Sultanların rüyası aşıkların son mekanı

Kandilli'deki Kıbrıslı Yalısı'nın Boğaziçi'nde ve edebiyatımızda özel bir yeri vardır. Yalı ilk yapıldığı yıllardan beri hep gözde bir oldu. Öyle ki Sultan Abdülaziz, konuğu Fransa İmparatoriçesini burada misafir etti. Ancak Kıbrıslı Yalısı yaşattığı güzelliklerin yanında felaketlerin ve acı aşkların da hüküm sürdüğü bir yer oldu. Aşıklar korusunda intihar etti, yalının sahipleri evlat acısıyla ağladı

25 Kasım 2012, Pazar 05:00
A A

MEHMET ÇELİK

mehmet.celik@posta.com.tr

Kandilli’deki Kıbrıslı Yalısı'nın ilk sahibi İzzet Mehmet Paşa'dır. Yalı 1700’lü yılların sonlarında inşa edildi. İzzet Paşa Ailesi'nden sonra 1840’ta Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa'nın mülkiyetine geçen yalı, 64 metrelik cephesiyle ünlüdür. Geniş sofalarından başka 21 odanın bulunduğu yalı geniş bahçesi ve havuzuyla ünlüdür. Doğu salonunun zemini taşlardan yapılmış mozaiklerle süslü ve ortasında mermer bir fıskiye vardır. Yalıya adını veren Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa dürüst ve yetenekli bir devlet adamıydı.

Üç farklı sultana sadrazamlık ve Rusya büyükelçiliği yaptı. Mehmet Emin Paşa 1871’de yalıda hayatını kaybetti. Kıbrıslı Yalısı uzun yıllar aynı ailede kaldığından, Boğaziçi’nin en eski ve sürekli oturulan yalısı oldu. Piyer Loti, Yahya Kemal gibi ünlü yazar ve şairlerin uğrak yeri olan yalı, Sultan Abdülaziz’in misafiri Fransa İmparatoriçesi Eugenie gibi üst düzey konukları ağırladı. Bugün üç ayrı parçadan oluşan yalının üç ayrı sahibi bulunuyor. Deniz tarafından bakıldığında sol baştaki kısmı Halis Komili'ye, sağ baştaki bölümü ise Sedat Üründül'e ait. Mabeyn denen iki katlı orta bölümün sahibi Ümran Güngör Üzümcü ile ailesi arasındaki davalar halen devam ediyor.

YALIDAKİ KORKUNÇ RÜYA

23Ocak 1913 günü İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin lideri Enver Paşa’nın organize ettiği ‘Babıali Baskını’ olarak bilinen bir askeri darbe yapıldı. Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın torunu Refika Hanım’ın oğlu Tevfik Bey o gün Babıali’den çıkmıştı. Galata Köprüsü’nde yürürken bir şey unuttuğunu hatırlayıp geri döndü. Baskıncılar Babıali binasına girdiklerinde karşılarına çıkan Nafiz Bey, Mustafa Necib Bey ile Tevfik Bey’i öldürdüler. Ardından Tevfik Bey’in yaveri olduğu Nazım Paşa da İttihatçıların fedailerinden Yakup Cemil tarafından şakağından vurularak öldürüldü.

‘GELEMEM ANNE’

Kandilli, geçtiğimiz yüzyılın başlarında ulaşımın zorlu oluşu nedeniyle şehre uzak bir semtti. Evlerde telefon bulunmuyordu. Tevfik Bey’in annesi Refika Hanım o günün gecesi dehşete düştüğü bir rüya görerek uyanmış. Rüyasında oğlu Tevfik Bey yalının kapısında duruyormuş. Annesi içeriye girmesini istemiş. Fakat Tevfik Bey annesine gelemeyeceğini söylemiş. Birden uyanan Refika Hanım, rüyanın etkisiyle kocası Ethem Bey’i uyandırmış. Birlikte yalının kapısına koşmuşlar. Kimseyi bulamamışlar.

Kara haber sabah ulaşmış. Oğullarının cesedini almak için Babıali’ye, yani bugün İstanbul Valiliği binası olarak kullanılan o zamanın başbakanlık binasına gitmişler. Fakat Tevfik Bey’in cesedini bulamamışlar. Üniformasıyla birlikte Karacaahmet Mezarlığını’na gömüldüğü söylenmişse de yaptıkları aramalar bir sonuç vermemiş ve oğullarının mezarı belirsizliğini korumuş...

