Tasarruf alışkanlığında yeni dönem

Cuma, 03 Haziran 2011 - 05:00

Türk vatandaşı tasarruflarını değerlendirme konusunda çok hızlı alışkanlık değiştiren, yeni ürünlere hızla adapte olan bir yapıda değil. Bu nedenle enflasyon sonrasında ortaya çıkan yapıya adapte olması, birikimini verimli değerlendirmesi konusunda çok zorlandığını, son yıllarda epey duydum. Yüksek faiz ve dövizin kazançlı yatırım aracı olmasından kaynaklanan bu alışkanlıkta, yavaş da olsa dikkat çekici gelişmeler yaşanıyor. Merkez Bankası’nın yeni açıkladığı ‘Finansal İstikrar Raporu’nda, hanehalkının (ailelerin) finansal varlıklarının profili de bunu destekliyor.

[[HAFTAYA]]

500 milyar TL nasıl değerleniyor?

Türkiye’deki hanelerin finansal varlıkları son 2 yılda 420 milyar TL’den 31 Aralık 2011 itibarıyla 502 milyar TL’ye ulaştı. Yüzde 30’a yaklaşan bu artış döneminde, vatandaşın tasarruf alışkanlığında şu değişiklikler ortaya çıktı:

1. Aylık, 3 aylık ya da 1 yıllık vadede hala iyi gelir getiren ‘tasarruf mevduatının’ payı önemli oranda arttı. Vatandaş mevduatı yeniden keşfetti.

2. Repo eskisi gibi gözde değil, sınırlı da olsa düşüşü devam ediyor.

3. ‘Kıymetli maden deposu’ diye nitelendirilen araçların payı 0.3’ten yüzde 0.5’e yükselmiş. Başka deyişle 1.1 milyar TL’den 3.3 milyar TL’ye ulaşmış. Bu gelişmenin arkasında altına dayalı ürünlerin payı çok büyük.

4. Bir başka önemli değişim ise hisse senetlerinde... Uzun süre hisseden uzak duran tasarruf sahibi yeniden hisseye dönüyor galiba. Çünkü, sahiplik oranı yüzde 5.9’dan yüzde 7.1’e ulaşmış.

5. Peki bunlar artarken, neler yükselmiş? Vatandaşın yatırım fonlarına, biraz da ‘likit’ fonlardaki verimsizlik nedeniyle ilgisi azalmış. Döviz tevdiat hesapları (DTH) miktarındaki düşüş de devam ediyor. 2009’daki yüzde 23.4’ün 2011’de yüzde 19.2’ye inmesi çok anlamlı. Vatandaş, TL’ye güvenini ortaya koyuyor. 6. Bir de ‘emeklilik fonları’, ‘tahvil/eurobond’ gibi son 2 yılda yerinde sayanlar var.

Hiçbir başarı göründüğü kadar kolay değildir

Koç Holding’in bir önceki CEO’su Bülent Bulgurlu’nun şu sözünü zaman zaman konuşmalarımda kullanırım: “Eski bir deyişe göre bir işin en kısa ve doğru yolu, en uzun yolu yürümekmiş. Ben de kariyerimde sürekli en sağlam ve doğru olan yolu, bazen en uzun yolu tercih ettim. Genç çalışanlarımıza da sabırlı olmalarını, doğru ve uzun vadeli olan yolu tercih etmelerini tavsiye ediyorum.”

Dijital dünyayı Paris’te buluşturan ‘All Things D’ (D 9) konferansına katılan Groupon’un kurucusu ve CEO’su Andrew Mason’ın konuşmasını okuyunca, aklıma bir daha Bülent Bulgurlu’nun sözleri geldi. İndirim kuponu işinde 14 milyar dolarlık değer yaratan Mason, ‘Bizimki bir gecede gerçekleşen başarı değildi’ diye konuşmuş ve şöyle devam etmiş: ‘Mevcut modelimizi oluşturuncaya kadar 2 yıldan fazla çalıştık. Bu konuya odaklanmak ve denemeler yapmak için çok uğraştık. Değişik denemeler gerçekleştirdik. Mükemmel bir iş modeli yıllarımızı aldı.’

Andrew Mason ve arkadaşlarının 2 yıllık emekleri ile oluşturdukları model, tüm dünyada yeni bir iş alanı oluşturdu, çok sayıda şirket tarafından kopyalandı. Kasım 2008’de kurulmasına rağmen birkaç yılda müthiş başarı sağladı, 45 ülkede iş yapar hale geldi. Çalışan sayısı ise 8 bin düzeyine ulaştı. Son bir not da sektörle ilgili... Groupon’un yaratılmasına büyük katkı yaptığı ‘şehir indirimleri/indirim kuponu’ sektörünün global büyüklüğünün 12 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Groupon’un kurucusunun hedefi ise bundan yüzde 10 pay almak...