Suskunluk kuralı; Omerta

Cuma, 27 Mart 2015 - 05:00

Çözüm süreciyle ilgili olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan ile hükümet arasındaki görüş ayrılığından kaynaklanan kriz kısa süre içinde hükümet sözcüsü Bülent Arınç ile Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek’in kavgasına dönüştü.

Melih Gökçek, Bülent Arınç için “Paralelci” dedi.

Bülent Arınç, “Haysiyetsiz”, “Tetikçi” diye tanımladığı Melih Gökçek için “Paralel yapının (Fethullah Gülen cemaatinin) kucağında oturmuştur... Bu yapıya Ankara’yı parsel parsel satmıştır… Yurt yerleri vermiştir… Zengin işadamlarına okullar yaptırmıştır… İmar planlarında değişiklikler yaptırmıştır” karşılığını verdi.

Kavganın ardından Başbakan Ahmet Davutoğlu ikisiyle de görüştü. Yaptıkları açıklamaların yanlış olduğunu söyledi.

Hemen arkasından Arınç, “Bu açıklamayla yanlış yaptım” diyerek kestirip attı.

Gökçek, “Konuşmayacağım Başbakan’ın emri. Emir demiri keser” dedi.

Son söz Davutoğlu’ndan; “Bu konu kapanmıştır.”

Halka açıklama borcu yok mu?


Demokratik bir ülkede siyasi tabloyu alt üst edecek bu türden iddialar ortadayken kimsenin gözüne uyku girmez ama Türkiye’de kavganın tarafları suskunluk kararı aldı.

AKP, 17 ve 25 Aralık operasyonları sonucu istifa etmek zorunda kalan dört bakanın adının karıştığı yolsuzluk iddiaları karşısında sustuğu hatta milletvekillerinin oylarıyla akladığı gibi şimdi de Bülent Arınç-Melih Gökçek kavgasında da suskunluk kararı almış görünüyor.

Bir dakika beyler, hatırlatırım siz devlet adamısınız. Hukuk sizi bağlar. Bir ton lafı edip suskunluk orucuna giremezsiniz.

Benim bildiğim suskunluk kuralı yani “Omerta” İtalyan mafyasında olur. Mafya üyeleri yakalandığında poliste konuşamaz. Konuşursa cezası ölümdür. Ama bu kural mafya için geçerlidir. Devlet yönetiminde böyle bir kuralın yeri olamaz. Evet ikisi de bir organizasyondur ama mafya yasadışıdır, devlet yapılanması hukuka dayanır.

Tamam size oy vermeyenleri ciddiye almıyorsunuz, hiç olmazsa oy verenlere bir açıklama borcunuz yok mu?

Arşiv ve vicdan unutmaz

Siz tartışmayı uykuya yatırın, unutturmaya çalışın, susun. Ama bilin ki siz sussanız vicdanlar, arşivler konuşur.

Arşiv, milyarlık saatleri, çikolata kutularında rüşvet iddialarını ve evlerdeki kasalarda saklanan kaynağı tartışmalı dolarları unutmuyor.

Arşiv, cemaate yakın işadamına ait Çankaya’daki konut alanın daha büyük yurt alanına çevrilmesi kararını unutmuyor. Arşiv, Altındağ’da, Büyükşehir Belediyesi mülkiyetinde olan ve itfaiye meydanındaki hizmet alanının ‘sağlık ve eğitim alanı’ olarak cemaate yakın bir firmaya verildiğini unutmuyor. Arşiv, Çankaya’nın Çavundur Mahallesi’ndeki arsaların parsel, parsel ‘merkezi iş alanı’ olarak cemaate yakın kişilere verildiğini unutmuyor.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı hem Gökçek hem de Arınç hakkında soruşturma başlattı.

Tek umudumuz, soruşturmanın bağımsız biçimde yürütülmesi ve hukuka uygun karar verilerek Türkiye’de suskunluk kuralının olmadığının, bir işe yaramadığının gösterilmesidir. Umudumuz, onlar sussa da hukukun konuştuğunu görmektir.