Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Tasarının satır araları

Salı, 23 Mart 2010 - 05:00

Anayasa değişikliği tasarısı nedir, nereden çıkmıştır? 1. AKP, Anayasa Mahkemesi tarafından laiklik karşıtı eylemlerin odağı olarak yargılanmış ve kapatılma sürecine giden yolda bir es verilmiştir. Ama bu süreç bitmemiş, durmamıştır. Dolayısıyla AKP, kendisi gibi TBMM’de çoğunluğu elinde tutan bir partinin nasıl olup da kapatma davasına konu olabileceğini ve hatta kapatılabileceğini anlamamakta, bunu önlemek istemektedir. Bu değişiklik paketinin temel nedeni budur. Nitekim, tasarıda Anayasa Mahkemesi’nin parti kapatma davası açmadan önce TBMM’den onay alması gerekmektedir ki mecliste çoğunluğu olan hiçbir partiye böyle bir onay çıkmayacağı tabiidir. Bu madde kabul edilirse sadece küçük partiler için kapatma davası açılabilecektir. Oysa hukuki ve demokratik olan, şiddete karışmayan partilerin kapatılmasının önlenmesi, kapatma kararı için şiddet kriterinin getirilmesi olurdu. 2. İktidar, tam muktedir olabilmek için yargının denetiminden kurtulmak, hatta yargıyı yönlendirmek ve kendi denetimine almak istemektedir. Bunun da en kolay yolu yasaları değiştirmek yerine kendi meşrebinde hakim ve savcılar atamak, ya da bu yolla hakimler üzerinde baskı kurmaktır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na seçim kriterleri değiştirildiği zaman bu gerçekleşebilecektir.

Diğerleri tatlandırıcı

Bunun dışındaki diğer 20 küsur maddenin taslakta yer alma nedeni ortalığı bulandırmak, taslağa anayasa değişikliği havası vermek ve diğerlerinin katılmak isteyeceği bonbon maddeler koymaktır. Engellilere pozitif ayırımcılık yapmak için anayasaya madde koymak şimdi mi akıllarına geldi? Üstelik de kadın ve çocuklara da pozitif ayırımcılık yapılacağı maddesinin taslakta yer alacağı beklenirken onun da çıkarılmış olması buna bile ellerinin gitmediğini göstermektedir. 3. YAŞ Kararlarının yargıya açılması, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanması ve askerlerle ilgili diğer hükümler, AKP’nin ve bazı çevrelerin, orduya yönelik “haddini bildirmek” niyetinin bir diğer yansımasıdır. Demokratikleşme adı verilen anayasa değişikliklerinin özü, özetle budur!

Tasarı yasalaşır mı?
Mevcut anayasa, anayasada değişiklik yapma görevini bir siyasi partiye değil, milletvekillerine vermiş, bundan ötürü de 330 oyu gerekli kılmıştır. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, bundan ötürü dün sabah açıklama yaparken “Buraya hükümet üyesi değil, AKP milletvekili olarak geldik” demiştir ama herkesin bildiği gibi tasarı AKP’lilerce hazırlanmış, başbakanın onayını almış, hükümet yöneticileri tarafından açıklanmıştır, dolayısıyla bir hükümet tasarısıdır. Bu haliyle bir uzlaşma ürünü olmadığı gibi, AKP’nin uzlaşmaya açık olmadığı, tasarıya konulan, “Bu değişiklik tüm maddeleriyle birlikte oylanır ve kabul edilir” maddesiyle belirlenmiştir. Yani örneğin meclisin, sadece geçici 15. maddeyi kabul etme şansı ve hakkı yoktur! O şekeri yemek istiyorsan önce öbür maddelerdeki kinini içeceksin misali... Peki şimdi ne olacak? Görünen o ki CHP ve MHP tasarıya karşı çıkacak. Kürtler, taviz karşılığında destek verme kozunu oynayacak. Başbakan Erdoğan kızacak ve ya herru, ya merru deyip referanduma gidecek. Zaten kutuplaşmış görünen toplum, neyin kavgasını yaptığını da tam anlamadan muhafazakâr ve AKP yanlısı olmak ya da olmamak temelinde oy kullanacak. Sonuçlara göre de baskın bir erken seçime gidilecek. Tabii tüm bu patırtı içinde işsizlik, halkın geçim sorunu gibi sorunlar da çözüm için bekleyecek, çünkü var olan kaynaklar da referandum ve seçim kampanyaları için saçılacak. Ee, IMF ile niye anlaşma yapılmadı, ekonomimiz tavana vurduğundan mı, yoksa eldeki kaynaklara harcama denetimi getirilmesine karşı çıkıldığından mı? Kızıyorum ama AKP’nin iş bitiriciliğine ve gözü karalığına da şapka çıkarıyorum!