Tahribad-ı İsyan: Sulukule'nin sosyeteye söyleyecek sözü var

Tahribad-ı İsyan Sulukuleli bir rap grubu… ​Bodrum Maça Kızı’nın sahibi, büyük koleksiyoner Sahir Erozan, onları bir ev partisiyle sosyeteye takdim etti. Peki, Contemporary şerefine verilen ev partisinde ülkenin en zenginlerine rap yaparken Tahribad-ı İsyan ne hissetti?

25 Eylül 2017, Pazartesi 15:34
Tahribad-ı İsyan: Sulukule'nin sosyeteye söyleyecek sözü var
Işıl CİNMEN
[email protected]
Fotoğraflar: Bahadırhan ERKOÇ


Tahribad-ı İsyan Sulukuleli bir rap grubu… 
Sözleri çok gerçek, parçaları yumruk gibi. 
Daha 20’li yaşlarının başındaki bu çocukların gözlerine bakınca acının, belanın, yoksulluğun öğrettiği hayat bilgisini hemen görüyorsunuz. 
Onlar kendi deyimleriyle bataklıktalar.
Ama aynı zamanda New York MoMA, İstanbul Contemporary ve İstanbul Bienali’ndeler! 
Tuhaf, değil mi?
Bir şekilde sanat camiası Tahribad-ı İsyan’a taktı. 
Kenan Doğulu keşfetti, sanatçı Halil Altındere çektiği 'Wonderland' isimli videoyla onları dünyanın birçok ülkesindeki müzelere soktu. İngiliz belgeselciler hayatlarını kayda aldı.
Bodrum Maça Kızı’nın sahibi, büyük koleksiyoner Sahir Erozan da ev partileriyle sosyeteye takdim etti.
Peki, Contemporary şerefine verilen ev partisinde ülkenin en zenginlerine rap yaparken Tahribad-ı İsyan ne hissetti?




Lafı dolandırmadan soracağım: Maça Kızı’na gitseniz içeri alınmazsınız ama Maça Kızı’nın sahibinin evinde müzik yapmaya davet edildiniz. Bu sizi rahatsız etmiyor mu?

Slang: Dışarıdan bakıldığında Sulukuleli rapçi çocuklar sosyeteyi eğlendirmeye gidiyor gibi görünüyor değil mi? Ama aslında rapçi çocuklar sosyeteye bir şeyler söylemeye gidiyor. Bizi tekneyle aldılar, yoldayken gözlerinin içine bakarak şarkılarımızı söylediğimizi hayal ettim. Çünkü o insanların yüzüne tokat gibi laflar ediyoruz. Sulukule’nin sokakları arasında yazdığımız hikayeleri onlara dinletiyoruz. Onlar para kazandıkça toz pembe bir hayatın içine kendilerini kapatıyorlar.

Sizde ne buluyorlar?

Slang:
Sözlerimiz gerçek ve biz doğalız. Onlar sanırım bizi dinlerken unuttukları ama içlerinde özledikleri bir şeye çarpıyorlar. Kullandığımız sokak ağzı bile onların özgürlük duygusunu okşuyor olabilir. Sulukule’den çıkan isyanın onların arasına karışabilmesi müziğin ve hip-hop’un gücüdür. Arabesk de isyan eder ama ağlayarak. Oysa isyan etmek için illa ağlamak gerekmiyor.

Zen-G: Öyle ortamlarda kendimi Robin Hood gibi hissediyorum. O heriflere söylemek için yazdığımız şeyleri, bizi çağırdıkları için yüzlerine söylemiş oluyorum. Bizim söylediklerimiz onların yaşadıklarının tam tersi. Belki de vicdanlarıyla yüzleşmek istiyorlardır. Bilemiyorum.

Robin Hood bunun neresinde?

V.Z.:
Bizim gibi insanların sosyetede görünme şansı çok azdır. Müziğimiz olmasa bu fırsatı yakalayamazdık. Birçok insan tabuların arkasında yaşıyor. Bizim işimiz ise tabu yıkmak. Derdimizi nasıl dile getireceğimizi çok iyi biliyoruz. Onlar özgürlüğümüzden ve kendimizi ifade etme biçimimizden etkileniyor galiba.



Siz olduğunuz yeri ‘bataklık’ diye tanımlıyorsunuz parçalarınızda, bataklıktan çıkıp en tepeyi görmek yorucu mu?

