Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Tak diye emrettiler, şak diye yazdılar!

Pazar, 08 Mart 2015 - 05:52

Basın tarihine geçecek bir durum: tam 13 köşe yazarı aynı gün, aynı konuyu, aynı başlıkla “Diliniz kaba, vicdanınız taş” yazıyor.

[[HAFTAYA]]

Belli ki emir büyük yerden: Saraydan! Saray muhallebi değil, yazı ısmarlıyor. Havuz medyasının anlı şanlı, kızlı erkekli, 13 köşe yazarı Kabataş Yalanı’nın ipine sarılıyor! Oysa daha iki gün önce, olayın kahramanının avukatı ortaya çıkıp bütün yalanı ifşa etmiş. Çünkü ortada ne görüntü var, ne tanık, ne sanık, olsa olsa koskoca bir yalan! Biz tek tip yazılara gülerken Sarayın atlısı meydana çıkıp Kabataş Yalanını başa sarmıyor mu? Hani bundan 20 yıl sonra çocuklara masal gibi anlatılacak ve “Yok artık dedem, ninem, amma da uyduruyor” dedirtecek cinsten! Bu bir akıl tutulması değil, bu bir kaç bin oy uğruna şeytanın ipine, denizdeki yılana sarılmak. Kameralar karşısında kin ve öfkeyle “Başörtülü bacıma saldırdılar!” diye bağıran ve gözünden iki damla yaş akıtan devlet büyüğü de biliyor, sizin benim, bir yüzde elliden fazlanın buna inanmadığını, kızdığını, gülüp geçtiğini. Ama o kemik kitle var ya, yüzde 35’lik kemik kitle. Öl dese ölecek olan bazı bölge, onlar o ne derse inanır. O kitlenin saflarını sıkıştırmak, kızıştırmak, kırmızı gösterip öfkelendirmek adına bunu yapıyor. Bir ülkenin tümünü kucaklayan, cumhurun başı hiç değil. Bir grubu ötekine kışkırtan, ayrıştıran, kendi iktidarı ve hırsı için bölen, düşmanlaştıran kamp lideri. Bunları söyleyen de, yazan da tehdit altında!

Dünya Kadınlar Günü’nde Canınız Sağ Olsun!

Biz, bu kadın erkek eşitliği, kadına karşı şiddete hayır deme işlerine 80’li yıllarda başladığımızda, söz konusu şiddet, bir iki tokattı. Aradan geçen yıllar şiddeti arttırdı. Kadın erkek eşitliğine inanmayan liderin 12 yıllık iktidarında ise her gün bir kadın cinayeti işleniyor! Ve en acısı, seyirci kalınıyor. Seyirci kalınmaya son örnek Deniz Aktaş’ın katledilmesi. Deniz Aktaş’ın ilk çığlıkları duyulduğunda komşular polisi aradı. Koşup gelen polis tam iki saat boyunca müdahale etmeden kapıda bekleyerek Deniz Aktaş’ın öldürülmesini dinledi! İçeride terörist, molotof kokteyli hazırlayan bir eylemci olduğu ihbarı yapılsaydı o kapının açılması beklenmez, koç başıyla kırılıp içeri girilir ve yargısız infaz yapılırdı! Oysa o cani Deniz Aktaş’ı döver, daha sonra kafasına kurşun sıkarak öldürürken polis kibar kibar zili çalıyordu! İnanamıyoruz ama adam Deniz’in annesine telefon edip “kızını öldürdüm” dediği zaman polis kapıda hâlâ bekliyordu! İnsan hayatına mal olan bir basiretsizlik örneği mi? Hayır, kadın hayatını önemsemeyen zihniyet sadece. Bari kapı önünde bekleyip de sinirimizi bozma. Özgecan Cinayetinin vicdanları harekete geçirebileceğini düşünmüştük. Hayalmiş. Özgecan’ın babası, “Meleğime yardıma gidemedim, beni çağıran çığlıklarını duyamadım” diye ağlıyordu. Özgecan yalnızdı ama Deniz yalnız değildi, polis kapının önündeydi. Fakat içeri girmedi. Yazıklar olsun!

ERKEĞENE DE YAZIK

Bir örnek de 4 aylık bebeklerinin ölümünden sorumlu tutulan işsiz anababanın dramı. Kızları Yağmur ve Damla’ya bakabilmek için çırpınan çiftin bir anlık ihmali, evde yalnız bırakılan bebek boğazına kaçan kusmuk yüzünden ölüyor. Ölüme sebebiyet vermekten baba tutuklu, anne tutuksuz yargılanacak. Karı kocayı kelepçeleyip çıkarıyorlar dışarı, cani gibi. Hayatın vurduğu sille yetmemiş, bir de devlet vursun! İşsizlik onların suçu mu, politikacının mı? Kocasını içeri atarsan yapayalnız kalan o kadın daha mı iyi tutunacak hayata? Vurun garibana! Yazıklar olsun!