Son kalanlardan biri olarak...

a
a
Çarşamba, 10 Kasım 2010 - 05:00

Aynadaki bana bakıp neyin değiştiğini anlamaya çalışıyorum; bir zamanlar “ilerici” olan bendim. Yeni olan, aydın olan, örnek alınan, ulaşılmaya çalışılan! Şimdi ise “statükocu”, “ulusalcı” diyorlar! Hatta daha fazla hakaret etmek için “Kemalist”, küfür etmek için Jakoben... Gözlerimin kenarındaki birkaç kırışıklık değilse nedeni, neden “yaşlandı” çağdaş bildiğimiz ideolojimiz? “Yüz yılın en büyük liderinin” fikirleri neden suç oldu da yargılanıyor Silivri, Beşiktaş özel mahkemelerinde? Neden özgürlük diye nitelendiriliyor artık kadının başındaki türban? Fikri gibi başını açmak için yapılan reform, bugün neden örtmek için yapılan kavgaya dönüştü?

[[HAFTAYA]]

Neden sendikalar değil de cemaatler sığınak oldu? Doğum tarihi Cumhuriyet’in kuruluşuyla eşit olan yöneticiler neden Cumhuriyet deyince “ılımlı İslam”ı eklemek istiyor başına? Nasıl oluyor da bana aydınlık gelen yol başkaları için karanlığı çağrıştırıyor? Neden felsefe yerine ibadet etmeyi öğretmeyi, sorgulayıcı olmak yerine biat kültürünü tercih ediyoruz? İlerleyen yaşıma rağmen mücadeleci fikirlerimle ben mi daha gencim, yoksa ülke sorunlarına ilgisiz bu yeni kuşak mı? Bir yerlere gelebilmek, yükselmek için Kemalizm yerine Gülenizm’in daha geçer akçe olması neyin sonucu? Gazetenin bulmacasını çözebilenler neden bu soruların yanıtını doğru veremiyor?

Suçumuz bir değil

Kasımpatı kokusu, siren sesleri ve pastırma yazı seni hatırlatırken bana, neden buruk bir utanç içindeyim? Emanetini doğru dürüst koruyamadığımız için! Türk kadınının yarısından çoğu yeniden başını örtmeye başladığı için. Hatta cinayetlere kurban gittikleri ve devlet onları korumadığı için. Gençlerimize, doğru düzgün eğitim, insanca yaşam koşullarını sağlayacak iş veremediğimiz için. Sanayileşmiş Türkiye rüyası için kurduğun fabrikalar, tesisler kapatılıp arsaları konut yapılmak için satıldığı, işçileri kapının önüne konulduğu için. ‘Baraj yapacağız’ diye antik uygarlıklar sular altına gömüldüğü, ağaçlar kesildiği, dereler kurutulduğu, doğayı paylaştığımız hayvanların nesli tüketildiği için.

Ekonomi tıkırında!

Ve sana bir şey söyleyeyim mi, bütün bu olumsuzluklara rağmen çarpık da olsa Türkiye ekonomisi büyüyor, yeni bir sınıf zenginleşiyor, daracık kent sokaklarında arazi cipleriyle dolaşıp hava atıyor. Gençler bilgisayarlarının içine gömülüp sanal sohbetlerin, dijital oyunların içinde kayboluyor. İtiraf etmeliyim ki ben de giderek 140 karakterlik sosyal medyanın içine hapsolup gitmeye alıştım, trafikte kaybettikleri kadar zamanı bile okumak için harcamayan bir topluma ulaşma yollarını yeni teknolojide arıyorum. Ne kadar kaldığımızı bilmiyorum ama ben hâlâ sana inanıyorum.