'Teğmenin de eline bomba verin'

4 askerin şehit olmasına neden olan Teğmen'e, keşif sırasında şehit ailelerinden tepki

Perşembe, 12 Kasım 2009 - 10:03

'Teğmenin de eline bomba verin'

Elazığ'da cezalandırma amacıyla er İbrahim Öztürk'ün eline verdiği el bombasının patlaması sonucu 4 askerin şehit olmasına neden olan Teğmen Mehmet Tümer'e, bombanın patladığı olay yerinde keşif yaptırıldı. 

Keşif nedeniyle duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, askeri savcı, şehit askerlerin alileleri, sanık ve mağdur avukatları Anadolu Ajansı ve TRT muhabirleri ile sanık Teğmen Tümer karayoluyla, Elazığ'dan 133 kilometre uzaklıktaki Karakoçan İlçesi'ne bağlı Koçyiğitler Taburu'na bağlı Nohuttepe Üs bölgesine gitti. Buradan da olayın olduğu, 1600 rakımlı Düztepe Mevkii'ne helikopterlerle gidildi. 

Güvenlik önlemleri çerçevesinde Kara Kuvetleri Komutanlığı'na ait bir Sikorsky tipi helikpter önce, patlayıcı uzmanı ekipleri ve bomba aramasında kullanmak üzere köpekleri olay bölgesine götürdü.

ŞEHİT AİLELERİ ÖFKELENDİ

Olay yerinde yapılan bomba aramasının ardından, ikinci kez sorti yapan helikopter, bölgeye önce mahkeme heyeti ve sanığı ardından da şehit yakınlarını ve avukatları bölgeye taşıdı. Yaklaşık yarım saat süren keşif sırasında, Teğmen Tümer'in olay günü bulunduğu mevzi ile patlamanın gerçekleştiği mevzinin mesafesi ölçüldü ve fotoğrafları çekildi. Teğmen Tümer keşif sırasında, olay gününü anlattı. 

Bu sırada şehit annelerinin ağladıkları görüldü. Şehit İbrahim Öztürk'ün annesi bu sırada, "Sen sadece İbrahim'i değil arkadakileri öldürdün. Senin eline bomba verseler durur musun" diyerek tepki gösterdi. Şehit İbrahim Yaman'ın annesi Nuriye Yaman ise oğlunun şehit olduğu mevzinin başında, "Nasıl emek verdim. Kıyılır mı?" diye ağıt yaktı.

Keşifin ardından tekrar helikopterlerle geri dönen şehit yakınları, mahkeme heyeti ve avukatlar, Nohuttepe'ye dönerek, karavana yedi. Yemeğin ardından, karayoluyla Elazığ'a dönüldü.

BİLİRKİŞİLER DİNLENDİ

Keşfin ardından saat 17.00'de yeniden duruşmaya geçildi. Mahkeme heyeti, şehit İbrahim Öztürk'ün istenen şahsi dosyasının geldiğini ve mahkeme dosyasına konulduğunu belirtti. Bir önceki celsede sanık avukatı Behiç Cantürk'ün talebi üzerine, el bombasının maşaya uyguladığı basıncın öğrenilmesi amacıyla patlayıcı uzmanı bilirkişi Astsubay Başçavuş Murat Tütüncü'yü dinlendi. Tütüncü, konuya ilişkin MKE'den talepte bulunduğunu verilen cevapta, el bombasının piminin maşaya, 0,975 kilogram ile 1.47 kilogram arasında basınç uyguladığını söyledi.

Şehit İbrahim Öztürk'ün babası, patlayıcı uzmanı Tüntüncü'ye, el bambasının patlaması esnasında ne derinlikte bir çukur açtığını sordu. Tütüncü ise arazi yapısına göre bu durumun değişebileceği yönünde cevap verdi.

