Suzan Avcı: Şimdi olsa lezbiyen sahnemin hakkını verirdim

Yeşilçam’ın kötü kızı, vamp kadınıydı o. 20 yaşında ilk filmini çevirdi. 1962’de oynadığı ‘Şehvet Uçurumları’ ile onu herkes tanıdı. 200’den fazla filmde oynadı. Şimdi yıllara meydan okuyan güzelliğiyle karşımda. Kim der ki 80 yaşında! Suzan Avcı tam da hatırladığımız gibi... Sarışın, bakımlı ve dobra...

Suzan Avcı: Şimdi olsa lezbiyen sahnemin hakkını verirdim
BEHZAT UYGUR İLE İKİ LAFIN BELİNİ KIRALIM
Fotoğraf: Kubilay Deniz


Behzat Uygur, Antalya Film Festivali’nde Onur Ödülü alan Suzan Avcı ile buluştu.


En baştan başlayalım. Nasıl gelişti olaylar ve Suzan Avcı ünlü oldu?
Ablam ve nişanlısıyla sinemaya gidiyorduk. ‘Rüzgar Gibi Geçti’ filmini ilk o zaman izledim. Sinemada olacağım ben dedim. Olana kadar da çok dayak yedim annemden.

Neden?
Gazetede Metin Erksan’ın 12-13 yaşlarında esmer bir kız aradığını okudum. Anneme söylemedim. O gün işe gitmedim. 13 yaşında Aksaray’dan Mecidiyeköy’e gittim, Duru Film’i buldum, düşün. Taksim’den sonrasını da yürüdüm. Beni kabul ettiler. Çarşamba günü seni evden alacağız dediler. O gün geldi çattı, annem işe gitsin diye bekliyorum, gitmiyor.

Eyvah!
“Bugün hastayım, keyfim yok, işe gitmeyeceğim” dedi. Kapı çaldı, annem açtı, üç tane adam. “Suzan Avcı’yı almaya geldik” dediler. “Nereye?” dedi annem. “Film çekeceğiz” deyince annem, “Benim o...pu yapacak kızım yok” dedi, kapıyı tak diye kapadı. Aldı oklavayı, her tarafımı morartana kadar dövdü beni. Bir daha gitmeyeceğime dair yeminler ettirdi. Kimse bilmez bu hikayeyi, iyi oldu sana anlattığım.

Ah ne canınız yanmıştır ama yılmamışsınızdır! Aşk meşk durumları nasıldı o zamanlar?
O ara bir flörtüm olmaya başladı. Elimi ilk o tutmuştu. Askerdi. Hafta sonları gelir, teyzesinde kalırdı. Öyle bakışırdık. Flört etmeye başladık. Bir gün erken çıktım işten ama eve geç gittim.

Ne iş yapıyordunuz?
Tekstil atölyesinde çalışıyordum. Annemi işten çıkarttım, iki kardeşim var annem evde otursun diye. Beş makineye bakıyordum. Cuma başlayıp cumartesi sabaha kadar çalışıyordum. Çalışkandım.

Eee eve geç gidince ne oldu?
Annem kapıyı açmadı, “Bu saate kadar neredeysen o kapıya git” dedi. Gittim flörtüm Alp’in teyzesinin kapısını çaldım, “Annem eve almıyor” dedim. Kalktı geldi benimle her şeyi anlattı. “Ben evleneceğim Suzan’la” dedi. O askerken evlendik. İlk eşim, oğlumun babası Annemin imzasıyla evlendim, 15-16 yaşındaydım.


 

'BEN DE TACİZE UĞRADIM'


Nasıldı evlilik?
Flört zamanları gibi değildi, üzerimde yük vardı. Birden bire gereksiz yere sorumluluk almıştım, kaldıramıyordum. Eşim ticari yanlışlar yaptı ve iflas etti. Kayınvalidem gizli evlendiğimiz için bizi almadı evine. Anneme gitmek için fırsat kolluyordum. Yazık ettim o güzel aşka. İstanbul’a geldim. Anneme artist olacağım dedim. “Evlisin, deli misin?” dedi. Ben de boşandım.

Artist olmak için boşandınız...
Evet. Yanlış yaptım ama yaptım işte. Büyük cesaret. Annemin hiçbir geliri yok. Ne yapayım diye düşünürken, bir baktım Muammer Karaca tiyatrosu genç insanlar arıyor. Gittim, kabul edildim. Oteldeki katibe kızı canlandırıyorum. Tek repliğim vardı onu da söyleyemedim bir türlü. “Bu salağı götürün” dedi Muammer Karaca, bana çok kötülük yaptı.

Ne yaptı?
300 liraya anlaşmıştık. Kafamda kurdum, 100’üyle ev tutacaktım, 100’ünü anneme verecektim, kalan 100 lirayla da geçinecektim. Muammer Karaca’nın adamı Memduh, tam zarfı bana uzattı ama “Gel öpeceğim seni” deyince, zarfı almadan vurdum kapıyı çıktım.

