'Suni aşklar peşinde ben de koştum, şimdi yaşadığım gerçek aşk'

Pazar, 08 Ağustos 2010 - 05:00

'Suni aşklar peşinde ben de koştum, şimdi yaşadığım gerçek aşk'

Nihat Doğan’ı, aşık, romantik genç bir şarkıcı olarak tanıdık; sonra kızgın, isyankar bir Nihat Doğan’la tanıştık. Özlü sözleri şarkılarının önüne geçti, ona ‘Filozof Nihat’ diyenler oldu. Röportaj fotoğraflarını çekecek olan Şahver ve Burçin’le beni Akmerkez’in kapısından cipiyle alıp Arnavutköy’de sosyetik olmayan sakin bir kafeye , Yeşil Vadi’ye götürdü. Masaya oturduk, çayları söyledik; 32 yaşındaki Nihat Doğan sohbete, “Kendimi 60 yaşında gibi hissediyorum” diye başladı. Ve giderek sohbet koyulaştı...

Seral Cumalı

seralcumali@posta.com.tr

Biz sizi tanımadan önce ne yapıyordunuz?

Babamı kaybettiğimde 11 yaşındaydım. Ailemi geçindirmek zorunda kaldım, liseyi bıraktım. Minibüs muavinliği yaptım, su sattım. Bundan da gocunmuyorum, varoş çocuğuyum bunu hiçbir zaman inkar etmedim. 1 yıl Almanya maceram oldu. Döndüğümde liseyi bitirmek istedim; ailenin yükü üzerimde olduğu için üniversiteye gidemedim. Sonra Halim Bölükbaşı adlı çok sevdiğim ağabeyim sesimi keşfetti, “Sana kaset yapalım” dedi. İlk albüm ‘Kırdın Kalbimi’ tutuldu. 2000’de ‘Ölürem Kızlar’ adlı albümle büyük çıkış yakaladım. Sonrasını biliyorsunuz.

Sizi aşık, romantik genç bir erkek olarak tanıdık; sonra kızgın, isyankar bir Nihat Doğan’la tanıştık. Bu isyankar haliniz yaşadıklarınızdan dolayı mı yoksa bastırılmış bir duyguydu da sonradan mı ortaya çıktı?

Biz bir aynayız, kim bize nasıl bakarsa bizde kendisini öyle görür. Demekki bize haksızlık noktasında cümleler sarfedilmiş ki haykıran bir Nihat, asi bir Nihat görmüşsünüz!

Çok mu haksızlığa uğradınız?

Çok uğradım. Sektörün bilinen görünen yüzünün dışında buzdağının öbür tarafı da vardı. Ben, kasedimi yapacağım, televizyona çıkacağım, Türkiye beni tanıyacak, konserlerimi vereceğim, bestelerimi yapacağım, şarkımı söyleyeceğim diye hayal ederek bu işin içine girdim. Girince de hiç öyle masumane bir fotoğraf olmadığını gördüm.

Nasıl bir fotoğraf?

Fitne fesatlar, riyakarlıklar, insanların arkasından konuşmalar, yüzüne gülerken sırtından vuranlar, haince, kalleşce saldırılar, belden aşağı vurmalar, alaşağı etmeler, kendilerine hizmet eden magazin camiası içinde bazı isimleri istemediklerine karşı tetiklemeler ve bir sürü Ali Cengiz oyunları ile karşılaştım. Bu sektörün hamurunda bu var! Kendimize, kişiliğimize çok ters gördük bu fotoğrafı. Beynimiz, kalbimiz çok gidip geldi. Buralardan gitmek istediğimiz anlar çok oldu.

Nereye gidecektiniz?

Belki başka bir ülkeydi hayalini kurduğumuz.

Ne tuttu sizi?

Bağlasan kalmayacağımız yerde bilmediğimiz bir şeyler tuttu. Gözle görülmeyen, elle tutulmayan bir şeyler. Belki kaderdi onun adı.

Kadere boyun eğer misiniz?

Haksızlığa değil ama kadere çok boyun eğmişliğimiz vardır.

Aşkta haksızlığa uğradığınız oldu mu?

Olmadı, çünkü aşk haksızlık yapmaz insana. Aşk acıtır, aşk üzer, ama aşk öyle bir şeydir zaten...

Aşkın tanımını Nihat Doğan’ca nasıl yaparsınız?