Duruşmada yine sanık Avukatı Behiç Cantürk'ün talebi üzerine Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın İç Güvenlik Harakatı'na dair yönergelerin öğrenilmesi için bir önceki duruşmada bilirkişi olarak dinlenen Piyade Albay Erhan Alişar, tekrar dinlendi. Sanık avukatının sorularını yanıtlayan Alişar, "Pusu, nöbet, unsur komutanlarının sorumluluğu, mevzide el bombasının kullanımı, mevzide davranış biçimleri, mevzide silahların nasıl bulundurulması, el bombasının eğitim süresi" gibi soruları yanıtladı.  Bilirkişi Albay Alişar, soruları şöyle cevaplandırdı:

"Unsur komutanları, kol komutanın emirlerine uymak zorundadır. Ferdi hareketler yapmayacağı belirtilmiştir. El bombasının kullanımına ilişkin de, mevzide bulunan asker, teröristin geldiğini görürse, emir almadan el bombasını kullanabilir. Atışa hazır hale getirilip uzun süre bekletilirse, muhtemel bir kazaya sabebiyet vereceği unutulmamalıdır. Pusu sırasında mevzide, sigara içmek, konuşmak, ateş yakmak, dolaşmak, mevzideki disiplinsizliği tarif eder. Ancak uyku uyunur. Görev süresinin uzunluğuna göre, kol komutanın planına göre, sıra dahilinde personel uyuyabilir. Personelin silahı mevzide kullanıma hazır el altında bulundurulmalıdır."

SANIK AVUKATININ ABD PİYADESİ ÖRNEĞİ

Söz alan sanık avukatı Behiç Cantürk, askerliğini yaptığı dönemde 'Muharebe yapar gibi eğitim yap, eğitim yapar gibi muharebe yap' sözünün kafalara kazındığını belirterek, "Askerliğin tanımını bilmek lazım. Geçenlerde bir belgeselde Amerikan piyadelerinin eğitimini anlatılıyordu. Her 36 Amerikan piyadesinden 9'u eğitim zayiyatından ölüyor" dedi.

Sanık avukatı bu sözlerinin ardından el bombasının eğitim süresine ilişkin sorduğu soruya bilirkişi Albay Alişar, "Yönergelere göre her bir eğitim için 7 dakikalık anlatım ve gösterim süresi bulunuyor. Uygulama süresi ise her eğitim için 43 dakikadır" diyerek cevapladı.

Mahkeme başkanın, şehit ailelerininin bilirkişiye soruları olup olmadığını sordu. Bu sırada, şehit İbrahim Yaman'ın annesi Nuriye Yaman, ağlayarak, "Böyle bir şekilde eğitim var mıymış? Bunu sormak istiyorum" dedikten sonra, şehit oğlunun resmini havaya kaldırrak, "Ben bunu niye yanımda taşıyayım" dedi.

Şehit Mesut Bulut'un amcası Bedir Bulut ise, bilirkişi Albay Alişar'a, "Çatışma esnasında erlere, pimi çekilmiş el bombası verilir mi?" diye sordu. Alişar ise, "Askerler yakın mesafeden girdikleri her muharebede el bombasını kullanmak durumundadır. Çatışma sırasında herkesin bir görevi vardır. Dolayısıyla görevin gerektirdiği her şey yapılır. El bombası tek kişi tarafından kullanılan bir mühimattır. Atacak kişi pimini çeker atar" diye cevapladı.

Müdahil avukat Özgür Murat Büyük, bilirkişi Piyade Albay Erhan Alişar'a bir sorusu olmadığını belirterek şunları söyledi:

"Esasında olayın etrafında dolaşıyoruz. Çevresinde donüyoruz. Olayın özelliğini somutlaştıramıyoruz. Sanık Mehmet Tümer, patlama sırasında başka bir olayla ilgilendiğini söylüyor. Bugün araziyi gördük, yürümek bile imkansız. İbrahim Öztürk en az 45 dakika el bombasıyla gezmiştir. Sanık fırçalayarak her seferinde geri göndermiştir. Bu nasıl bir fırsat eğitimidir. Ben bunu kafamda canlandıramıyorum. Bilirkişileri dinledik, 20-25 yıllık meslek hayatlarında böyle bir eğitime raslamamışlardır. Bu olayda fırsat eğitimi yoktur."

