorumluluğunu alan, kendi parasını kazanan, karar verebilen, yaşamak için bir erkeğin varlığına ihtiyaç duymayan, kimseye muhtaç olmayan.



Ne zaman bu konu hakkında düşünmeye başladın?
Eski erkek arkadaşım, “Doğalında o kadar dominantsın ki, sadece yatakta kendimi erkek gibi hissedebiliyorum” dediğinde...

Ağır bir cümle. Nasıl cevap verdin?
“Çünkü yalnızca sevişirken kendimi kadın gibi hissediyorum” dedim. Ben feminizme inanan bir insanım, kadının politik, ekonomik ve sosyal haklar konusunda erkeğe eşit olduğuna inanırım. Erkek egemen bir sistemde bir kadının, erkeğe eşit şekilde yaşaması için toplumsal rollerinden feragat etmesi gerekebilir; özgürlük böyle kazanılır. Ben bu şekilde yaşadım ve sonuçlarından memnunum. Fakat bu konuşmadan sonra özümle ve bastırdığım “kadınlık”la biraz didişmem gerekti.

"BENİ TAHRİK EDEN EFENDİ/KÖLE İLİŞKİSİ"


Sonuç ne oldu?
Eşit ama farklı olduğumuzun kabulü... Eşitliği elde etmek adına bastırdığım her duygu seks sırasında ortaya çıkıyor. Ve her bastırılmış duygunun ortaya çıkış anı gibi daha şiddetli oluyor. 

Freud’a selamlar! Peki, nasıl bir zıtlıktan bahsettiğini somutlaştırabilir misin?
Asi ve özgür bir çocuktum ve öyle bir kadın oldum. Ne babama itaat ettim, ne patronumdan emir aldım, ne sevgilime teslim oldum. Kimsenin benimle bu tip hiyerarşik bir ilişki içinde olmasına izin vermedim. Fakat konu seks olduğunda beni tahrik eden egemenlik/esirlik, efendi/köle ilişkisi.


 

FANTEZİLER, BİLİNÇDIŞI KORKULARA PANZEHİR OLARAK ORTAYA ÇIKIYOR


Dr. Jekyll ve Mr. Hyde gibi…
Önemli bir psikanalist var, Dr. Michael J. Bader. Onun teorisine göre cinsel fanteziler ve tercihler bilinçdışı korkulara psikolojik panzehir olarak ortaya çıkıyor. Ayrıca cinsel isteklerimizin günlük hayat içindeki karakterlerimizle neredeyse zıt yönde şekillendiğini de söylüyor. Dominant ve güçlü kadınlar, cinsel olarak itaatkar olabiliyorlar çünkü iş hayatlarında erkeklere karşı üstün, baskın ve kontrolcüler.

Yani sen itaat ettiğin, teslim olduğun, boyun eğdiğin ve kontrole sahip olmadığın durumlarda tahrik oluyorsun.
Kontrolün bende olmaması, günlük hayatta beni tedirgin eder ancak yatakta acayip bir rahatlama hissi ve özgürlük duygusu veriyor. O saatler içinde bütün fiziksel, cinsel ve ruhsal sorumluluğumu başka birine teslim ediyorum. Bana istediği her şeyi yapabilir, emir verebilir, sert davranabilir, aşağılayıcı sözler söyleyebilir ve ben buna karşı çıkamam. 

“Karşı çıkamam” derken ne demek istiyorsun? İstemediğin bir şey yaptığında...
Elbette istemediğim bir durum olduğunda karşı çıkarım. Ama bu, kurallarına rıza gösterdiğim bir oyun. Bunu yalnızca seksüel olarak güvendiğin kişilerle oynayabilirsin ve genelde güven ihlali olmaz.
 


"KENDİNİ İNSAN OLARAK DEĞERSİZ AMA KADIN OLARAK MARILYN GİBİ HİSSEDEBİLİRSİN"


Egemen, esirine ve efendi kölesine saygı göstermez ve onu değerli bulmaz. Bu nasıl tahrik edici olabilir? “Beni değerli bulmamasına rağmen bana cinsel olarak karşı koyamıyor” gibi bir şey olabilir mi?
Tutku saygısız ve mesafesiz bir duygudur. Değer, saygı, sevgi onlar ayrı taraftır, tutku ayrı. Bir erkeğin, bir kadını tutkulu biçimde istemesi için ona saygı duyması ya da değer vermesi gerekmez. Ve evet, bunlar olmadan istenmek kadına kendini daha seksi hissettirebilir.

Çünkü erkek seni beyniyle aşağılarken, cinsel olarak o kadar karşı konulamaz buluyor ki kendine engel olamıyor, değil mi?
Evet, kendini insan olarak değersiz ama kadın olarak Marilyn gibi hissedebilirsin. Ben günlük hayatta ve kişisel olarak kendi değerimi başkasının gözünden ölçen bir insan değilim ve o yüzden olanlar kişisel saygınlığıma bir zarar veremez ve yatakta ne olursa olsun beni rahatsız etmez. 

Bunun mazoşizmle bir ilgisi var mı sence?
BDSM’nin (bondage/discipline/sadism/masochism) bir felsefesi, ciddi kuralları var. Çok daha sert. O ilişki türünde cinsel yaşamın eziyet üzerine kurulu olduğunu söylesek, abartmış olmayız. O yüzden dominasyon ve itaati aynı çizgide değerlendirmek doğru olmaz. Ben canımın acımasından hoşlanıyor değilim, hoşlandığım şey büyük kısmıyla psikolojik bir tercih.  Seks, bir oyun alanı ve ben oyunu sert oynamayı seviyorum.