Aşk mutluluktur, aşk mutsuzluktur; aşk ağlamaktır, aşk gülmektir, aşk bağırmaktır, yeri geldiğinde susmaktır, aşk sorgulanmaz, aşk çok sorgulanır.

En büyük aşkınız hangisiydi?

Bence bitip giden aşk zannettiklerin değil, mutlu bir yuva en büyük aşk. Aşkının en büyük hediyesi olan evlat veren kadına duyduğun aşktır. Çünkü hayatta bitmeyen hiçbir aşk yok. Bitmeyecek aşk evladına olan aşktır.

Unutamadığınız aşk hangisi?

İnsanın unutamayacağı aşk evladının anasıdır. Çünkü ayrılsan da sonsuza kadar bağlayıcı bir çimento vardır.

Unutamadığınız aşk yok mu?

Hiç unutamadığım aşk olmadı. Ben hala evleneceğim kadını bekliyorum.

Güzel ve gösterişli kadınlarla aşk yaşadınız. Ne arıyorsunuz evleneceğiniz kadında?

Bence şu an beraber olduğum Özlem Hanım hepsinden daha güzel. Fiziken de, ruhen de, kalben de çok daha güzel.

Çocuklarınızın annesi olma ihtimali var mı?

Hayatımdaki en doğru kadın. İnşallah çocuklarımın annesi o olur. Kader, kısmet.

Hep ünlü kadınlar girdi hayatınıza. İlk kez ünsüz bir hanımefendiyle birliktesiniz. Özlem Hanım arkeolog, daha farklı mı yaşanıyor aşk?

Geçmişte yaşadıklarımı hatırlamıyorum bile. Konuşmak da istemiyorum. Öyle bir tarzım da yok. Ama şu an en ünlü aşk kalbimdeki aşktır. En büyük aşk kalbimde olan aşktır. Benim için bu değerlidir.

Aşk ve şöhret ikilisi sizin hayatınızda hep birlikte yer aldı. Birbirinden ayırabilmek zor mu?

Sanatçı yüksek kibir, yüksek ego barındırır. Kibir ve egolarını her şeyin üzerinde tuttukları için aşklarından da vazgeçerler. Sanatçı beraberliklerinin yürümemesi bu yüzden. Benim öyle bir problemim yok. Çünkü ben hala kendimi bir şöhret, bir star, sanatçı Nihat olarak göremedim. Kendimi ‘Halk Nihat’ olarak görüyorum.

Yaşam tarzınız da öyle mi?

Sokakta simit de alıp yiyorum, pilav da. Canım sıkıldığı zaman arabam olmasına rağmen metroya, vapura binerim. Hala kendimi ‘Halk Nihat’ olarak gördüğüm için de gittiğimiz yerde halk beni bu kadar sıcak şekilde karşılıyor. Sanatçı arkadaşlarımın da kibirlerini artık bir kenara bırakmalarını rica ediyorum. Çünkü kibir, şeytanın en sevdiği günahmış.

Özlem Hanım İzmirli, sık sık görüşebiliyor musunuz?

Haftada iki kere gidiyorum. Bu yaz hep İzmir’deydim. Ama hanımefendiyle bir konudan dolayı tartıştık. Bir haftadır gitmiyorum.

Barışacak mısınız?

Aşkın peşinden gitmek lazım. Kolay bulunmuyor. Bu yaşadığımız suni bir aşk değil. Suni aşkların peşinden koşan çok insan var!

Suni aşk peşinde koştunuz mu hiç?

Yeri geldiğinde suni aşkların peşinden koştuk ama hepsi yalan.

Aşık olduğunuz kadına şarkı yazıyorsunuz. Aşk bitince o şarkıları sahnede söylerken bir şey hissediyor musunuz?

Yoo.

Mesela Seda Sayan’a “Bir tanesinden bir tanesine” diye bir şarkı yapmıştınız, o şarkı bize o aşkı hatırlatıyor. Siz bu şarkıyı söylerken o aşkı hatırlamıyor musunuz?

Söylemiyorum o şarkıyı. Şaka diyorum, söylüyorum tabii. Ama bir şey hissetmiyorum.

Aşk için ağladınız mı?

Ağlamadım desem yalan olur.

Aşk yaşadığınız kadınların ortak noktaları sarışın olmaları...