Zen-G:
Son zamanlarda ruhani yıpranışlarımız oluyor. Daha önceden hayalini kuramadığımız ortamlara girmeye başladık. Lüks yaşamları görüp, bir yer edindik. Durduk yere Şebnem Ferah bizi tebrik ediyor! Şeyma Subaşı önümüzde dans ediyor. Kendimi iyi hissediyorum ama oradan çıkıp Sulukule’ye dönüyorsun. Gece 2’de mahalleye bir giriyorsun. Köşede Osman Abi, “1 liran var mı?” diye soruyor. Bir saat önce neredeydin, bir saat sonra neredesin... Ruhun dalgalanıyor tabii.

Comtemporary İstanbul, Bienal, MoMA, ünlü sanatçı Halil Altındere, Sahir Erozan... Sanat dünyasının gözü üzerinizde. Siz sanata değil de, sanat size düşkün gibi… Neden böyle?

V.Z.:
Bunu biz de tam bilmiyoruz. Bienal ve MoMA’ya girdiğimizi söylediklerinde “MoMA ne?” dedik. “Sanatın Kâbe’sine girdiniz. Buraya Jay-Z bile giremiyor” dediler.

Zen-G: Ama bizim MoMA’da çıkıyor olmamız hiçbir haberde yer almadı. Kimse hip-hop’a inanmıyor.



Para kazanıyor musunuz?

Slang:
Ufak tefek. Bir duruşumuz var. Bazen o duruşu bozmamak için aç kalıyoruz. Ama manevi kazanımlarımız çok oldu.

V.Z.: Kolay değil. Ailelerimiz tamircide falan çalışıp, onlara destek olmamızı beklerken biz kafamızı başka tarafa çevirip, müziğe odaklanıyoruz. Bu biraz vicdanımızı rahatsız ediyor çünkü aslında böyle bir lüksümüz yok.

Bugüne dek ne kadar kazandınız?

Slang:
50 bin liraya stüdyo açılır. Biz henüz o kadar kazanamadık. Kazansak bir stüdyomuz olurdu.
Birbirinizi nasıl buldunuz?

Zen-G: Lisede. En arka sıraya otururdum. Asil de yanıma oturdu ve olaylar gelişti. Rap bizi birleştirdi, yazdığımız sözler yapıştırdı. Sonra Veysi’in fena taklalar attığını keşfettik, çok iyi break dance yapıyordu. O da gelince isyan başladı.

Slang: 2008’de Sulukule’de kentsel dönüşümle mahalleyi yıkmaya başladılar. O acıyla çok söz yazdık. Kanatsız meleğimiz Funda Abla bizi keşfetti. Mahalledeki insanlara gönüllü olarak yardıma gelmişti. Bizi dinleyince güvendi, kayıt stüdyosuna götürdü. Gençliğin verdiği gazla yardırdık. Ben küfürler ettim. Veysi, “Kızlar orama burama baksın” gibi şeyler söyledi. Grubun karakterinin oturmasındaki en büyük etken Funda Oral’dır.

V.Z.: Sözlerimizi yazarken bizi bilinçlendirdi. Çocuk yaşlardaydık ve neyi, ne için yaptığımızı bilmiyorduk. Funda yaptığımız işin, rap’in ne olduğunu öğretti. Rap’in bir isyan dili olduğunu sonradan öğrendik. Mahallede derdi olan bize koşmaya başladı. “İTÜ’de asistanları atıyor” dediler, onlara yardırdık. Van’da deprem oldu, oraya gittik. Suruç’a gittik. Dokunabildiğimiz, haksızlık gördüğümüz her şeyi anlatmaya başladık. Rap bizim silahımız oldu.





ANNELERİN “ONLARLA OYNAMA” DEDİĞİ ÇOCUKLARIZ

Sıradan bir Sulukule çocuğunun hayatı nasıl gelişiyor?

Slang:
Zor. Varoş yaşamın içinde okula gitmeyen çocukların yapacağı şey bellidir. Sigara, alkol, uyuşturucu, hırsızlık… Sonunda da hapis. Hayatının özeti budur. Bazıları da şanslıdır, bizim gibi müziğe ya da futbola sarılır. İçimde müzik olmasaydı serseri olurdum.

Zen-G: Sadece Sulukule’de değil, bütün fakir mahallelerinde böyle. Çocuklar sokakta kimlere denk geliyorsa onları örnek alıyor. Bizim de bin bir türlü ağabeyimiz oldu. Fakir mahallede büyümüş abinin nasıl kredi kartı patlattığını dinleriz. Sigara içişini örnek alırız. Çocuk kafayla düşününce, bir işte çalışmak yerine o abi gibi kolay para kazanmanın yollarında profesyonelleşmek mantıklı gelir. Biz müziğe yönelerek, yeni insanlar tanıyarak kendimize farklı bir bakış açısı kattık.

