'Tarkan Karadenizli müzisyenleri dinlemeli'

Selçuk Balcı, Karadenizli. Üstelik de müzisyen. Rahmetli Kazım Koyuncu'nun veliahtı olarak gösteriliyor. İkinci albümü 'Mila'yı çıkaran Selçuk Balcı ise kendisini “eli kemençeli müzikçi” diye tanımlıyor. Hiç bir konuda da sözünü sakınmıyor. Şarkıları Youtube'da 12 milyonluk tıklamalara sahip olan mütevazı ve doğa dostu bir Karadenizli sanatçıyı yakından tanımak ister miydiniz

23 Kasım 2013, Cumartesi 05:00
A A

Senin için “Kazım Koyuncu’nun veliahtı” ve “Karadeniz’in Tarkan’ı” diyorlar. Hangi yakıştırma doğru ya da sana daha yakın?

Benzetildiğim kişiler önemli insanlar, hepsine çok saygı duyuyorum. Neticede ben şarkı da söyleyen bir kemençeciyim. Kazım Koyuncu elbette Karadeniz müziğine çok şey katmıştır. Ama her şeyden önce dünyaya, hayata bakışıyla gönlümüzde taht kurdu. Ama müzikal açıdan, kemençe çaldığım için Fuat Saka’yı ekol olarak gördüm. Herkesin doğru yanlarından kendime örnekler aldım ama ben şu ya da bu kişi olmak istemedim.

Tarkan’ı nasıl buluyorsun?

Başarılı bir adam. Müziklerimiz alakasız ama sonuçta Karadenizli olması, doğaya ve çevreye duyarlılığı hoşumuza gidiyor. Özellikle “Dereler özgür aktıkça özgürüz. Su hayattır satılamaz” pankartı önünde fotoğraf çektirip paylaşması mutluluk verici. Ama keşke Karadenizli müzisyenlere daha yakın olsa... Umursamaz tavrından sıyrılıp kendi yöresine geldiğinde buraların müzisyenlerini dinleyip onlara değerli olduklarını daha çok hissettirse...

Röportaj: Çiğdem Özden

“Siyasete karışmamızı eleştirenler de var”

Karadenizli gençler yeni kuşağa sahip çıkıyor. Sizinle ne değişiyor?

Gençler bizi daha çok dinliyor ama desteklerinin ağırlıkla müzikal anlamda olduğunu düşünüyorum. Karadeniz’de bizim bahsettiğimiz sorunları siyaset olarak adlandıran ve eleştiren bir kitle de var. “Size ne hidroelektrik santrallerinden? Siyasete niye karışıyorsunuz?” diyorlar mesela.

Buna ne cevap veriyorsun?

Siyaset yaşamımızı etkiliyor. Meclis’te alınan bir karar ya da bir derenin yok edilmesine verilen izin, bizim oradaki yaşayışımızı etkiliyor. Belki yarın oradan göç etmek zorunda kalacağız. Ama “Bunlardan bahsetme” diyorlar. “Duman gelir dereden kapatır dağı taşı” diyoruz sonuçta. “Duman geliyor santralden, kapatın trafoyu” mu diyeceğiz yani? Bir sorun varsa karşısında duracaksınız. Hemfikir olmamız şart değil, yaşama alanımıza saldırılması bizim ortak sorunumuz. Bizim, doğayı seven insanlar olarak ağaç kesen tarafta yer almamamız çok doğal.

Albümün ‘Mila’ Hemşin’de miskete verilen isimmiş.

Rize-Çayeli, Sefalı Köyü’ndenim. Bizim orada Hemşin sadece yerleşim değil, bir kültürün ve yaşayış biçiminin de ismidir. Miskete “mila” denir. Bildiğimiz misket oyunu. Albüme isim koyarken insan çocukluğuna gidiyor. İlk albüme de ‘Patika’ ismini vermiştik. Düşe kalka oynadığımız yoldu patika. Babam öğretmendi. Ağabeyim benden çok mila oynuyor diye babam kızardı... Derslerimizden geri kalmayalım diye yasaklardı, gizlice oynardık.