YENİ TANIK DİNLENMEYECEK



Sanık avukatı Behiç Cantürk de Nohuttepe'de konuşlu bulunan Piyade Taburu'nun komutanı Binbaşı Ercan Pürsü'nün dinlenmesini istedi. Mehkeme heyeti, tanık beyanlarının birbiriyle benzer olduğunu ve dinlenmesi talep edilen kişinin olayla ilgili doğrudan görüşünün olmadığını ve dinlenmesi istenen Binbaşı Pürsü'nün esasa ilişkin karara etki etmeyeceğini belirterek, sanık avukatının talebini reddetti. Mahkeme başkanını soruşturmanın genişletilmesi yönünde tarafların isteğinin bulunup bulunmadığını sorması üzirine söz alan şehit İbrahim Yaman'ın annesi Nuriye Yaman, sanık Teğmen Tümer'i kastederek, "Sormak istiyorum. Oğluma garezi neymiş? Bunu Allah'a havale ediyorum. Onu affetmiyorum. Siz de onun eline bir tane el bombası verin" diyerek öfkesini dile getirdi.

Mahkeme heyetinin esasa ilişkin görüşlerini sorduğu sırada tekrar söz alan Nuriye Yaman, "Ömür boyu hapis yatsın. Ya da eline bomba verilsin. Hepimizin çocuğu var. O da bomba eline alsın o duyguyu yaşasın. Oğlumun hatası neydi, bunun cevabını versin. En ağır şekilde cezalandırılsın" dedi.

Şehit İbrahim Yaman'ın babası Adem Yaman ise eşinin görüşlerine katıldığını söyledi. Dayısı Adem Sarı ise kendisinin de askerlik yaptığını ve böyle bir eğitim görmediğini belirterek, sanığın ağır şekilde cezalandırılmasını istedi.

'ASKERLER YENİDEN DİNLENSİN' TALEBİ

Mahkeme başkanının görüşünü sorduğu Şehit Mesut Bulut'un annesi Mevlüde Bulut da, 'Değmez' karşlığını verdi. Baba Sinan Bulut ise, 'Adalet mülkün temelidir' sözünü hatırlatarak, mahkemenin adaletine güvendiğini söyledi. Baba Bulut ayrıca, mahkemeye sunduğu iki sayfalık dilekçesinde yeni iddialar ortaya attı. Bulut dilekçesinde, "Olay yerine yakın karakollara yaptığım ziyaretlerde, ismini açıklamayacağım bazı askerler bana, 'Teğmen çok sert birisiydi, geldiği günden beri diktatörlük yapıyordu. Teğmen, İbrahim Öztürk'e bombayı vererek git mevzileri gez, herkes beni görsün, beni tanısın' dediler. Tanık olarak dinlenen askerler baskı altındaydı. Terhislerinden sonra da dinlenmesini istiyorum. Bu güne kadar, hiç bir generalin, bakanın, başkanın oğlu terörden şehit olmadı. Hep bizim gibi fakirlerin çoçukları şehit oldu. Şimdi Teğmen Tümer gibi biri bizim çocuklarımızı öldürüyor" ifadelerine yer verdi.

İbrahim Öztürk'ün annesi Nermiye Öztürk de yazılı verdiği dilekçesinde, ölülerin konuşamayacağını ifade ederek, Teğmen Tümer için, 'terörist' ifadesini kullandı. Anne Yaman ayrıca, sanık avukatına yönelik eleştirilerde de bulunarak, dilekçesinde "Behiç Cantürk sen nasıl bu teröristi savunabilirsin. Senin vicdanın yokmu? Senin vicdanın para mı, senin çocuğun olsaydı ne yapardın" dedi.

Bu ifadeler üzerine Cantürk, savunma hakkının kutsal olduğunu belirterek, Öztürk'ün dilekçesinde belirtilen eleştirilerin çıkarılmaması durumunda mahkemenin Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulması gerektiğini söyledi. 

Mahkeme heyetinin, şehit yakınlarının görüşlerini aldıktan sonra söz alan mağdur avukatı Özgür Murat Büyük, konunun hukuksal sınıflandırılması ve esasa ilişkin görüşlerini hazırlaması için süre talebinde bulundu. Bunun üzerine Askeri savcı, sanığın tutukluluk halinin devamını talep etti. Tutukluluk haline ilişkin görüşü sorulan Sanık Teğmen Tümer ve avukatı  ise, "Takdir mahkemenizindir" dedi. Mahkeme heyeti Teğmen Tümer'in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Mağdur avukatının talebi üzerine mahkeme heyeti duruşmayı 20 Kasım tarihine erteledi. 

Bu arada askerler tarafından çekilen keşif fotoğrafları da basın mehsuplarına dağıtıldı.

 

 

7