Sokaktan sözcüğe

Yeni kitabı “Bir Kırık Segâh” ile evimizin perdelerini araladı bu defa Kâmil Erdem. Sokağa çıkmış, itiraz etmiş, bedelini kendi ya da arkadaşları ödemiş üstelik

17 Mart 2018, Cumartesi 05:00
A A
C. Hakkı ZARİÇ
chzaric@gmail.com


Gittikçe yalnızlaşıyor muyuz yoksa zaten yalnızlığın kapılarını mı aralıyoruz? Gündelik hayatın soğuk yüzü bizi alışkanlıklarımızla sınadıkça, anıların zihnimizde saklı kalan ayrıntılarını kurcalıyoruz belki de. Oradan çıkıp bir mahalle kahvesinde alıyoruz soluğu. Bize dair, insanla kalbine dair ayrıntılar var orada. Sesler ve yüzler tanıdık. Gülümseyen insanların nedenlerini biliyoruz. Sırtı duvara dönük olanlarla kapıya dönük olanlar arasındaki çelişkiyi çözebiliriz, evet.
“Sözcüklerin bir kısmını kemirip” şimdiki zamanın saçlarını geçmiş zamanın şakılarıyla tararız belki. Kahveden sonra nereye gideceğini ve bakışlarını hangi ayrıntıdan saklayacağını bilemeyen bir akşam yemeğinde dayarız dirseklerimizi masaya. Çetrefilli boşluk da yerleşiktir o masada. Sözcükler tanıdık, keder ve kahvenin telvesi tanıdık, bir de şarkılar…
Üstelik zor zamanları geçirmişiz; “huzur ve güven ortamı” kıvamında belirmiş evde işsizlik. Öncesinde halaylar var üstelik, öncesinde grev çadırları ve bütün bir mahalle.

Eski zaman giyitleri çıkarılıyor dolaptan, çocuğun saçları seviliyor, ocakta su ısıtılıyor hatta.

NESNELERE DOKUNMAK...

İlk kitabı “Şu Yağmur Bir Yağsa” aniden ve bıçkın tümceleriyle gelip girmişti hayatımıza. Şaşkınlık ve ünlemle okuduğumuz öykülerinde hayata sorular soruyordu Kâmil Erdem.  Muratpaşa Belediyesi tarafından geçen yıl ikincisi düzenlenen Antalya Edebiyat Günleri kapsamında verilen “En İyi İlk Öykü Kitabı Ödülü”ne değer görülmüştü. Yeni kitabı “Bir Kırık Segâh” ile evimizin perdelerini araladı bu defa Kâmil Erdem.

Sırların sükûnetini başkaldırmak için bir araya getirilmiş öyküler sıralı kitapta. Huzursuzlukla devinen ve masa başında yazılan öyküler değil; sokağa çıkmış, sokaktakilerle dolaşmış, itiraz etmiş, bedelini kendi ya da arkadaşları ödemiş üstelik.

Nesnelere dokunuyor uzun uzun, ev içleri nefes alıyor onun kurgusunda. Kabuk bağlayan bir yaranın kalbine dokunur gibi incelikli. İncitmekten çekinmiyor asla, bunu yaparken bağırmak ya da parmak sallamak da geçmiyor aklından. Eksilterek yoğunluğunu bulduğu ve onu koruduğu bir toplama ulaşıyor yazdıklarıyla Kâmil Erdem.

MUZİP AMA ALAYSI DEĞİL

Umudun kapıları aralanıyor sonra, okurken birden gülümsediğini hissediyor insan. Hınzır bir suskunlukla konuşuyor çünkü, muzip ama alaysı değil. Yabancısı olmadığımız bir hayatın elinden tutup dolaşıyor geniş caddelerde, evlerde, minübüslerde, fabrika önlerinde…

Çöketme’den çıkan bir yazar Kâmil Erdem, gecenin bir vakti güzel zamanları çoğalttıkları arkadaşlarıyla bir araya gelip bağlamayla türkü söyler gibi yazıyor. Pir Sultan giriyor söze, Emrah giriyor… Çökertme’de biraz daha oyalanıyor, evet. “teslim olmayalım” kısmını üç dört defa tekrar ediyor.

Çocukların taşladığı Veysel Karani affetsin!

Bir Kırık Segâh
Kamil Erdem
Sel Yayıncılık
135 sayfa






 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;