Sonu yok ki...

a
a
Salı, 12 Ocak 2010 - 05:00

Bakkal Hafız vardı. Evimizin tam karşısında.

Ben çocuktum. Demokrat Parti seçim kazandığı gün, Bakkal’ın camlarını kırdılar. Ne yapıyorsunuz deyince de artık demokrasi var diye cevap verdiler.

Sonradan öğrendim ki Bakkal meğer CHP’liymiş.

*** 

Bir arkadaşım vardı.

Üniversitede.

27 Mayıs sabahı korkuyla bizim evin kapısını çaldı.

Babamı 3-5 gün burada saklar mısın? dedi.

- Saklarım ama niye?

Anlattı. Babası meğer DP İl Yönetimindeymiş. Alıp götürürler diye korkmuş.

Anneme sordum.

Gelsin ama ne fayda dedi.

Zaten adamcağız gelemedi.

Götürmüşler bile.

***

Demokrasiyi Bakkal Hafızla birlikte tanıdım. Darbenin ne olduğunu da arkadaşımın babası sayesinde öğrendim.

İkisinde de kötü imtihan vermişiz.

Rövanş.

Rövanşın rövanşı.

Sadece benim yaşadığım iki küçük örnek...

Bu da bir şey mi?

Edirne’den Kars’a kimbilir neler olmuştur.

***

Sonra büyüdük koca adam olduk. 12 Mart’ı, 12 Eylül’ü, 28 Şubat’ı gördük.

- Rövanş devam ediyor.

Rövanşın rövanşının rövanşı.

Seçimle de gelsen misilleme, darbeyle de gelsen misilleme.

Çünkü bizde yaygın bir demokrasi terbiyesi olmadığı gibi yerleşik bir darbe adaleti de yok. Adı üstünde: Darbe bu.

Kimin gücü kime yeterse.

Sürgüne gönderilen memurlar, azledilen yüksek bürokratlar, tenzili rütbeye uğrayan amirler, müdürler, şefler.

Neden?

- Çünkü demokrasi var.

Ya da:

- Darbenin nimetlerinden yararlanmak var.

Rövanş kelimesi az.

Buna intikam derler.

***

Şimdi anayasanın geçici 15. maddesi kaldırılırsa ne olacak? Hiç.

12 Eylül döneminde aynı askerin karşısında elpençe divan duran herifler, şimdi o askerden hesap soracak, öyle mi?

- Ahlakâ bakın.

28 Şubat’a kuzu gibi itaat edenlerin bugün birdenbire demokrat kesilmeleri de aynı ahlâkı yansıtıyor.

Bırakın bu kin, nefret ve husumeti.

Artık arkaya bakmayın. Çünkü her arkaya bakış, yeni öfkeler getiriyor.

Bunu yapmayın.

Bakkal Hafız, hâlâ yüreğimi sızlatıyor.