Yazgülü Aldoğan

Taksim'e çıkmak zafer midir?

Cumartesi, 01 Mayıs 2010 - 05:00

Yıllarca 1 Mayıs’ın işçi ve emekçi bayramı olarak kutlanması için mücadele ettik. Bütün dünya ülkeleri içinde Suudi Arabistan gibi bir kaç ülkede kutlanmıyordu sadece! Kutlama hakkı elde edilip edilmediğinin ayırdına bile varamadık çünkü bu kez ortaya Taksim hedefi atıldı, 1 Mayıs, Taksim’de kutlanmazsa 1 Mayıs olmazmış gibi. Bugün 1 Mayıs Taksim’de kutlanıyor. Üstelik bu izin, hükümet tarafından büyük bir lütuf, sendikalar tarafından da büyük bir kazanım olarak değerlendiriliyor. Her zamanki gibi gerçek sorunla uğraşılmıyor: Türk istihdam piyasası, cumhuriyet tarihinin en büyük işsizlik krizi altında. Üniversite mezunu her dört gençten biri işsiz! Çalışan işçilerin bir bölümü kaçak, sigortasız çalıştırılıyor ve kriz bahane edilerek maaşları ödenmiyor. İşsizlik korkusundan ve belki biriken paramızı alırız diye kimse iş yerinden ayrılamıyor. İşsizlik, sigortasızlık ve işini kaybetme korkusu yüzünden çalışanların çok küçük bir kısmı sendikalı, örgütlü. Özelleştirilen iş yerlerindeki işçilerin sonu hüsran. Tekel işçilerinin durumu ortada. Ve biz 1 Mayıs’ı Taksim’de kutladık diye bayram mı yapmış olacağız? Birileri mi bizi kandırıyor, yoksa biz kendimizi mi kandırıyoruz? Hadi bakalım, bayramınız kutlu olsun!

Evet başbakan olmak istiyordu!
Bedrettin Dalan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu yıllarda İstanbul’u yeni bir çehreye kavuşturmak için kimi zaman geç alınan yargı kararlarını beklememiş ve tepki çekmişti. Ne ki onun başlattığı çalışmalar sonunda kokudan yanından geçilemeyen Haliç temizlenmiş, kıyılarında dolaşılır, hatta piknik yapılır olmuştu. Dalan, bir konuşmamızda “Yıllar sonra yaptıklarımı anlayacaksınız, zaten benim ya heykelimi dikersiniz, ya da bacağımdan asarsınız!”demişti. Neredeyse kehaneti doğru çıkıyor: şimdilik ufukta darağacı gözükmese de hakkında müebbet isteniyor. Suçu: Başbakan olmak istemek. O ikinci kez belediye başkanlığına adaylığını koyduğundan beri bunu hiç saklamamıştı ki! Politikacılar için bir üst makama çıkmak istemek ne zamandan beri müebbetlik suç? Ha darbe yapacakmış. Yapmış mı? Ortada teşebbüs bile yok. Ama maksat bağcı dövmekse... Tıpkı Albay Çiçek’i içeri almak için yanıp tutuşan hakimlerin tavrı gibi. Mahkeme başkanı, iki kez tahliye edilen Çiçek için, “Şimdiye kadar her çağırdığımızda geldi, ortada yok edilecek yeni delil de yok” deyip tutuklanmasına karşı çıkmış ama öbür hakimler adresi belli makamında çalışan asker kişi için “yakalanma kararı” çıkartıyor. Maksat bağcı dövmek bile değil, bütün bir kurumun burnunu sürtmek!

Çılgın Türk Hamdi Akın
Son zamanlarda televizyon ekranlarındaki “Çılgın Türkler” tanımlamalı reklamlarıyla dikkatimi çeken AKFEN Grubu ve Hamdi Akın, bu sıfatı hak eden bir davranışta bulundu. Muğla Köyceğiz’de Yuvarlakçay üzerine hidroelektrik santrali yapmak için ihale alan AKFEN Grubu, bölge halkının gösterdiği tepki üzerine projeden vazgeçti ve hatta Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, “Biz de onlar kadar çevreciyiz. Böyle bir tepki varsa orada santral yapmaktan vazgeçeriz” dedi! Köylüler ağaç kesilmesini ve santral yapımını önlemek için günlerdir bölgede nöbet tutuyordu. Hamdi Akın ve eşini bir iş gezisinde tanımış, olumlu izlenimler edinmiştim. Benzer durumlarda arkasına güvenlik güçlerini alıp köylülerin üzerine saldıran iş adamlarının Hamdi Akın’ı örnek almalarını tavsiye ediyorum. Para kazanmak kadar, itibar ve gönül kazanmak da önemli!