Tasarruf sahiplerinin zor kararı

Salı, 23 Mart 2010 - 05:00

Faiz oranları yüzde 20 iken bile vatandaş parasını nasıl değerlendirebileceğini bilemiyordu. Yıllardır yüksek faize alışanlar, deyim yerindeyse, ‘sudan çıkmış balık’ durumundaydı.
Şimdi ise işi daha zor. Faiz oranları yüzde 9’a geriledi, dolar ve euro, eskisi gibi garantili getiri sağlayan yatırım araçları olmaktan çıktı.
Türkiye’de yatırım fonlarını çok iyi analiz edip, bu konuda kafa yoran tasarruf sahibi de yok. Fonlardaki paranın yüzde 90’a yakın miktarda ‘likitlerde’ park etmesi de bunu gösteriyor.
Böyle bir tabloda tasarruf sahibinin işi hakikaten zor... Ama eskiyi hatırlayıp, o günlerle yaşamanın anlamı yok. Moda deyimiyle, ‘yeni normal’ koşullarına alışıp, tasarrufta yeni alışkanlıklara gitmekte yarar var.

Getirilerde son tablo

Hisse senedi ve altını dışarıda bıraktığımızda, faize dayalı yatırım araçlarında aylık getiriler son 6 ayda bir miktar daha geriledi.
Son oluşan rakamlara bakıldığında, en iyi adresin, aylık ve 3 aylık mevduat olduğu görülüyor. Aylık getiri bu araçta yüzde 0.77 düzeyinde...
Ancak, faizlerin önümüzdeki dönemde bir miktar yukarı gidebileceği dikkate alınırsa, belki haftalıklar daha anlamlı olabilir.
Likit fonlar ise yerlerde sürünüyor. Repo, eski cazibesinden çok uzakta...
Ancak, kısa süreli, günlük değerlendirmeler için hâlâ anlamlı getiriler sunuyor. Burada daha dikkat çekici ve farklı enstrümanlar arayanların ise yeni çıkan fonları incelemesinde yarar var.

2010 iyi geçer zorluk 2011’de
Geçtiğimiz günlerde Akbank Genel Müdürü Ziya Akkurt ile bir aradaydık. Ekonomi ve sektördeki son gelişmeler üzerine sohbet ettik.
Uzun sohbet sırasında benim dikkatimi çeken, özellikle 2010 ve 2011 yıllarına yönelik beklentileri oldu.
Beklentilerin tersine, 2010’un sektör için iyi geçeceğinin, zorluğun ise sonraki yılda kendini gösterebileceğinin altını çizdi. Bu görüşlerini belirtirken de şu başlıklara dikkat çekti:
- 2010 yılında 100-150 baz puan faiz artımı bekliyoruz. Bu artış bankaları fazla etkilemez. Daha fazla artırımı da Merkez Bankası yapmaz. Çünkü, fazlası enflasyonu tetikleyecektir.
Bankalar için 2010’un iyi geçmeyeceği fikrine katılmıyorum. Bankalar, 2010’da da iyi olur. Sabitten kazandıklarını bu kez değişkenden kazanacaklar.
Ayrıca, portföylerinde vadesi gelmemiş, yüksek faizli kağıtlar da var. Onlar gelir yazmaya devam edecek.
Bu nedenle 2010’un iyi geçeceğini düşünüyoruz. Ama 2011’de daha dikkatli olacağız. 2011, başta bankalar olmak üzere, sektörler için iyi olmayabilir. Bankalar, yeni dönemde de yine faizden kazanacaklar. Çünkü, esas işimiz faiz. Komisyon gelirleri asla onun yerini tutmayacak.

Ekonominin baharı, yazı, sonbaharı ve kışı
İki yönetim uzmanı, David Rhodes ve Daniel Stelter tarafından yazılan bir kitap var elimde... ‘Accelerating out the Great Recession’ (Durgunluktan Çıkışı Hızlandırmak) adlı bu kitapta, durgunluk dönemleri, durgunluğu yönetme stratejileri ve süreleri ele alınıyor. Boston Consulting Group’un danışmanları tarafından hazırlanan kitapta, ünlü Rus uzman Nikolai Kondratiev tarafından ortaya atılan ‘K Cycle’ döngüsüne yer veriliyor. Yazarlar, yaşadığımız büyüme, genişleme, gerileme ve durgunluk süreçlerinin, bu döngüye uygun gerçekleştiğini ileri sürüyorlar. Onlara göre, bu döngüleri ve sürelerini iyi algılayanlar, ekonomiyi daha iyi okuyabiliyorlar.

Rus uzmanın 4 dalgası

Kondrtaiev’e göre, ekonomi 4 dalgadan oluşuyor: Bahar, yaz, sonbahar ve kış... Bu 4 dalga toplamda 50-60 yıl sürüyor ve tamamlandığında tekrar başa dönüyor.
1. Aşama: Bunu ‘bahar’ olarak tanımlamak mümkün ve 25 yıl kadar sürüyor. İnovasyon ve yeni teknolojilerin hayata geçirilmesini kapsayan bir dönem olarak öne çıkıyor. Büyük bir zenginlik ile birlikte enflasyonu da beraberinde getiriyor.
2. Aşama: Bir başka deyişle ‘yaz’ mevsimine denk geliyor. Bu aşamada ekonomiler en yüksek düzeyine ulaşıyor ve hafiften zorluklar ortaya çıkıyor. Örneğin, üretim fazlası oluşuyor, stoklar şişiyor ve kâr marjlarında düşüşler oluyor. Sonuçta ekonomide büyüme yavaşlama eğilimine giriyor. 5 yıl kadar sürüyor.
3. Aşama: Bunu ‘sonbahar’ olarak değerlendiriyorlar. Yaklaşık 10 yıl sürüyor. Ekonomideki durgunluğun ilk işaretleri bu aşamada alınıyor. ‘Plato’ dönemi de denilen bu aşamada, düşük enflasyon ve olumlu gelecek tahminleri, insanları daha fazla kredi almaya itiyor. 2007 ve öncesi gibi...
4. Aşama: ‘Kış’ diye nitelendirilen bu aşama yaklaşık 18 yıl sürüyor. Geciktirilmiş bir durgunlukvari gidiş ile başlıyor. Bu süreç 3 yıl devam ediyor. Artan borçluluk oranları nedeniyle, istikrarsızlık ortaya çıkıyor, bu da 15 yıl kadar sürüyor. Bu süreci ise yeniden ilkbahar izliyor. Neredeyse 100 yıl kadar önce bir Rus tarafından hazırlanan bu tez, son yıllarda yaşadıklarımızı da açıklamaya yetiyor. İçinde bulunduğumuz kış dönemi gibi...