SEVDA TEPESİ’NİN 30 YILLIK İMAR DAVASI

Sevda Tepesi, 1984’te Suudi Arabistan Kralı Abdullah'a 27 milyon dolara satılmış, ancak imar izni verilmemişti. Haziran 2012’de, birinci derecede SİT alanı olan Sevda Tepesi’nin imar durumu, Çevre ve Şehircilik Bakanı'nın teklifi üzerine İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde görüşüldü. Belediye Meclisi, olaylı bir oturumun ardından araziye ‘imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılanma hakkı’ verdi.

BİR KARA SEVDA: BELKIS İLE VAHİT

Kurtuluş Savaşı gazilerinden Emin Bey'in yakışıklı oğlu Süvari Teğmeni Vahit, 2 Temmuz 1931 gecesi aşık olduğu uzun boylu yeşil gözlü Belkıs Hanım ile buluştu. Süvari Teğmeni Vahit, o zamanlar, Çamlıktepe olarak bilinen yerde, servi ağaçlarının altında genç kızı tabancayla kalbinden vurarak öldürdü ve intihar etti. O günden beri bu tepeye ‘Sevda Tepesi‘ denilmektedir. DÜŞMAN AİLELER Olayın ardından ayrı görüşler ortaya atıldı. Birinci iddiaya göre zengin ve soylu bir ailenin kızı olan Belkıs Safer’in orta halli bir aileden olan Vahit Efendi ile evlenmesi uygun görülmemişti. Olaydan bir hafta evvel Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa’nın torunlarından Emin Dirvana’nın Belkıs Hanım’ı istettiği söylentileri yayılmıştı.

Teğmen Vahit Efendi’nin bu olay üzerine görev yeri olan Bursa’dan İstanbul’a geldiği konuşuluyordu. İkinci iddia ise aileler arasında bir soğukluk olduğu, Vahit Efendi’nin ailesinin Belkıs Safer’i gelin olarak görmek istemedikleri yönündeydi. Bursalı bir ailenin kızının Vahit Efendi’ye uygun görüldüğü biliniyordu. Aşıkların ölmesinden üzüntü duyan çevre halkı faciadan aileleri sorumlu tutuyordu. Baskıdan bunalan Vahit Emin’in ailesi çareyi Kandilli’den kaçmakta buldu. Vahit Emin’in annesi üzüntüden kanser oldu ve hayatını kaybetti. Belkıs Safer’in annesi Nafia Hanım felçliydi, uzun yaşamadı. Belkıs hanım’ın ağabeyi ise verem oldu.

SERVET BİTİREN YASAK AŞK

Kıbrıslı Ailesi'nden Şevket Kıbrıslı çok çapkın birisiydi. Mısır Hidivi Abbas Hilmi Paşa'nın kızı Prenses Atiye ile evlendi fakat çapkınlıklarından vazgeçmedi. Pek çok kadınla adının çıkması üzerine Prenses Atiye isyan etti. Fakat kocasını çok sevdiğinden boşanmadı, ayrı yaşamaya karar verdi. Eşinden ayrılan Şevket Bey, Şakir Paşa ailesinden ünlü seramik sanatçısı Füreya Koral ile aşk yaşamaya başladı.

Ancak lüks hayatı seven Şevket Bey servetini kısa sürede tüketti. Kıbrıslı Yalısı'na hacizler yağmaya başladı. Zaten Füreya Koral aşkı da bitmişti. Bunun üzerine Prenses Atiye Hanım, eşini affetti ve borçlarını üstlendi. Şevket Bey bir süre sonra hayatını kaybetti. Kıbrıslı Yalısı ve Sevda Tepesi de 3. kuşak mirasçılara kaldı. Sevda Tepesi 1984’te Kral Abdullah’a satıldı.

3 YILLIK MİSAFİR: YAHYA KEMAL

Yahya Kemal Beyatlı yalıya misafirliğe gelmişti. Bir haftalık misafirlik uzadıkça uzadı ve tam 3 yılı buldu! Yahya Kemal Beyatlı, Sevda Tepesi'nden İstanbul’u seyretmeyi çok severmiş. 'Bir Başka Tepeden' isimli ünlü şiirin de Sevda Tepesi'nden esinlenerek yazıldığı söylenir.

BİR BAŞKA TEPEDEN

Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!
Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yada
Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan

(18.11.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;