Bayağı taciz yani... Evet. Bir kuruş yoktu cebimde. Kaldırıma oturdum, başladım ağlamaya... Böyle böyle meşhur oldum. Meşhur olduğumda Muammer Karaca, “Salak kız geri gelsin” dedi. “Pu Allah kahretmesin seni. Senin yüzünden sokaklarda kaldım” dedim. “İyi yapmışım işte artist olmuşsun” dedi.

Bu kadar büyük oyunculuk hayalleri olan birisiniz. Hollywood için Elia Kazan size teklif sunmuş, kabul etmemişsiniz. Çok şaşırtıcı...
Para vermiyor, niye gideyim? Otelimde kalacaksın, yeme içmeni karşılayacağım ama para yok” dedi. E, anneme ne yollayacağım?

Saçlar o dönemde mi sarı oldu? Sarışın olunca iyi teklifler gelmeye başlamış...
Aynen öyle. Alev Sururi, “Seni sarışın yapacağız” dedi. Beyoğlu’nda kuaföre gittik, boyattık. Oyunun gala gecesinde en önde Celal Bayar ve Adnan Menderes var. Sahneye bir çıktım, flaşlar patlamaya başladı. Kulise gittim Muzaffer (Hepgüler), “Kız ne zaman vereceksin bana?” dedi. Karısına gidip “Kocan beni taciz ediyor” dedim.

Ne çok taciz varmış o zamanlarda da!
Çok, sorma... Neyse, sarışın olunca film teklifleri başladı. Önce birkaç kez iyi kızı oynadım ama zevk almadım.

Neden zevk vermedi acaba?
Neriman Köksal’ı düşünüyordum, yerini almak istiyordum. Öyle rol düşünce asıldım. Sonra ömrü billah vamp kadını oynadım.

Vamplığınızdan dolayı Türkan Şoray’la komik bir anınız olmuş galiba...
Türkan’la filmimizi izlemek için İnci Sineması’nda buluştuk. Bize loca açtılar. İkimizin de tuvaleti geldi. İndik aşağıya, kadının biri beni gördü “Sarı yılan!” diye bağırdı. Türkan’a da dedi ki, “Kızım ne dolaşıyorsun bununla?” Ne gülmüştük.

Hülya Avşar geçenlerde,“Öpüşme sahnesi olunca sete koşarak giderdim” demişti. Sizde de böyle olur muydu?
 Deli kadın (Gülüyoruz). Bizim zamanımızda senaryo yoktu. Gittiğimizde öğrenirdik rolümüzü. Nereden bileceğiz öpüşüp öpüşmeyeceğimizi?

'ŞİMDİKİLER CESUR DEĞİL ASIL BİZ CESURDUK'

Şimdiki dizi ve filmler için ‘cesur sahnelerden’ bahsediliyor. Gerçekten cesurlar mı?
Şimdikilerin neresi cesur Allah aşkına! Hepsi birbirinin aynısı, hepsi fabrikasyon. Asıl cesur olan bizlerdik.

Türk Sineması’nın ilk lezbiyen sahnesini de siz çektiniz...
Güzeldi, cesurdu ama halkımızın kaldıracağı bir şey değilmiş. Halk kaldıramayınca film kaldırıldı.



Hiç oynamadı mı?
İki kere oynadı. Genelev çalıştırıyordum o filmde. Dışarıdan geliyorum, “Özledin mi beni?” deyip sarılıyorum Sevda’ya (Nur). Sahne bu kadardı. Atıf (Yılmaz) Abi, “Öpüşün” dedi. Zaten sarılmıştık ama dudaktan öpüşün deyince bende sigortalar attı. Nasıl yapacağım? Yanağının dudağa yakın kısmından öptüm. O da yedi bunu, halk da. Ama sahne ters tepki yaptı ve kaldırıldı.


'NEBAHAT ÇEHRE TUHAF BİR KADIN'


Şimdi olsa o sahnenin hakkını verir misiniz?
Veririm tabii. Böyle bir iş tekrar başıma geldi. Yılmaz Güney ile film çekiyoruz. Yılmaz’ın eşi Nebahat (Çehre) karşımızda oturuyor. “Nebahat orada, öpüşmeyelim” dedim Yılmaz’a. “Peki ağam” dedi bana. Sahneyi çekerken hapı yuttuk, beni öldürecek dedim. Sarıldık da sarıldık. Ben kendimi geri çektikçe o beni kendine çekti. Çok iyi yapmış diyorum şimdi. Neden karısı orada diye öpüşmeyeyim ki? Sonra tabii aştım bunları. Öpüştüm de, her haltı da yedim yani (Gülüyoruz).

