Stil, yaşlanırken de bizimle kalır

Cumartesi, 08 Mayıs 2010 - 05:00



Cahit Sıtkı Tarancı ünlü şiirinde ‘Yaş 35 yolun yarısı eder’ diyordu... Bunu öyle bir ezberledik ki, daha 30’larına gelmeden “Benden geçti artık” diyen insanlar türedi etrafta. Giyimin ve modanın yaşla değil tarzla bağlantısı olduğunu anlayamayanlar... Coco Chanel’in meşhur sözü vardır: Moda demode olur ama stil asla! Yani, dergilerden seçilen giysileri yine dergilerde görülen şekilde giymekle stil sahibi olunmuyor. İnsanların, 70, hatta o kadar bile değil, 50 yaşına merdiven dayadığı zaman renkli giysilerden, farklı akımlardan ve güncel trendlerden elini eteğini çekmesi beklenir. Oysa bu doğru değil! Dış görünüş, karakterin yansımasıdır. Kişinin bir giysinin veya aksesuarın içindeki görünüşüne ve yaşam tarzının onda yarattığı görüntüye stil denir. Bir çizgi oturtmak kadar onu korumak da bir başarıdır. Çünkü ‘farklı olmak’ daima eleştirilir...

İris Barrel Apfel 88 yaşında. New York’lu, eski tekstilci. Bugün, hala stil danışmanlığı yapıyor. Kendisine, modanın hakimi, stilin duayeni, stil ikonu, ilham perisi gibi birçok tanım yakıştırılıyor. İris’in kocaman gözlükleri ve kırmızı ruju hep üzerinde. Çeşitli dönemlerin kıyafetlerini ve farklı ülkelerin giysilerini barındıran gardırobundan seçtiği giysiler 2005 yılından beri farklı kentlerin büyük müzelerinde sergileniyor. İris, kendisini tanımlarken moda ikonu veya koleksiyoncusu olmadığını özellikle vurguluyor. “Ben ne beğenirsem onu alırım. Asla modaya bağlı kalmadım. Bugün aldığım bir giysiyi 30 sene önceki hırkamla yakıştırabilirim” diyor. İris Apfel’e göre belirli bir yaşın üzerindeki kadınların yaptığı en büyük moda hatası genç görünmeye çalışmak. “88 yaşında olmanın nesi utanç verici anlamıyorum. Asıl utanılması gereken hala 52 yaşında olduğunu iddia etmek. Böyle bir yalana kimse inanmaz, yüzlerini gerdiriyorlar ama elleri kırışık kalıyor” diyor. Yani İris Apfel’e göre, stil sahibi olmak kişinin kendiyle barışık olmasıyla başlıyor...

Anna Piaggi 79 yaşında. Vogue İtalya’nın moda editörü. 2865 adet elbisesi, 265 adet ayakkabısı var. Anna Piaggi mavi saçlı, kırmızı dudaklı, pembe yanaklı ve rengarenk giyinen bir kadın. Başında mutlaka yana doğru takılmış bir şapkası ve elinde boyu kısa bir bastonu var. Kalabalık içinde giydiği bir elbiseyi asla ikinci defa giymiyor. Bence tam bir çizgi film karakteri... Anna Piaggi’nin kıyafetleri de müzede sergileniyor. Moda çevreleri kendisini, henüz bitmemiş bir sanat eseri olarak tanımlıyorlar. İtalyan Vogue dergisinin tek okunma sebebinin Anna Piaggi olduğunu söyleyenler bile var! Anna Piaggi, giysilerin birer canlı olduğunu düşünüyor ve “Hepsinin farklı hayatları var. Birileri giymeye devam ettiğim sürece hepsi yaşayacaklar” diyor. Anna Piaggi, renkli kişiliği ve cesur tarzıyla Karl Lagerfeld ve Manolo Blahnik başta olmak üzere birçok tasarımcıya ilham kaynağı oluyor.

Vivienne Westwood daha genç, henüz 69 yaşında... Turuncu saçlı, mavi gözlü, bembeyaz tenli bir İngiliz. Tasarımcının kendi adını taşıyan bir de markası var. Fazlasıyla ‘Punk’, bir o kadar da ‘Rock’ yani tamamen kendi stilini yansıtıyor. Vivienne Westwood’un dolabındaki giysiler değil ama tasarladığı yaklaşık 300 parça Londra’da ve Avustralya’da sergileniyor. Giydiklerinin kendi tasarladıkları olduğunu düşünürsek aslında sonuç aynı... Kendisi tam bir moda ikonu. Sezon trendlerini stiline uyarlamakta üstüne yok. Ayrıca Anna Piaggi’nin de en sevdiği tasarımcılardan. 1992 yılında Kraliçe 2. Elizabeth tarafından Onur Nişanı takıldı, 2006 yılında ise nişanı 2 kademe yükseltildi. Vivienne Westwood’a göre moda bir akım değil yaşam tarzı. Stilinin politik ve sosyal bir mesaj verdiğini vurguluyor ve bunu tasarımlarına da yansıtıyor. Vivienne Westwood’un en şaşırılan özelliklerinden biri televizyon izlememesi, gazete ve dergi okumaması.



Bu üç kadının röportajlarında söyledikleri ortak bir düşünce var: Başkaları için değil, kendileri için giyiniyorlar. Birisi tarzımızı beğenmiyorsa bu bizim değil onların sorunu diyorlar. Stil sahibi olmak için verdikleri tüyolar ise şöyle: Eski ve yeni modayı karıştırın. Farklı kumaşlar ve desenler kombinleyin. Etnik ve farklı aksesuarlar kullanın. En önemlisi ‘Kendinize bir alamet-i farika belirleyin’ İris Apfel’in kalın gözlükleri, Anna Piaggi’nin daima yan taktığı şapkaları ve renkli bastonları, Vivienne Westwood’un ise turuncu saçları onların alamet-i farikası...