Taş atmak

Çarşamba, 17 Mart 2010 - 05:00

Kılıç, kalkan, bıçak, kasatura, satır...
Ve daha bir sürü kesici âlet.
Maç’a böyle gelmişler.
- Kim bunlar?
10 yıl, 20 yıl evvel, böyle gençler yoktu. 30 yıl evvel, 40 yıl evvel de yoktu.
Nereden nasıl çıktı bu gençler.
*
Daha küçük yaşta olanlarına taş atan çocuklar deniyor. Ne güzel de kategorize etmişiz.
Hem de daha onlar taş atmaya başlamadan evvel, biz peşinen suçlarını mazur göreceğimizi ilan etmekteyiz.
Taş atan çocuklar.
Yanlarına sokulmaya, saçlarını okşamaya, yapma oğlum demeye korkuyor insan... Sevgiyle hiç tanışmadıkları için, sizin uzattığınız şefkat dolu eli bile silah zannedip irkiliyorlar.
Nasıl yetişti bu yavrucaklar?
Bizim çocukluğumuzda hiç taş atan arkadaşlarımız yoktu. Babam memur olduğu için, diyar diyar gezdim. Oralarda edindiğim arkadaşlar, hiç taş atmazdı. Ne yapardık? Top oynarken cam kırardık. Komşunun bahçesinden kayısı çalardık. Hepsi bu.
Sonra bir nesil geldi, trenlere taş atmaya başladı. Şimdi bir başka nesil, polislere taş atıyor. Nasıl oldu bu iş? Türkiye buraya nasıl geldi?
*
Nevruz’u iple çekerdik. 1 Mayıs’ı sahiden bayram gibi karşılardık. Hıdırellez ne güzeldi.
Şimdi düşünüyorum da, yıllardır şööyle ağız tadıyla bir Nevruz kutlayamıyoruz. 1 Mayıs’lar hep burnumuzdan geliyor. Bayram değil seyran değil ama taş atan çocuklar her gün siyasetin gündemindedir. Nedir bu?
Diyeceksiniz ki oyuncakları olsaydı, taş atmazlardı.
Hadi canım sen de...
Milyonlarca çocuğun oyuncağı yok. Hepsi taş mı atıyor?
Bu mantığa göre iş ve aş olsaydı, ağabeyleri de dağa çıkmazdı.
Yok canım.
İçlerinde iş ve aş bulamadığım için dağa çıktım diyeni var mı?
*
Taş atan çocuklardan birine polis soruyor:
- Niçin atıyorsun çocuğum?
- Bilmiyorum.
İşte bütün mesele burada.
- Sahaya girip oyuncuları niçin kovalıyorsun çocuğum?
- Bilmiyorum.
Bu bıçaklar, bu kasaturalar nedir çocuğum? Cevap aynı: Bilmiyorum, bilmiyorum. İşte bu bilmiyorumları, biliyorum’a çevirebilmektir bunun çaresi. Yoksa ne polis, ne asker.