Erdoğan Arıpınar

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Sporda politikanın gücü

Cumartesi, 05 Haziran 2010 - 05:00

Türkiye politika dünyasında güçlü olmak zorunda. Çünkü ne kadar haklı olursanız olunuz, oylamada yine de kaybedebilirsiniz. Dün olduğu gibi bugün de; dünya politikasında Anglosaksonlar’ın gözardı edilemez bir gücü var. Bunu sporda da görüyoruz. Olimpiyatlarda aday kent seçilirken, toplumun büyük ilgi gösterdiği uluslararası futbol organizasyonlarında; iş oylamaya gelince; dünya üzerindeki Anglosaksonlar’ın (Büyük Britanya’da, Amerika’da, Avustralya’da, Asya’da ve Güney Afrika’da) oyları blok olarak sonucu etkiliyor. 2016’nın oylamasında sporda politikanın ne kadar etkin olduğunu, üzülerek, utanarak gördük. 2010 Dünya Kupası oylamasında çok açık bir örnektir. Kupaya aday 5 ülke vardı. Fas, Mısır, Tunus, Libya ve Güney Afrika. Bu ülkelerden futbolda en öndeki ülke Mısır ve Fas’tı. Tunus çekildi, Libya koşulları yerine getirmediği için elendi. Oylama sonunda Güney Afrika 14 oy, Fas 10 oy, Mısır ise 0 oy aldı. 15 Mayıs 2004’de FİFA, Güney Afrika’nın 2010 Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacağını ilan etti. Bakınız, uluslararası araştırma kuruluşlarının Güney Afrika’ya Dünya Kupası için gideceklere hazırladığı önemli uyarılar:

- Güney Afrika’da AIDS hastalığını kapmamak büyük şanstır.

- Maçları takip için gün aşırı kent kent kilometrelerce yol gideceksiniz.

- Gıda fiyatları kupa süresince yaklaşık yüzde 300 artacaktır.

- Bölgede suç oranı dünya rekoru düzeyindedir.

- Maçları izleyebilmek için 10 bin euroluk bir bütçeye ihtiyaç vardır. Kupaya Alman Milli Takımı’nın çelik yelek giyerek gideceğini de düşünün. Bu negatif koşullardan birisi Türkiye’de olsa oylamada bir tek oy bile alamayız. Amma, Güney Afrika aldı. Hem de ülkenin sahibi siyahlar çok güç koşullarda yaşarken, milyonlarca liraya statlar inşa ederek. Ben Güney Afrika’ya düşman değilim. Boer savaşları (Hollanda asıllılarla İngiliz asıllılar arasında yapılan güç mücadelesi) dahil tüm tarihini okudum ve yerli halkına verdiği hürriyet savaşından dolayı sempati de beslerim. Amma, spor alanında da politikanın nasıl etkin olduğunu yazmadan da duramazdım. Bu yüzden uluslararası organizasyonlara aday olurken, politikanın ve Anglosakson oylarını her zaman hesaba katmamız gerektiğini tüm spor yöneticilerimize hatırlatmam lazım diye düşündüm.