Stilimi kaybettim, hükümsüzdür!

Perşembe, 16 Haziran 2011 - 05:00

Doğum göncesine ait anılarınızı şöyle bir gözünüzün önüne getirin. Hamileliğinizin tüm şımarıklığıyla, hava yağmurluyken akşama kadar yatağınızda tüm gazete ve dergileri karıştırıp, arada bir uyku molası verip, uyandığınızda eve verdiğiniz yemek siparişinizi beklerken kaldığınız yerden dergileri karıştırmaya devam ediyordunuz. Ya da hava güneşliyken arkadaşlarınızla buluşup, kısa yürüyüşler yaparak dükkanları geziyor, hangi marka bebek puseti alacağınıza karar vermeye çalışıyordunuz. Siz şişen karnınızla kendinizi belki pek de çekici bulmazken, eşinizden dünyanın en güzel iltifatlarını duyuyordunuz. En büyük sıkıntınız 24 saatin 14 saatini uyuyarak geçirip, tüm gün miskinlik yaptığınız için duyduğunuz suçluluk duygusuydu belki de. En çok hoşunuza giden de eşinizin tüm mutfak malzemelerinin yerini öğrenmiş ve size birbirinden lezzetli yemekler yapmaya başlamış olmasıydı değil mi? En azından benim için böyleydi sevgili okur. O günlerin bana hissettirdiği en özel şeyler dokunulmazlık, saflık, kutsallık ve muazzam bir değişimdi. Şimdi her bebeklerime baktığımda bu hissettiklerim kat be kat artıyor.

Tüm bunlar hayatıma girmeden yani anne olma durumunun uzaktan yakından beni ilgilendirmediği dönemlerde sürekli bakımlı dolaşan, giyimine son derece özen gösteren, kuaförü aksatmayan kısacası kendi stili olan bakımlı bir kadındım. Hamileliğimin ilerlediği ve artık hiçbir kıyafetime sığamadığım dönemde hamile kıyafetleri satan mağazaların yolunu tuttum. Aman Allahım! Ne istediğim şıklıkta bir kıyafet bulabiliyorum, ne de giydiklerimi kendime yakıştırabiliyorum. En son bir mağazada tezgahtar kadına şöyle dediğimi hatırlıyorum “Bu mağazanın sahibi de hamile kalıp istediği gibi kıyafet bulamasın inşallah!” Hepsi bana göre babaanne kıyafetleri gibiydi. Kıyafet bulamama durumu emzirme döneminde de devam etti ebette. Hamileliğimin kış aylarına denk gelmesine epey bir söylenip durmuştum. Oysa Selin -ki kendisi en yakın arkadaşım olup benden üç ay sonra hamile kalmıştır- ne kadar rahattı. Tüm yazı bol, incecik elbiselerle ve terliklerle geçirmişti. Benim şişen ayaklarıma kışlık ayakkabı bulmak mucizeydi ve tüm kışı şu meşhur Ugg botlarla geçirmek zorunda kalmıştım. Bütün sezon kıyafetleri tam benlikti ve fakat ben cüsse olarak onlara göre değildim. Doğumdan sonra tüm kıyafetlerimi sinirden attığımı söylemem gerek. Kendimi tamamen doğumdan sonra istediğim gibi yapacağım alışveriş vaatleriyle teselli ettim. Bunu ancak bir yıl sonra yapabildim çünkü hem ilk üç ay ne giydiğinizin bir önemi kalmıyor hem de kendinizi o kadar enerjik hissedemiyorsunuz. Dışarı çıkacaksanız üzerinize en rahat bulduğunuz şeyleri geçirip, saçınızı da bir at kuyruğu yapıyorsunuz, işte bu kadar.

KIZ ARKADAŞLARLA ÇAY SOHBETLERİ

Sabahın 6’sında aynaya baktığımda gördüğüm gözleri kırmızı, saçlarının diplerinden ışıl ışıl beyazlar görünen bu kadın ben miyim? Hem de ta kendisi. Sanmayın ki kendimi saldım, her şeyi unuttum, elbette hayır. Fırsat buldukça bakım yaptırdım ama kendimi eski benle kıyasladığımda bunu bana yakıştıramıyordum doğrusu. Eskisi gibi yine kız arkadaşlarımla buluşup biraz kendime gelmek istediğim zamanlarda, bekar olan arkadaşlarımla benim aynı frekansta olmadığımızı anlamam uzun sürmedi. Onlar yeni açılan restoranların yemeklerinden ya da o gece gidecekleri kulüpte ne giyeceklerinden bahsederlerken, ben süt pompamı sterilize edip etmediğimi ya da bebeklerimin ben yokken huysuzluk yapıp yapmadıklarını düşündüğümü fark ettim. Bir süre sonra da ister istemez artık çocuksuz arkadaşlarla görüşmeler seyrekleşti.

O günlerin üzerinden 14 ay geçti ve ben her anlamda eski formuma kavuştum. Çocuklu ya da çocuksuz tüm arkadaşlarımla görüşüp, kendimi biraz evden soyutlayabiliyorum. Çocuklarımın düzeni epey oturdu ve artık istediğimiz zaman bakıcımızı ayarlayıp istediğimiz yere gidebiliyoruz. Bebeklerin doğduğu ilk ayları düşününce şu an kendimi çok daha özgür hissediyorum. Biliyorum ki onlar büyüdükçe işler daha da kolaylaşacak. Şimdilik kaçamak günler yaratıyoruz kendimize ama o zaman çocukları tatile yolladığımızda kaçamak haftalara sahip olacağız. Yeni doğum yapmış tüm annelere tavsiyem şudur; kendinizle ilgilenmeniz biraz zaman alacak, bir süre kendinizi aynada tanıyamayacaksınız belki de ama inanın dünyaya getirdiğiniz o varlığa her baktığınızda, o size her güldüğünde, boynunuza her sarıldığında tüm bunlara değdiğini göreceksiniz. Her şey zamanla eski haline dönüyor. Sadece biraz sabır…
 

Yandex.Metrica