V.Z.: Her zaman iyi insan olmaya çalıştık. Ama işte… Biz, annenin “Onlarla oynama” dediği çocuklarız. Kendimizi hep dışlanmış hissettik. Kürt ya da Roman ya da fakir olduğumuz için... Hayat bazı şeyleri kafana vura vura anlatır. Biz de hayatı öyle öğrendik ve annelerin çocuklarının yanında görmek istemediği çocuklar olduk. Ama tabuları yıkıyoruz, artık çocuğunun bizimle takılmasını tercih edenler de var.

Aileleriniz şarkılarınızı dinleyince, size olan ilgiyi görünce ne diyor?

Slang: Ailelerimiz umutlu ama maddi bir bekleyiş var. Tuzu kuru olanlar bekleyebilir ama biz yırtmak zorundayız. Bu da zaman alacak… 




Sevgilileriniz var mı?

Zen-G:
Üçümüzün de yok. Fakiriz diyorum, nasıl sevgilimiz olsun? 
Şarkıların tüm sözleri size ait. Yazmak nasıl hissettiriyor?

Slang: Söz yazmak beni mazoşist yaptı. Acımdan beslenerek daha iyi şeyler yazmaya başladım. Şairin bilerek bir kıza aşık olup, onu şiir yazmak için kullanması gibi... Mahallede kavga çıktığında izliyorum ve analiz ediyorum. Hikayesini yazıyorum. 

Kentsel dönüşüme şahit oldunuz. Evler yıkılırken içinizde duyduğunuz şiddet rap’e dönüştü… 

Slang:
Benim evim sınırdan döndü ama birçok arkadaşımın evi yıkıldı. Yargı, “Sulukule yıkılmalı mı?” diye düşünürken evler yıkıldı gitti bile. Kalan son iki sokağın birinde oturuyorum. 

Zen-G: Birine yumruk attığında gözünün şişliği iki gün sonra iner ama ona öyle bir söz söylersin ki hayatı boyunca unutamaz. 

V.Z.: Ne yapalım? Başımızı açıkta bırakanları üstü kapalı ıslatıyoruz. 

KİM BU ÇOCUKLAR?

PABLO ESCOBAR GİBİ OLMAYI HAYAL EDİYORUM

Zen-G:
Burak Kaçar. 23 yaşındayım. 30’a yakın dövmem var. Kendim de dövme yapıyorum. Asil Slang’la workshop veriyoruz. İki yıllık dış ticaret, yani kaçakçılık bölümünü bitirdim. Gelecekte Pablo Escobar gibi bir kaçakçı olmayı hayal ediyorum, hahaha! Babam Vanlı, annem Edirneli. Annem ve kız kardeşimle Güneşli’de yaşıyorum. Babam bizden ayrı, yeni ailesiyle yaşıyor. Ben de kendi ailemin babasıyım.



KANIMIZDA ÇİNGENELİK VAR

Slang:
Asil Koç. 24 yaşındayım. Baba tarafım Karadenizli. Ben de Trabzon’da doğdum. 1 yaşımı doldurmadan İstanbul’a geldik. Annem Babaeskili. Roman kültürü içinde büyüdüm. Yerleşim alanımız Sulukule’ydi. Kanımızda Çingenelik de var. 10 yıldır lise okuyorum. Bu yıl üniversiteye hazırlanıyorum. Müzik ya da radyo-televizyon okumak istiyorum. Annem ve babam ayrı. Sulukule’de annem, anneannem, üç dayımla yaşıyorum. Tek çocuğum. Müzisyen bir aileden geliyorum. Babam piyano çalıyor, annem de eski bir ses sanatçısı.



TAŞI TOPRAĞI ALTIN DEDİLER AMA

V.Z.:
Veysi Özdemir. 23 yaşındayım. Üniversiteye hazırlanıyorum. Spor akademisi istiyorum. Olmazsa resim öğretmenliği de olabilir. Dans ediyorum. Hip-hop kültürünün bütün dallarıyla ilgileniyorum. Karagümrük’te ailemle yaşıyorum. Altı kardeşin en küçüğüyüm. Adana’da doğdum. 14 yaşındayken İstanbul’a geldik. Taşı toprağı altın dediler ama beton yığını içinde açtık gözlerimizi.