Tarihin gördüğü en kibar amigo: Karıncaezmez Şevki

a
a
Pazar, 01 Mayıs 2011 - 05:00


Tarihin gördüğü en kibar amigo: Karıncaezmez Şevki

Yakın tarihimizde şöhret olmuş, iz bırakmış ancak zamanla unutulmuş 37 insan, Ümit Bayazoğlu’nun Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Uzun İnce Yolcular adlı kitabında buluştu. Herkesten farklı bir ömür sürmüş olan bu kişilerden biri de ‘Karıncaezmez Şevki’. Galatarasay Dergisi’ınin haberine göre ünlü amigo ‘Karıncaezmez’in ölümünün 11. yıldönümü bu yıl.

Bugün yaşasaydı 92 yaşında olacaktı. Galatarasay’ın ünlü amigosu Karıncaezmez Şevki, tarihin görmüş olduğu en kibar amigoydu. Gerçek adı Şevki Güney’di. Ona ‘Karıncaezmez’ adını, dönemin İstanbul Emniyet Amiri, daha sonra İçişleri Bakanlığı da yapan Orhan Eyüboğlu vermişti. Çünkü Şevki aslen şofördü. 15 yıl İETT’de direksiyon sallamıştı ve sürücülük hayatı boyunca tek bir kaza bile yapmamıştı. Yıllarca ‘İstanbul’un en kibar şoförü’ seçilmesi boşuna değildi. En büyük özelliği 40 yıl boyunca hep çiçekle dolaşmasıydı.

Ceketinin mendil cebine yerleştirdiği su dolu küçük bir şişe içinde daima taze, mis kokulu çiçekler olurdu. Karısından boşanırken de yakasında çiçek vardı, otomobil lastiğini değiştirirken de. Hatta İETT otobüsünün şoför mahallini çiçek bahçesine çevirdiği için ve yakasından eksik etmediği çiçekler nedeniyle işinden olmuştu. Bir amiri, “Mesai saati içinde çiçek takmayacaksın” demişti.

Çünkü kılık kıyafet nizamnamesine uygun değilmiş. Hiç çiçeksiz Karıncaezmez olur mu; o da 1948 model bir Opel’le Taksim- Dolapdere, Taksim- Karaköy hattında dolmuş yapmaya başlamıştı. Yalnız maç günleri güzergahı değiştiriyordu. Stadyuma ücretsiz taraftar taşıyordu. Arabasının jantlarından biri sarı, diğeri kırmızıydı. Çamurluklar, dikiz aynaları, ön ve arka kaput, sağ ve sol kapılar herşey sarı-kırmızıydı. Dolmuşuna bindiğinizde spor sayfalarından kesilmiş Galatasaraylı futbolcuların fotoğrafları, bazı ünlü artistlerin kartpostalları, dansöz Nana’nın, Zennube’nin foğraflarıyla seyahat ederdiniz.

Sarı-kırmızılı her şeye selam dururdu

O bildiğiniz amigolardan değildi. Ona amigo bile denemezdi. Tribün korkulukları üzerinde sırtı seyirciye dönük olarak durur, taraftarı coşturmak için bir şey yapmazdı. Sadece sağ kolunu kaldırıp selam verirdi. Bu selamı çok meşhurdu. Sarıkırmızılı her şeye, üniformalı herkese, bir de meyhanelere, heykellere selam dururdu. Galatasaray Lisesi’nin karşısına geçip saatlerce selam durunca trafik kitlenirdi. O zaman İstiklal Caddesi trafiğe açıktı. Otomobil kullananlar, trafiği tıkadığı için Karıncaezmez’e kızmazlar korna çalarak tempo tutarlar, ona destek verirlerdi.

Uğursuz geliyor diye stattan atıldı...

İETT’deki işini kaybetmesi, onu çok zor bir hayatın beklediği sinyalini vermişti. Çünkü sonrasında ihanetler, vefasızlıklar, kabalıklar peşpeşe geldi. Önce eşi Bedia Hanım, kızı ve oğlunu da alarak evi terk etti. Hakim, karşısında tepeden tırnağa sarı-kırmızılı garip bir adam görünce çifti gönül rahatlığıyla boşadı. Şevki hem işsiz hem de eşsiz kalmıştı. Galatasaray camiası onu bağrına basmadı o dönem. Galataray’ın ligdeki durumu pek parlak değildi. 3-2 yenildikleri Fenerbahçe maçında, ‘uğursuz geliyor’ diye onu tribün koltuklarından attılar. Sağ kolu kırıldı. Sonra stadyuma da sokmadılar, uğursuz diye. Karıncaezmez, bunun üzerine her maç, stadyumun içini gören yamaçta, 45’er dakikadan iki devre put kesilerek, kar, yağmur, çamur dinlemeden, kırık sağ kolu havada futbolcuları selamladı. Bu aynı zamanda onu stadyuma sokmayanları protestoydu. Bu hoşgörüsüzlükle kahroldu. 2000’de Galatasaray’ın Mallorca’yı elediği maçın hemen öncesinde 23 Mart’ta hayata gözlerini yumdu. 81 yaşındaydı... Geride unutulmaz bir isim ve hatıra bıraktı...

Bu yazı 24 Nisan 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

2