Söz, yazarına mı aittir, karaktere mi?

a
a
Cumartesi, 06 Kasım 2010 - 05:00

Çok etkilendiğiniz bir kitabı, içercesine, yutarcasına, kanarcasına okuduğunuz bir zamanı anımsayın. Hiç bitmesin istersiniz ama bir yandan da kendinizi alamaz, gittikçe daha hızlı okursunuz. Birden, bir söz çıkar karşınıza... Uçuşan gözlerinizi, merak eden beyninizi, kitabı yutup içselleştirmeyi uman hızınızı aniden stoplayan. Bir söz, bir tümce, bir anlam... İşte, o söz, yazara mı aittir, karaktere mi? Elbette kitap yazarın eseri olduğu için, sözler, tümceler, anlamlar da yazarın yaratılarıdır. Ama, bazen öyle karakterler vardır ki, yazarın elinden tutup sayfaları doldurmasına yardım ederler. Yazarla beraber yaşarlar, okuyan ile de... İşte Çevik Atmaca öyle bir karakter.

Yazarı Ursula K. Leguin onun yaşadığı diyarı, onun hayatını defalarca ziyaret etmiştir. İyi ki de öyle yapmıştır biz de okuyan olarak peşine takılıp oralara ulaşmışızdır. Kimsenin aklına gelmeyecek ama aslında çok tanıdık olan diyarlara.... Leguin, bir röportajda, bildiği iki işin yazı yazmak ve ev işleri yapmak olduğunu söyler. Ev işlerinin de yapılması gerekmektedir çünkü üç çocuğu vardır.

O, uzak diyarlardaki adalara çocuklarının isimlerini verir. Bir yandan da kendi rüyalarını yazar, rüyalar kendilerini açıklamalı diye düşünerek. Bu yazıyı, kıvrıldığı bilinçaltımdan çıkarıp ortaya döken, bugün 81 yaşında olan yazarın ‘Kadınlar, Rüyalar, Ejderhalar’ adlı denemelerini sindirme çabası değil. O denemelerin yarattığı istek ile ‘Öteki Rüzgara’ yönelen gözün yakaladığı Çevik Atmaca’nın bir sözü; “Dünya engin ve gariptir ama akıllarımızdan daha engin ve garip değil”.

Yerdeniz Büyücüsü

Yıllar önce okuduğum ‘Yerdeniz’ serisini, Eski Foça’nın dost sahillerinde yeniden okudum. Gördüm ki bir kitap, insana seneler sonra da aynı zevki veriyor, hem de daha doyumsamalı, daha duyumsamalı, çok daha farklı sözcüklerle konuşarak... Değişen; aynı dili, aynı sözcükleri, aynı sayfaların üstünde saklama görevini, yıllardır başarı ile yerine getiren kitaplar olmadığına göre; değişikliğin, insanın yaşında ve başında olduğunu düşünmek gerek. ‘Yerdeniz’ beşlemesi için ‘fantastik kurgu’ denilebilir.

Tüm gençlere gözüm kapalı tavsiye ederim. Genç yıllarımın tanışıklığının ardından, orta yaşta yaptığım bu okuma, bana debisi çok bir nehrin üzerinde sakin giden bir sandalda felsefe okuyormuşum hissi verdi. Biraz ‘Sophie’nin Dünyası’, biraz ‘Simyacı’, biraz büyü, biraz efsun, şifacılar, umuttan umut kesmeyen canlar, çokça tevekkül, ormanda, dağda, kırda yapılan uzun yürüyüşler sırasında karşılaşılan dost ve düşman ejderhaların dünyası sarıp sarmaladı beynimi... Bizim dünyamızın paralel fantastik yansıması sanki. ‘Yerdeniz’ serisi bir hikaye ama gerçek değil. Bir öykü ama anlattığı insanlar bu çağdan değil. Çok bildiğimiz bir şarkı gibi “İşte öyle birşey”; herkesin kendisine göre yorumladığı.... Kitabin yazarı Ursula K. Leguin, Metis Yayınları.

Sizin internet kaç saat?

İnternet sağlayıcılarından çeşitli kullanım paketleri almak mümkün. İş yerinde zaten internet erişiminiz varsa, evde sınırsız internet kullanımına gerek duymayabilirsiniz. Ama duyuyorsanız, “İnternetim su gibi aksın, hiç kesilmesin” diyenlerdenseniz, basit bir test yapmanızı öneriyorum. Bir gün içinde internet ile diğer bilgi ve haber kaynaklarını (TV, kitap, gazete) ayırarak sürelendirin.

Sonuç beklenmedik çıkıyor. İnsan kendine konduramazken acı gerçekle yüzleşiyor! Evinde on gündür interneti kesik olan bir arkadaşım, sonunda internet aboneliğini iptal ettirdi. Tekrar yaşamla, kitaplarıyla ve insanlarla buluştuğunu söylüyor. Sanal arkadaşlığın kolaylığı yüzünden aslında insansız bir yaşama geçtiğini kabullenebilmesindeki etkenin ‘kesik internet’ gerçeği olduğunu hepimize anlatıyor.

“Ben bağımlıydım” diyecek kadar cesur! Peki siz bir internet bağımlısı mısınız? Ya da şöyle soralım; internet mi size hükmediyor, siz mi internete?..

(Bu yazı 30.10.2010 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)