Mehmet Çoşkundeniz

Sözde evlilikler

Cumartesi, 03 Ekim 2009 - 00:01

Geçen hafta, “Evliliğin yüzde
50’si seks, yüzde 30’u çocuklar,
yüzde 20’si de ıvır zıvırdır”
diye yazmıştım. Sekssiz evliliğin
yürümeyeceğini, çiftler birbiriyle
seks yapmıyorsa, o ihtiyacın
bir şekilde evlilik dışında mutlaka
giderilebileceğini belirtmiştim. Sizden
çok sayıda mail geldi bu konuyla ilgili.
Örneğin adı bende saklı bir okurum
diyor ki mailinde; “Ben şimdiye
kadar ne duydum ne de gördüm
sekssiz bir evliliğin aslanlar gibi
gittiğini. Benim evliliğim seks
yüzünden çöküntüye uğramış
durumda. 10 yıllık evliyim ve
evlendiğimden beri seks bizim
için hep sorun oldu. Bu uyumu
bir türlü sağlayamadık. Aile
büyükleri baskısı olduğu için
bir aradayız. Yoksa çoktan
ayrılmıştık. Sanki benim seks
hayatımı onlar düzeltecek. Ben
29 yaşındayım o 35 ve şimdiden
ayrı yatmaya başladık. Sekssiz
evliliğe evlilik denmez, diyen
varsa da formülünü açıklasın...”

***

Henüz 29 yaşındaki bir kadının
seks hayatının tamamen bitmiş
olması gerçekten çok vahim.
Sekste bulunamayan mutluluk,
ne yazık ki hayatın diğer alanlarını da
etkiler. Bu gerçeği hiçbir zaman
akıldan çıkarmamak gerekiyor.
“Evliyim, mutluyum”
diyebiliyorsanız eğer, mutlaka
sekste de o uyumu sağlamış ve
o heyecanı devam ettiriyor olmanız
gerekiyor. Aksi takdirde söylediğiniz
şey yalandır. Hadi başkalarını
kandırırsınız ama, ya kendinizi?
“Unumu eledim, eleğimi astım,
kendimi çocuklarıma adadım”
sözünü de bir avuntu olarak
kullanabilirsiniz. Yüreğinizdeki
fırtınaları, içinizdeki sancıları
anlatmaya yetmez ama bu söz.

***

Şimdi bir başka maili aktarmak
istiyorum. Bu daha da vahim...
“18 yaşında birbirimize aşık
olduk, 3 yıl sonra evlendik.
9 ay sonra çocuğumuz oldu.
Cinselliği ilk kez onunla tattım.
İlk andan itibaren de orgazmı
yaşadım. Bir süre sonra eşim
içkili kafelerde fazla zaman
geçirmeye eve geç gelmeye
başladı. Yine de seks hayatımız
tüm sorunlara rağmen çok
güzeldi. Yaklaşık 8 sene
çılgınlar gibi hemen her akşam
seviştik, doyuma birlikte ulaştık.
90’lı yıllarda seks için zaman
ve yer bulamamak gibi durumlar
olmaya başladı. Çocuğumuz
babaannede kaldığı için sıklıkla
oraya gitmemiz gerekiyordu. Bu
nedenle eşimden ayrı yatmaya
mecbur olduğum dönemler
başladı. ‘İstersek ne yapar eder
sevişiriz, sen beni istemiyor musun?’
diye söylenmeye başladım.
Sanki çocuğumuzla ilgili
koşturmacalarımı bilmiyor gibi
beni suçladı, ‘Kadın mısın sen?’
dedi. Hiç unutmuyorum
1997 yılında bir gece ereksiyon
sorunu yaşadı. Ve bir daha
bir araya gelemedik. Manevi
değerlerim nedeniyle hiç
kimseye farklı gözle bakmadım,
bakmıyorum. Kendimi tatmin
ederek yıllarımı geçiriyorum.
Şu anda 46 yaşındayım.
30 yaşlarında gösteriyorum.
Kendime bir iş kurdum,
oyalanıyorum...”

***

Farkındaysanız, 12 yıldır birbirine
dokunmamış bir çift var ortada...
Dışarıdan bakıldığında bu evlilik
yürüyor gibi görünüyor. Ama işte
‘içeriden’ birinin yazdığı bu mail
nasıl bir sıkıntı içinde olduğunu açıkça
gösteriyor. Bu konuyu pazartesiden
itibaren çok daha geniş bir şekilde
tartışmaya devam edeceğiz... Tabii
sizden gelen maillerin ışığında...