Kadın sonra sinemada izleyecek zaten o sahneyi...
Sevdiğim, saygı gösterdiğim bir insandı Nebahat. Çok iyi dost olduk. Bana bir gün telefon açtı, ‘Aşk-ı Memnu’ dizisi için rol teklifi aldığını söyledi. “Oynayayım mı oynamamayım mı?” diye sordu. “Oyna” dedim, açıp bir teşekkür etmedi. Sonra benzettim ama onu telefonda. “Ne tuhaf kadınsın Nebahat, niye teşekkür etmedin” dedim. “Aradım, ulaşamadım” dedi.

'BUGÜNKÜ AŞKLAR UCUZ'


Büyük aşktan bahsedelim! Kızınızın babası Erdoğan Tünaş ile nasıl tanıştınız?
Sevda Ferda hep bana derdi ki bir senarist var Erdoğan Tünaş, seni çok beğeniyor. “Hadi oradan deli misin, ne yapacağım senaristi” diyordum, tınlamıyordum. Turist Ömer'in Avrupa serileri çekiliyordu o zaman, beni de çağırdılar. Bir gittim yakışıklı bir adam... İsmi Erdoğan Tünaş dediler. Eskiden görmüştüm papaz gibi bir herifti, saçlar kabarık kıvırcık. Sevda'ya, “Eşşoğlueşek bu ne böyle papaza benziyor demiştim.” Şık şekilde görünce “Amma da salakmışım” dedim kendi kendime. 

Nasıl açıldınız birbirinize?
Baba Turgut her gece dışarı çıkıyordu sıkılıyordum. Beni de götür param var dedim. Meğer Erdoğan'la takılıyorlarmış. Bir iki gece beni de götürdüler yanlarında, sabaha karşı geliyorduk otele. Bir akşam Erdoğan dedi ki, “Suzan beraber çıkacağız seni bir pastaneye oturtacağız, bizim iki kız arkadaşımızla otelde işimiz var. Karşıda bizi göreceksin” dedi…

Bak sen!
100 dolar vereceğiz kadınlara dediler bir de (Gülüyoruz). Saatler geçti, bunaldım. Kalktım otele gittim. Avazım çıktığı kadar “Baba Turguuut, Erdoğan” diye bağırmaya başladım. Bunlar hemen toplanıp indiler aşağı. “Allah sizi kahretsin, çok mu güzeldiler bari” dedim. Gördüm iki kadını zaten arabayla gelip girdiler içeri. Sonra da kocamız oldu Erdoğan (Gülüyoruz).

Başına kaktınız mı sonra? Beni dört saat beklettin, ben senin başını bekledim diye…
Yok canım kakmadım, lüzum kalmadı hiç.

Büyük aşkmış sizin ki...
Çok büyüktü. 42 sene varlıkta ve yoklukta mutlu bir hayat yaşadık. Yokluk da çektik ama güzel bir dayanışma ve sevgi içerisindeydik. Allah razı olsun kocamdan. Hastalığında yüzüğünü çıkarmamalarını istedi. “Ölünceye kadar” diyerek taktık o yüzüğü. İki damla göz yaşı döktü, “Karıma hiç doymadım ki” dedi ve bir dakika sonra öldü.

Aşk nedir sizce?
Gözüne bakınca o sevgiyi görüyor musun kocanda? Aşk odur işte.

Gözler yalan söylemez...
Söylemez. Kalbin kıpırdadığı her dakika çok güzel bir şey, evlat sevgisi gibi.

Bugünkü aşklar nasıl?
Ucuz.

Az kalsın unutuyordum. ‘Bana Derler Çapkın Suzan’ şarkınız nereden çıktı, çapkın mısınız?
Yok be, bakmayı bilmem, ‘o...pu bakışını’ bilmem. Şimdi filmlerde yapıyorlar ya, onları yapamam. Hep dobralığımla kaldım.

'DÖRT YONCA'NIN DİKENİYİM'

Dizi izler misiniz?
Yeşilçam’ı televizyon bitirdi, televizyonu da diziler bitirecek. Hep birbirine benzeyen işler.

Bu dönemin en başarılı Suzan Avcı’sı kim?
Yok kardeşim, ben oyuncu görmüyorum. Bu başka bir iş. Hep güzel kadın olmakla olmuyor. Diyorlar ya hep ‘Dört Yonca’ (Türkan Şoray, Filiz Akın, Hülya Koçyiğit, Fatma Girik) diye, ben beşinciyim, ‘diken’im.

Şimdiki jönlerden hangisinin kötü kadını olmak isterdiniz?
Kenan İmirzalıoğlu. Yüzünde karakter var, Ayhan Işık gibi. Bebek yüzlü olmamak lazım. Kıvanç da onu çok iyi halletti.

 
Yandex.Metrica