Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Tayyip Erdoğan'ın büyük başarısı

Pazartesi, 13 Haziran 2011 - 05:00

Evet, saklamaya gerek yok, seçim sonuçlarına sevindiğimi söylemeyeceğim. AKP’nin bir 4 yıl daha üstelik de yüzde 50 ile geldiği iktidarında nasıl bir ruh durumuyla ülkeyi yöneteceğini düşünmek bile istemiyorum. Kucaklayıcı “Balkon konuşmasına” rağmen baskı ve hoyrat tutumun devam edeceğine şüphem yok. Üstelik Türkiye yönetilmesi zor bir ülke. Ülke genelinde yüzde 10’u tutturamayan ama bağımsız soktuğu adaylarından 35’ini çok büyük oylarla seçtirmiş bir BDP’nin bastıracağı özerklik istemi... Ekonomik baskılar... Suriye, Libya gibi ilişkide olduğumuz ülkelerdeki demokrasi krizi... Yeni bir anayasa, yeni bir düzen, yeni bir sistem getirme telaşı...

[[HAFTAYA]]

Bitmeyen davalar ve TBMM’de yeni yüzler! 13 Haziran Pazartesi gününün ilk krizi, seçilmiş tutuklu milletvekilleri yüzünden çıkacak. Günlerdir söyleniyor: “Terör (!) suçundan yargılandıkları için seçildiler diye otomatikman serbest bırakılmaları söz konusu değil, mahkeme kararı gerekecek.” Seçim kampanyasının yarısında Engin Alan’ı hedef almış ve “Ayağa kalkmadı diye hak ettiği cezayı verdirdim” dediği birinin TBMM’de kendisiyle aynı statüde milletvekili olmasını nasıl sindirecek Başbakan ve bunu çok iyi bilen “bağımsız” yargı, bu kararı nasıl verecek? Tuncay Özkan maalesef seçilemedi ama Balbay, Haberal, öte yanda bir Ertuğrul Kürkçü, bir Sırrı Süreyya Önder, bir Leyla Zana, Meclis’e nasıl bir hareket getirecek? Bu dönemin en başarılı hareketlerinden biri BDP’dir ve hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.

Kılıçdaroğlu başarısız mı?

CHP’nin içinde ise başka fırtınalar kopacak. TV8’de katıldığım bir tartışma programında SHP eski İl Başkanı Ercan Karakaş ve eski parti yöneticilerinden Bülent Tanla’nın, Kılıçdaroğlu ve üst düzey parti yöneticilerinin istifasını istemelerini “fırsatçılık” olarak değerlendirdim. Her ikisi de belli ki yeni CHP’ye kırgın. İstanbul adaylarının il örgütüne sorulmadan belirlendiğini ve örgütün küstürüldüğünü söyleyen bu iki “dışlanmış” yöneticinin yalnız olmadığı kesin. “İstanbul örgütü küskünmüş ve yeterince çalışmamış” deniyor.

Yeni CHP yüzde 30’u bulsaydı, kimse ağzını açmazdı. Final yüzde 26 civarında olunca “istifa” taleplerinin yükselmesi CHP için şaşırtıcı değil. Antalya’daki fiyasko olmasaydı bu kelle isteyenlerin arasında Deniz Baykal da olurdu ama kendi yaptığı listeyle belediye seçimlerinden daha düşük oy alınca ağzını açacak hali kalmadı. Neyse ki Kılıçdaroğlu “kapı önü” konuşmasında partisinin milletvekili sayısını arttıran tek parti olduğunu söyleyip kendisini başarılı ilan etti ve istifa etmeye kalkmadı.

AKP başarılı mı?

Hiç kuşkusuz başarılı. İki seçmenden birinin oyunu alan bir parti neden başarısız sayılsın ki? Bu başarıda en büyük pay, muhtemel bir başkanlık seçiminde alacağı oy için kendini test eden Recep Tayyip Erdoğan’ındır. Her mitingte sadece o vardı. Anlattıklarının hiç önemi yok. Bakınız Bingöl örneği: Olmayan doğal gazı anlattı, gıkları çıkmadan dinlediler, Diyarbakır diye seslendi, ıslık bile çalmadılar, sustular. Seçmen onun duruşunu, dindarlığını, kabadayılığını, iş bitiriciliğini, öfkeli tavrını seviyor. Onu diğerleriyle boy ölçüşen dünya lideri olarak görüp gururlanıyor.

Ne çılgın proje umrunda, ne Kürt açılımı... Ayrıca ne açılımı Allah aşkına! Bütün propagandası “Onların kutsal lider diye tanımladığı adamı ben olsam asardım”la geçmedi mi? AKP oyunu arttırmış ama sandalye sayısı azalmıştır. Anayasayı değiştirmek için gerekli 367’yi bırakın, referanduma gitmek için gerekli 330 iskemleyi bile bulamamıştır. 3-5 eksik malum yollarla tamamlanır tabii ama bu kadarcık bir pürüz bile zafer sarhoşu Erdoğan’ın keyfini kaçıracaktır.

MHP barajı geçti

Kaset skandalı, aday istifaları, idam kavgası, tüm yönetim kurulunu kaybeden Bahçeli’nin krizi iyi yöneterek barajın üstünde kalmasında aslen MHP’li olmayanların ‘mağdur olmasınlar’ oyları da yol açmış mıdır? En az bir-iki puan. MHP, 13 Haziran’dan itibaren yaralarını saracak, partiye çekidüzen verecek, kaset faillerini bulmaya çalışacak. MHP’nin kendi evinin içiyle uğraşacağı dönemde kimseye hayrı olmaz. Ya Türkiye? Bu seçimden Türkiye kazançlı çıktı mı? İki seçmenden biri AKP’yi istediyse demokrasi gereği bize susmak düşer. Güçlü tek parti iktidarlarının karşısında güçlü muhalefet olmazsa bunun otoriter bir rejime dönüşmesi kaçınılmazdır. Bütün korkumuz bu, umarım gerçek olmaz.