 “İnternetten meşhur olmadım”

Şarkıların Youtube’da 12 milyonluk tıklamalara sahip.

Deniz Üstü Fener’ 12 milyon tıklanmıştı gerçekten de. Videom kaldırıldı. Yoksa 20 milyonu geçmişti şimdiye kadar. 

Bu şarkının sosyal medyada paylaşılmasıyla dikkat çektin.

“Youtube kaderimi değiştirdi” diyebilir misin? Bu aslında çok tesadüf değil. Youtube’a yüklenen birçok şarkı sevilmeyebiliyor da. “İnternetten meşhur oldu” cümlesine kendimi sokmuyorum. Öncesinde de müzik yapıyordum. Önemli sanatçıların arkasında kemençe çalıyordum, katıldığım her konserde, programda şarkı isteği oluyordu. 

İlk enstrümanın bağlama. Kemençeyi senin için özel yapan ne?

Kemençeyle sadece Karadeniz müziği yapılıyordu, farklı şeyler çalmak istedim. Ama iş haline dönüşeceğini düşünememiştim. Müziğe başlamasam, herhalde işe yaramaz bir adam olurdum. O kadar üşengecim ki.

Müzik eğitimin var mı?

Başkent Üniversitesi’nin konservatuarında burslu okuyorum. Opera şan bölümündeyim.

Yeni albümde sözleri annene ait bir eser olduğu doğru mu?

Evet. ‘Hasret Uzun Bir Yol’ şarkımın sözleri anneme ait. Ben istedim söz yazmasını. Annem öykü ve şiir yazar. Sanatçı yönümün annemden beslendiğini inkar edemem.

Bu kadar koşturmaca içinde nasıl bir sevgilisin?

Şu an o konularda bulanığım. Çünkü ilişkilere çok zor başlıyorum, çok da zor bitiriyorum. Evlilik aklımda yok, özgür olmam lazım.

Kendine en çok ne konuda kızıyorsun?

Giyim kuşamıma biraz daha özenmem gerek. Bazen konsere çıkarken giyecek bir şey bulamasam da fön çektiriyorum saçıma, o iyi oluyor. Daha şık duruyor sahnede. Ama sonra terliyorum, bozuluyor.

“Gezici radar yolumuzu kesti”

‘Mila’nın turnesindesin... Nasıl geçiyor?

Güzel. Yolda arabaların kornalı tezahüratları oluyor. Erzurum’dan Kars’a giderken gezici radarın önümüzü kesip imzalı albüm alması gibi hoş anılar biriktiriyoruz.

“Kültürümüz Temel, Fadime Dursun, gittum, geldum değil”

Karadenizli eski kuşak sanatçılar daha muhafazakardı. Yeni kuşak ise müzik kadar söylemleriyle de başka bir yerde. Siz “yeni Karadeniz nesli” misiniz?

Kimseyi siyasi görüşüne göre değerlendirmem. Diğer yandan ortada bir gerçek var: Bugüne kadar alışılmış Karadeniz müziği para karşılığında belediye başkanlarına şarkı yapmak, bir siyasi partinin gecesinde sahne almak, liderleri övmek gibiydi. Bizden önceki Karadeniz müziği, horonların çekildiği düğün müziği gibiydi. Karadeniz’in Temel’den, Fadime’den ibaret olduğu, karikatürize edildiği bir kültür vardı. Karadeniz’de de sorunlar olduğuna, acılar yaşandığına, ağıtlar yakıldığına kimse değinmemişti. Bizim kuşak müzisyenler bunu reddediyor. Bunu da başlatan Kazım Koyuncu, Fuat Saka, Gökhan Birben, Birol Topaloğlu’dur. Karadeniz’deki müzikal kaliteyi onlar gösterdi. Bizim kültürümüz Temel, Fadime, Dursun, gittum, geldum değil!

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;