'Su testisi su yolunda kırılır'

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Fransa'da 3 PKK'lının öldürülmesine ilişkin, "Paris'te yapılan saldırıda üç militanın infaz edilmesi, her şeyden önce ölüm üzerinden kurulan kanlı bir denklemin sonucu, elbette su testisi su yolunda kırılacaktır ve öyle de olmuştur" dedi

13 Ocak 2013, Pazar 16:20
A A

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Kızılcahamam’da yapılan MYK ve Milletvekilleri Toplantısı ardından yaptığı açıklamada Fransa’da 3 PKK’lının öldürülmesine ilişkin, "Paris’te yapılan saldırıda üç militanın infaz edilmesi, her şeyden önce ölüm üzerinden kurulan kanlı bir denklemin sonucu, elbette su testisi su yolunda kırılacaktır ve öyle de olmuştur" dedi.


MHP grubu, ’TBMM grup faaliyetleri, Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmaları, dış politikadaki uygulamalar, ekonomideki son gelişmeler, gelecek yıl yapılacak mahalli idareler seçimleri ve bölücü terörün ulaştığı seviyeyle birlikte süren müzakereler’ gündemiyle Kızılcahamam’da toplandı. Bahçeli, milletvekilleri ile yapılan toplantı ardından bilim insanları ve alanlarında uzman kişilerin partililere bilgi verdiğini ve önümüzdeki süreçte MHP’nin izleyeceği siyaset stratejilerinin omurgasının ve muhteviyatının belirlendiğini söyledi.

"SAPLA SAMAN KARIŞTI"


Bahçeli, Türkiye’nin hayati bir dönemden geçtiğini 1000 yıllık derin birlikteliğin parça parça yıkılırken, millet ve devlet hayatına yön veren ilke, iddia ve inançların peş peşe aşınmaya terk edildiğini savundu. MHP Genel Başkanı şöyle konuştu  "Çözüm, umut, gelişme ve çare olarak sunulan ne varsa milli birliğimizin ve milli güvenliğimizin aleyhine sonuçlar üretmektedir. Şiddet yanlıları barışsever, bölücüler demokrat, katiller özgürlük savunucuları, kanlı niyetler hak arayan masumlar olarak sunulmakta ve propagandası yapılmaktadır. Sapla saman karışmış, iyiyle kötü yer değiştirmiş, doğru ile yanlış birbirine girmiştir. Varlığımızda ve birliğimizde hak sahibi olmayan bir zihniyet, bölücülüğün bitpazarında, ehl-i salibin yüzyıllardır açık duran müzayede ortamında Türkiye’yi elden çıkarmaya karar vermiştir. Bunu da milli birlik ve kardeşlik için yaptığını söyleyecek kadar da küstahlaşmış ve riyakârlığın dibine batmıştır. Başkent Ankara’nın ruhu, İmralı dayatmalarıyla, Kandil Dağı talepleriyle incinmiş ve dağlanmıştır."


Bahçeli, AK Parti hükümetinin yönünü kaybettiğini ve güvenirliğini yitirdiğini, Türk milletine aykırı ne varsa bu dönemde el üstünde olduğunu ifade ederek şöyle konuştu "İmralı hukuku, bölücülük arzuları, şiddet taraftarları, barış şarlatanları, kiralık kalemler ve silahlı militanlar yükseliştedir. Buna karşılık; Türkiye inişte, kardeşlik düşüşte ve milli değerler gerileyiş halindedir. Başbakan Erdoğan için bunlar önemsizdir. Terörle mücadele, siyasetle müzakere sözleri ne anlama gelmektedir? Düne kadar ağzına ne geliyorsa söylediği, hakaretler yağdırdığı, terörün parçası olarak ilan ettiği ve nekrofiller diye suçladığı BDP midir gösterdiği adres? Bölücü terörün yörüngesine çivilenmiş olan BDP ise şayet kast ettiği, o halde bugüne kadar yenilir yutulur türden olmayan sözlerini nereye koyacak, nasıl tevil edecektir? Başbakan Erdoğan İmralı’da müebbet hapis cezasıyla hükümlü olarak yatan terör suçlusuyla müzakere yaptığına göre, caniyi siyasetçi olarak mı görmektedir? Hatırlatmak isterim ki, Başbakan İmralı’nın, Kandil’in değil, Türkiye’nin siyasi sorumluluğunu taşımaktadır. Cezaevindeki bir terör mahkûmunun siyasetçi mertebesine çıkarılması en hafif ifadeyle helalin haramla lekelenmesi ve karıştırılması anlamına gelecektir."


Türkiye’nin 1 numaralı gündem maddesinin İmralı’da Öcalan ile yapılan görüşmeler ve PKK’nın silah bırakması olduğunu kaydeden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, şöyle dedi "PKK terör örgütü ve İmralı canisiyle eşzamanlı olarak yürütülen ihanet müzakereleri Türkiye’nin bir numaralı gündem maddesi haline gelmiştir. Sözde barışın sağlanması, ateşkesin temin edilmesi, silahların bırakılması ve teröristlerin sınır dışına çıkarılması eksenli yürütüldüğü iddia edilen pazarlıklar kuşku ve güvensizlikleri alabildiğine tırmandırmıştır. AKP’nin PKK’ya temiz kâğıdı verme çabaları, sicilini paklama niyetleri Türkiye’yi iyice zora sokmuştur. Yıllardır PKK’nın eylemlerine farklı ve aykırı anlamlar yükleme arayışı AKP’den eksik olmamıştır."
 

"RÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇER"


Bahçeli, Fransa’nın başkenti Paris’te 3 PKK’lının öldürülmesine ilişkin, "Paris’te yapılan saldırıda üç militanın infaz edilmesi, her şeyden önce ölüm üzerinden kurulan kanlı bir denklemin sonucu, rüzgâr ekenin fırtına biçeceğinin açık bir göstergesidir. Elbette su testisi su yolunda kırılacaktır ve öyle de olmuştur. İşi gücü öldürmek, katletmek olan bir terör şebekesinin, iç hesaplaşma veya değişik ülkelerin istihbarat teşkilatlarıyla kurduğu gizli ilişki ve temaslar sonucunda böylesi bir neticeyle karşılaşması doğal ve kaçınılmazdır. Paris’teki militanların ölümüne çok üzülen AKP’li başbakan yardımcısı da, yine kendisinden bekleneni yapmış ve tahminlerimiz de bizi yanıltmamıştır" diye devam etti.


Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın suikast sonucu öldürülen ve İnterpol tarafından da kırmızı bültenle aranan terör örgütü kurucularıyla 'düzenli görüşüyorduk’ diyen Fransa Cumhurbaşkanı’ndan izahat beklediğini söylemesi konusunda da şunları söyledi; "Başbakan Erdoğan bu beyanatıyla iki açıdan boşluğa düşmüştür. Birincisi Avrupa ülkelerinin bölücü terör örgütüne bakışı bellidir. Teröristlere kol kanat geren tercihleri malumlarımızdır. PKK’nın parasal kaynaklarını yönetmesine, yönlendirmesine, militan devşirmesine yıllarca sessiz kaldıkları, hatta örgütü el altından teşvik edip besledikleri de tartışmasızdır. İkinci olarak, adama demezler mi ki, sen teröristlerin başıyla görüşüyorsun, televizyon veriyorsun, siyaset çemberine sokuyorsun ve özel bakıma alıyorsun da, bizim mi görüşmemizi yadırgıyorsun? Böyle bir soruya Başbakan Erdoğan ne cevap verecektir? Ayrıca Paris’teki kanlı tezgâhın, İmralı müzakerelerini sabote etmek ve sulandırmak için icra edildiğini söylemek en başta aklın ve zekânın inkârıyla eşdeğer görülmelidir. BDP’nin ise derin devleti işaret eden kokuşmuşluğu AKP’den kalan bir alışkanlığı olsa gerektir. İlaveten bu hadisenin, Kandil-İmralı ihtilafı neticesinde gerçekleştiği yönündeki tezviratların hiçbir inandırıcılığı olmadığı gibi, teröristbaşının masum, samimi ve iyi niyetli olarak sunulması da ilerletilmeye çalışılan bölücü stratejinin ara duraklarından başka bir şey değildir. İmralı canisi sözde barış istiyor da, buna Kandil direniyor ve engel çıkarıyor izlenimi oluşturmak; siyaset işportacılığına göz diken, yalanı ve riyayı ruhunda bütünleştiren kimliksiz ve omurgasız zihniyetlerin hezeyanları olarak görülmelidir."


Bahçeli, yıllardan bu yana devam eden süreç içinde, Türk milleti ve devletinin bütünlüğü ve geleceği beka düzeyinde tehlike altında bulunduğunu, bunun yanı sıra birliğe yönelik tehdit bulunduğunu ifade ederek, "Türkiye’nin siyasi ve sosyal yapısı yönetilebilir ve kontrol edilebilir olmaktan çıkmasıyla tetiklenebilecek iç çatışma ortamı kanlı bir bölünmeyi beraberinde getirebilecektir. Üçüncü olarak muhatap kaldığımız tehdit sosyolojik ufalanma ve dağılmadır. Eğer böyle giderse, milletleşme sürecinin aniden terse dönerek bugüne kadar elde edilen tüm milli ve manevi kazanımların heba olması abartılı ve afakî görülmemelidir. Ve Dördüncüsü ise siyasal parçalanma tehdidir ki, bu da Türkiye’nin sonu ve milletimizin imha olmasına neden olacaktır. Sözde Kürt sorunu tanımı bu hazin sona hizmet etmektedir. Etnik kimliklerin vatandaşlık kavramının yerine geçirilmeye çalışılması ve etnik odaklı siyaset yolunun açılması, sadece milli birliğimizi tahrip etmekle kalmayacak, aynı zamanda milli ve üniter devletin de sonunu getirecektir. Sözde Kürt sorununu ele alanlar, İmralı canisiyle müzakere yürütenler, en başta Türk milletinin özgüvenini, hukukunu ve varlık haklarını gasp etmektedir" dedi.
 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.