Tarihi, şık ve soylu kent Londra

İngiltere'nin başkenti Londra, dünyanın en önemli iş ve finans merkezlerinden biri. Bu yüzden de sokaklarında elinizi sallasanız, takım elbise ve kravatlı adamlara çarpıyor

Cumartesi, 25 Haziran 2011 - 05:00

Tarihi, şık ve soylu kent Londra

İNCİ TULPAR

Dünyanın en eski metrosu ve dünyanın en kalabalık hava trafiği de orada. Ne de olsa adamların 5 uluslararası havaalanı var. Londra nüfusunun 8 milyon olduğunu ve 300 dil konuşulduğunu bu gezide öğrendim.

Kırmızı telefon kulübeleri, kürk şapkalı askerler, saat kulesi, pub’lar, kareli pantolonlu, pantolon askılı beyler, ‘Londra’nın simgeleri’ olarak bilinir. Gerçek Londra biraz daha farklı ise de kırmızı telefon kulübeleri, çift katlı otobüsler, siyah taksiler mevcut. MÖ 43’de Roma İmparatorluğu’nun Britanya Adası’nı işgali ile, şimdi ‘eski Londra’ olarak anılan ‘Londra Şehri’ ortaya çıkmış. Thames Nehri, Londra’yı ikiye bölüyor. Şehri tanımak açısından nehir mutlaka gezilmeli. Nehir üzerinde sayısız köprü var. En eskisi Londra Köprüsü. En güzeli ise, ‘London Tower Bridge-Londra Kule Köprüsü’. Etkileyici diğer bir ulaşım sistemi de metro. Londra’daki, dünyanın en eski metrosu imiş.

Parkları pek meşhur

Londra’da bulunan 143 park ve bahçe, hele de hava güzelse, büyük keyifle gezilebiliyor. En bilineni, Hyde Park. Müzeler ise, benim gibi iflah olmaz bir müzesever için bulunmaz nimet. Natural History Museum’da doğal dünyayla ilgili seçkin parçalar bulunuyor. Dinozor iskeletleri dahil. Victoria and Albert Museum’da ise seramik, mobilya, moda, cam eşya, mücevher, heykel, resim, ne ararsanız var. 3 bin yıllık objeler nefes kesiyor. Ve elbette British Museum... Pek çok medeniyete ait örnekleri içeren bu arkeoloji müzesinde sergilenen eserler nefes kesici.

Avrupa’da değişik uluslardan insanların en yoğun yaşadığı yer olan Londra’da her ulustan, her giysiden, her dilden ve dinden insan ile karşılaşmak mümkün. Şehrin nüfusu zaten 8 milyonmuş ve 300’den fazla dil konuşuluyormuş. Şehrin ciddi bir finans merkezi olduğunu düşünürsek ‘takım elbiselilerin’ fazlalığı beni şaşırtmadı. Kareli pantolonlu ve pantolon askılı göbekli adamlara ise rastlamadım! Londra’yı temsil eden pek çok yapı var. Bunlardan biri, küre şeklinde olan Shakespeare Tiyatrosu.

Diğeri, London Eye-Londra Gözü. Bu, bir gözlem çarkı. Devasa bir dönme dolaba benziyor. Ünlü Trafalgar Meydanı, Buckingham Sarayı, Kleopatra’nın İğnesi adlı dikilitaş, gezilmesi gereken diğer yerler arasında. Tabii Parlamento Binası’nın ve meşhur Big Ben adlı saat kulesinin olduğu Palace of Westminster’ı da unutmamalıyım. Gotik tarzda yapılmış sarayda Avam Kamarası ve Lordlar Kamarası bulunuyor. Parlamento tatildeyse gezebiliyorsunuz.

Buckingham Sarayı bir ömre bedel

Kraliyet Ailesi’nin Londra’da kaldığı yer olan Buckingham Sarayı’nda resmi resepsiyonlar, seremoniler yapılıyor. Sarayda kraliyet geleneklerinin asırlardır sürüyor olması şaşkınlık verici. Bunlardan biri de turistlerin tanık olmaya bayıldığı ‘Saray Muhafızlarının Nöbet Değişim Töreni’. Yazın her gün saat 11.30’da yeni bir kıta saray muhafızı, saray bandosu eşliğinde saraya geliyor, bir gün önceki muhafızlardan sarayın anahtarlarını teslim alıyor.

İngiliz muhafızlarının kırmızı üniformaları ve siyah yüksek tüylü şapkaları ile yaptıkları bu yürüyüşü ve devir teslim törenini yolun kenarına dizilmiş turistler ilgi ile seyredip fotoğraflıyor. Hem de seremoni 45 dakika sürdüğü halde. Saraydaki farklı bölümlerde kraliyet ailesinin özel günlerde kullandığı at arabalarını, değerli koleksiyondan seçilen örnekleri görebilirsiniz.

(18.06.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)