Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Tam yerine denk geldi iki mail yanıtladım

Cumartesi, 17 Nisan 2010 - 05:00

Bebeklerin dünyasından yetişkinler dünyasına hızlı bir geçiş yapıyorum ve ilişkilere kaldığım yerden devam ediyorum sevgili okur. Bugünkü konuya aslında yabancı değilsiniz. 4 Nisan’da bu köşede ‘Cepteki kadınlar, yedekteki erkekler’ başlıklı bir yazı yazmıştım (yazıyı www.posta.com.tr adresinde bulabilirsiniz). O yazıya uygun iki mail aldım. Biri ‘cepteki kadın’dan, diğeri ‘yedekteki erkek’ten. İkisi de durumlarından habersiz. Ne erkek ‘yedek’ olduğunu biliyor, ne de kadın ‘cepteki’ olduğunu... Belli ki ikisi de aşık. Ama aşık oldukları kişiler onlara aşık değil...

***

Erkek şöyle yazmış... “İnternet aracılığıyla tanıştık ve 1 hafta sonra buluştuk. Bana ‘Hayır’ demedi ama önceki sevgilisinden yeni ayrıldığı için üstüne fazla gitmememi söyledi. Dediğini yaptım. Saatler süren internet yazışmaları, cep telefonu mesajları derken ben ona “Seni seviyorum ve beklemek artık bana rahatsızlık veriyor’ dedim. Bunun üzerine benimle iletişimi kesti. Kendisine çok ulaşmaya çalıştım ama cevap bile vermedi. Yılbaşında kutlama amacıyla o benimle iletişim kurdu. Sonra yine konuşmaya başladık. Kaybetmekten korktuğum için aşkla ilgili tek kelime etmedim ama davranışlarımla da ilgimi belli ettim. En zor zamanlarında bir dost gibi yanında oldum. Maddi manevi yardım ettim. Tüm aile fertleriyle tanıştım. Tabii beni bir arkadaş olarak tanıştırdı. Ailece sinemaya, sabah kahvaltılarına gittik. Babası ameliyat olduğunda sabaha kadar yanında bekledim. Kafamı karıştıran konu şu: Kendisine ilgimi biliyor. Üstelik bu ilgi nedeniyle benden bir kez ayrıldı. Şimdi neden görüşmeye devam ediyor? Neden gittiği her yeri haber veriyor, iletişim kurmak için her yolu deniyor?”

***

Cevap veriyorum, sen ‘yedekteki erkek’sin. Etinden, sütünden, yününden faydalanılacak bir erkeksin. Senin gibi erkek kolay bulunmaz. O da bunu değerlendiriyor. Sen bir umut beklerken, o yalnızlığının sıkıntısını seninle gideriyor. Hiçbir zaman senin sevgilin olmayacak. Çünkü seni bir aşık gibi sevmiyor. Hatta daha açık söyleyeyim mi? Senin iyiliğin altında ezildiği için seninle iletişime devam ederek aslında bu iyiliğinin karşılığını verdiğini sanıyor. Yani varlığıyla sana lütufta bulunuyor. Sana acıyor yahu... Sense bunu görmüyorsun çünkü aşıksın. Tavsiyem, kaç oradan... Çabuk...

***

Gelelim kadına... “Kuzenimin aracılığıyla bu yıl tanıştık. Önceleri ikimiz de çekingendik. Ama sonra benden hoşlandığını, yanımda heyecanlandığını söyledi. Sevgili olduk. Bir gün sonra da tartışıp ayrıldık ve 2 hafta ayrı kaldık. Çünkü o bana yakın olmak, öpmek koklamak istiyordu ama ben o kadar rahat değildim. Giderek benden uzaklaştığını hissettim. Bir gün evine gittim ve fazla ileri gitmeden öpüşüp koklaştık. Evden çıktım, beni 2 gün aramadı. Daha sonra yine gittim evine, yine biraz yakınlaştık. Beni çok sevdiğini söyledi ama yine aramadı. Bana karşı çok soğuk. 3 haftada bir falan arayıp eve çağırıyor o kadar. Okulda görüyorum ama yanına gitmiyorum. Onun aramasını bekliyorum. Bana ilgisi var, bunu arkadaşım da söylüyor... Onun bana ait kalmasını nasıl başaracağım?”

***

Başaramayacaksın. O hiç sana ait olmadı. Hiç kendini sana ait hissetmedi. Sana hiç aşık olmadı. Seni öpüşüp koklaşmak ve belki de biraz daha ileri gitmek için ‘cepte’ tuttu. Ama sen aşıktın ve asla bunu fark etmedin. Hâlâ da fark edemiyorsun. Arkadaşın da seni yanıltıyor. Sana ilgisi, ‘eve atma’ düzeyinde. Bir adım bile fazla değil emin ol. Böyle sevgililik olmaz. Bu tür erkeklerin ‘cepte’ tuttuğu birkaç kadın birden vardır. Sen bir tanesisin. O evi ziyaret eden başka kadınlar da vardır mutlaka. ‘Cepte’ olmaktan, ondan telefon beklemekten, o eve gitmekten vazgeç. Ya da vazgeçme... Sen bilirsin...