Sarı ya da siyah saçlı olması önemli değil, kuaföre gider 40 dakikada sarışın esmer olur, esmer sarışın. İnsanın kalbi, yüreği çakma olmasın, orijinal olsun. Saçının orijinal sarı olup olmaması hiç önemli değil.

Evleneceğiniz kadında ne ararsınız?

Dürüst olsun. Hayatta affedemeyeceğim tek şey bir kadının riyakarlığı. Ben affetsem zaman affetmez. Zaman yenilmez en büyük ordudur. Yalan söylememesi, bencil ve kibirli olmaması lazım. Yalan hızlı gider, doğrular yavaş ilerler. Doğrunun yürüyüşü kaplumbağa hızı iledir ama sonunda yalanı yakalar.

Çok yalan yakaladınız mı?

Çok. Yakaladığım anda biter zaten. Asla affetmem.

İlişkilerinizi daha çok hangi taraf bitirdi?

Hep ben aldım ceketimi gittim. Özlem’in de bir yalanını yakalarsam bu aşktan da çekip giderim.

Kadınlar sizde ne buluyor?

Ben kendimi kolay kolay övmem. Ben kibirimi ayaklar altına almış ayağımın altında ezmiş bir insanım. Kadınların bende ne bulduğunu kadınlara sormak gerekir. Ben de şaşıyorum bende ne bulduklarına.

Sizin bir şarkınız var: “Huyumu bilmezsin maçoyum ben. Hem severim hem de döverim ben.” Öyle misiniz?

Her şarkı sözü insanın kişiliğini yansıtmaz.

Neden o şarkıyı okudunuz?

Güzel sözler değil... 17 yaşındaydım, getirdiler okudum. Yoksa bizim karakterimizde kadın dövmek yoktur. Bizim kendimize göre bir felsefemiz var.

Nasıl bir felsefe?

Bizce önemli olan kadın dövmek değil, kadının için dayak yiyebilmektir. Kadının için dayak yiyebiliyorsan doğru bir delikanlısındır. Bence maçoluk odur. Biz kadınımızı dövenlerden değil, kadınımız için gerekirse dayak yiyenlerden olmuşuzdur.

Seçtiğiniz kadınlar yakın olduğunuz AK Parti’deki eşlerin çok dışında bir görüntü sergiliyor. Türbanlı bir hanımla evlenir misiniz?

AK Parti’li olup da sizin tabirinizle modern olan bir sürü insan var. Şekilcilik anlayışının yanlış olduğunu düşünüyorum. Mustafa Kemal Atatürk de kara çarşaflı bir hanımın gözlerine bakıp aşık olmuştur.

Kara çarşaflı bir hanımın gözlerine bakıp aşık olabilir misiniz?

Olurum tabii niye olmayayım? Bu ülkenin kurucusu olmuş, ben niye olmayayım?

AK Parti’de hala aktif görevde misiniz?

Değilim. Şu an işlerim başımdan aşkın, son derece yoğun günler geçiriyorum. Bizden daha çok çalışacak arkadaşlara görevi teslim ettik.

Havaalanında namaz kılarken çekilmiş fotoğraflarınız çıktı... Bazen bunlar şov amaçlı yapılabiliyor. Siz neden havaalanının mescidinde değil de orta yerde namaz kıldınız?

Ben bu sorunuza cevap vermekten bile hicap duyuyorum. Haber değeri olmayan bir hadisenin bu kadar büyütülmesi kaygı verici. Cevap verip konuyu büyütmek istemiyorum. Reklam yapıyor, şov yapıyor diye bir iftiracı zihniyet türemiş. Biz Allah’a hesap vermemiz gerekir bilirdik, bizim insanoğluna hesap vermemiz gerekliymiş!

‘Ramiz Dayı tiplemesi benden esinlenilmiş olabilir’

Ezel’in Ramiz Dayısı da sizin gibi özlü sözler söylüyor; sizi de ona benzetiyorlar. Ramiz Dayı’nın özlü sözleri alıntı, sizinkiler kendi dağarcığınızdan mı çıkıyor?

Söyleyene değil söyletene bakmak lazım. Ezel yokken biz vardık. Ramiz Dayı bir senelik hikayesi olan bir adam. Biz 5 senedir konuşuruz, bu özlü sözleri söylüyoruz. Ezel’in senaristinin Nihat Doğan’dan etkilenmediği ne malum? “Nihat Doğan konuşunca yer yerinden oynuyor biz de dizide böyle bir model oluşturalım ve Nihat’ı oynatmayalım, yaşlı bir adam koyalım. O sözlerin bir benzerini söylesin” demişlerdir.

