Takı tasarımı fabrikası

Takı tasarımı fabrikası

Deniz Kaprol, ünlü bir kumaşçı aileye mensup. Bütün çocukluğu kumaşlar arasında geçmiş. New York’ta moda tasarımı okumuş. Aile, ürettiği kumaşlarla ondan giysi tasarlamasını beklerken o takı tasarımına yönelmiş. Çünkü onun ilgisini çeken, dokunmaktan heyecan duyduğu malzeme giysi malzemesi kumaş ve iplik değil, takı malzemesi yani taşlar ve madenler olmuş. 2005 yılından beri de ‘dkaprol’ markasıyla takılar tasarlıyor. Takıları Hong Kong’ta satılıyor. Şu sıralar Austin Reed’e takı koleksiyonu hazırlıyor.

Deniz Kaprol’ün sağ gözünün yarısı mavi. Kendisinin de dediği gibi yaptıkları da aynı gözü gibi sıradışı. Üstelik o, tasarladığı takılar kadar romantik bir aşk hikayesinin de kahramanı... Hikaye nasıl derseniz... Deniz Kaprol bundan 20 yıl önce Ankara’da yaşarken kendi deyimiyle ‘acayip rock’çı’. Göz makyajı simsiyah, yırtık jean’ler... 18 yaşında ve o zamanki gençlik aşkı da yine kendisi gibi ‘acayip rock’çı olan Ali Dora Yılmaz. Ama zamanla yolları ayrılıyor, Deniz Kaprol New York’a gidiyor; Ali Dora Yılmaz da ODTÜ’de mühendislik okuyor. Ama aynı filmdeki gibi ‘senede bir gün’ buluşuyorlar, birbirlerinin izini kaybetmiyorlar. Bir süre kaybetmiş gibi de olsalar facebook onları yıllar sonra tekrar buluşturuyor. Üç yıl önce evleniyorlar; hemen de bir oğulları oluyor, hikaye mutlu sonla bitiyor...

Deniz Kaprol, iş hayatında da Türkiye’de olmayan bir şeyi yapmak istemiş; haute couture takı. “İnsanların altın satan bir yere girip de orada gördüklerini almak zorunda kalmalarını istemiyorum” diyor. Teşvikiye Camii’nin yanındaki sokakta açtığı yeni yeri bu yüzden bir dükkan değil. Kılıç Han’ın ikinci katını tercih etmiş bu iş için ki, oradan her geçen girmesin diye. Hayal ettiğiniz takıyı Deniz Kaprol’le paylaşıyorsunuz, nerede ve hangi elbise ile takacağınızı anlatıyorsunuz, sonra o tasarlıyor. Böylece istediğiniz takı sadece sizde oluyor. Deniz Kaprol’ün deyimiyle açtığı yer bir ‘takı tasarımı fabrikası!’

Deniz Kaprol’ün gizli bir hazinesi de var. Müşteri tasarımı eğer tümüyle ona bırakıyorsa gizli çekmecesinden kendi çizimlerini çıkarıyor. Oradan beğendiğiniz bir çizim, sadece size özel bir takı olabiliyor. “Bu çizimleri saklıyoruz; öyle ortalarda dolaşmıyor” diyor. Çünkü en önemli özelliği hiç kimsede olmaması. Bunu da büyük bir gizlilik içinde gerçekleştiriyor. Hatta bazen mağazayı kapatıp özel servis yapıyor. Hazır giyimdeki haute couture mantığını takıya taşıdığını söyleyen Deniz Kaprol, artık dünyada da takı anlayışının değiştiğini; “Daha önce yatırım amaçlı alınırken artık takının bir modası olduğu ve farklı malzemelerle yapılan takıların da değerli olduğu kabul ediliyor” diye anlatıyor. En çok gümüş kullanıyor, altın sevmiyor. Zincir seviyor, farklı formlarda büyük halkalı zincirler tasarlıyor. Taş olarak da gözdesi ametis. Renginden dolayı. Ametisten yaptığı üç taşlı yüzük, iki parmağa birden takılıyor. Bu markaya özgü bir ürün. Felsefesi Budizm’deki ‘üç hazine’ imiş. Birinci taş Buda’yı, ikincisi Buda’nın felsefesini yayan kişiyi, üçüncüsü de aydınlanmış ve diğer kişileri aydınlatacak kişiyi temsil ediyor. ‘Üç hazine’ parmağa takılınca yüzük yokmuş gibi duruyor, sadece üç taş görünüyor. Deniz Kaprol bu yüzüğün bir trend ürünü olmadığını söylüyor ama yakında moda olacağa benziyor; bizden söylemesi!

Deniz Kaprol’e göre takı kadının vazgeçilmez süsü. Ama Türk kadınları takı konusunda muhafazakar. Başkasında ve dergide ne görürse onu istiyor. Mesela Hong Kong’lu kadınlar takıda son trendleri görmek istiyor.

Takıdaki son trendleri sorduğumuzda ise şöyle sıralıyor Deniz Kaprol: Pembe altın, halka küpe, taşsız zincir, büyük takı.

Deniz Kaprol, sadece takı ile yetinmemiş, abiye çanta da yapıyor. Çünkü takı koleksiyonuna gündelik çanta değil, abiye çanta uyuyor. Bunun dışında haute couture gelin saç aksesuarları yapıyor. Deniz Kaprol’ün takıları 250 TL’den başlıyor. Pırlanta, yakut, safir kullandığı takıların fiyatları 2500 TL’ye kadar çıkıyor.

 

HABER: SERAL CUMALİ

scumali@posta.com.tr

2
Yandex.Metrica