Özlü sözlerinizi kitap yapacak mısınız?

Düşünüyorum.

Ne zaman?

Yakında. İnternette güya alaya almak için benim söylemediğim sözleri, ben söylemişim gibi yazıyorlar. Bir sürü Nihat Doğancık çıkmış. 21. yüzyılın en büyük Türk düşünürü Nihat Doğan, Nihatizm diye yazıyorlar. Benimkilerle onlarınkinin ayrılması için kitabı yazmam lazım.

Alaya alındığınızı düşünüyor musunuz?

Bazı zihniyet tarafından. Barış, kardeşlik, bayrak, ezan diyen bir insanı hakarete uğratıyorlar; “Bunu ciddiye almayın bu zaten kendini filozof zanneder” diyorlar. Böylece vermek istediğimiz mesajları alaşağı etmeye çalışıyorlar. Bakın arkadaşlarım takır takır işlere gidiyorlar. Şöhretinize şöhret katıp, yatlarda katlarda, yalılarda oturup bu memleketin insanının sıkıntısına iki kelam etmem sorgulanmıyor da, doğruları söyleyen insan bu denli aşağılanmaya çalışılıyor. Aşağıladıklarını sanıyorlar. Bu ülkenin en büyük starı addedilenler konuşmayanlardır.

Bu konuşmalarınız işinizi etkiliyor mu?

Etkilemez olur mu? Tabii etkiliyor. Bu memlekette çok konuşanın parası olmaz.

Kendinizi filozof gibi hissediyor musunuz?

Hiçbir zaman “Ben filozofum” demedim. Bana ‘felsefeci’, ‘filozof’ diyenler var. Bundan da çok şikayetçi olduğumu söyleyemem. Bazı şeyleri zamana bırakmak gerekir. Galilei’yi de yargıladılar, hakaret ettiler. Nietzche de inanılmaz hakaretlere maruz kalmış. Bugün hepsi büyük felsefeci. Bizim bu sözlerimizin 50 sene sonra ne şekilde görülebileceğini kimse bilemez. Belki de büyük bir liyakat görecek. İnsanlar “Ya bunu Nietzche’ye de yaptılar Nihat’a da yaptılar, yazıklar olsun” diyecekler. Bu ülkede bir çoban başbakan, cumhurbaşkanı oldu, bir türkücü de felsefeci olabilir.

Sizinle çok uğraşıldığını mı düşünüyorsunuz?

Keşke benimle uğraştıkları kadar memleketle uğraşsalardı da fizikte, edebiyatta, teknolojide katkı sunsalardı. Hey körler; kendisine kör olanın bir başkasını doğru görebilmesi mümkün değildir. İşte Nihat Doğan’ın özlü sözü. Şimdi söyledim, kendiliğinden çıktı işte. Allah çıkartıyor kalbimizden

Planlarınızda milletvekili, başbakan, cumhurbaşkanı olmak var mı?

Bu önyargılar, iftiracı zihniyet olduğu müddetçe bırakın cumhurbaşkanı olmamızı, muhtar bile olmamız mümkün değildir.

Fazıl Say’ın, “Türk halkının arabesk yavşaklığından utanıyorum. Arabesk müziği sağır olunca dinlerim” sözlerine tepkiniz büyük olmuştu...

Nihat Doğan’ın yaptığı müzikten öç almaya çalışıyor. Saray piyanocusu; aç gözünü, memlekette arabesk bitti. Arabeskin kemanını, kavalını, darbukasını popçular aldı. Bizim arabeskçiler de gitti popçuların batı sound’unu aldı. Bu ülkede en büyük arabeskçiler Sezen Aksu’lar, Kenan Doğulu’lar Fazıl.

“60 yaşında hissediyorum” dediniz. Hayat mı, kadınlar mı sizi yaşlı hissettirdi?

Yok canım kadınlar hiç olgunlaştırmadı. Kadınlar çocuklaştırdı. Aşk insanı olgunlaştırmaz, aşk çılgınlaştırır. Aşk varsa kalbinde koyun sana yar gelir. Aşk bitmişse kalbinde yar sana koyun gelir.

Bu sözler kimin?

Nihat Doğan. Söylüyoruz işte...