Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

“Tehlikeli müzik” kapattırır!

Perşembe, 08 Temmuz 2010 - 05:00

İnsanlar gece 23’den sonra eğlenmeyecek mi? Çevre ve Orman Bakanı Veysi Eroğlu, İstanbul’un göbeğini orman sakinliğine çevirme, ormanı eğlence yeri yapma hevesinde. Boğazdaki işletmeleri taşımaktan bahsediyor! Siz daha Karaköy’deki genelevi taşıyamadınız! Ayrıca Boğaz gibi dünyanın en güzel yeri, deniz kıyıları, kişilerin ev yapıp tek başlarına keyif çatmalarından çok, turizme açılmadı mı, yıllar önce? Pahalısı, ucuzu, her isteyen gelip yararlanabilsin, bir kere bile olsa, oturup yemek yiyip eğlenebilsin diye. Gürültü mü yapıyorlar? Engellersiniz. Günümüz teknolojisiyle mümkün. Ama Reina’nın üstüne gitmek, işin kolayına kaçmak. Gündem karartmak. Üstelik Bakan Eroğlu, “Asıl gürültü seneye kopacak, açık mekanlara gündüz bile gürültü (yani müzik!) yapmalarına izin verilmeyecek” diyor! Mehmet Koçarslan’la konuştum. Elbette çok dertli. Konunun yanlış uygulanmasından, yanlış tartışılmasından dertli. “Denize çarpan ses havalanıyor, nereye gidip çarpacağı belli olmuyor. Gürültüden şikayet edenler haklı. Ama biz bunu hallettik. Nokta atışı yapan bir ses sistemine bir milyon dolar ödedik! Ayrıca iki sene önce perde koyduk. Bu perde, bildiğiniz ev perdesi değil. Bir kanadını 20 kişi zor kaldırıyor. 7-8 kat, çok özel bir perde. Sesi tutuyor. Bizim işletmemizde gürültü kirliliği yok. Buna rağmen bizi kapatırsanız haksızlık olur. Üstelik de yasaya göre uyarı için 3 kez para cezası verecek, sonra kapatacak. Akşam saat 16.00’da kapatıyor, tehlike var maddesinden.” Ben soruyorum, ne tehlikesi, yangın mı çıkacakmış? Akşam saat 16’da bir eğlence yerini kapatmak gerçekten haksızlık. Rezervasyon yaptırana, kutlama yapacak olana. O mekana alınmış ete, balığa, çalışana, herkese haksızlık!

Bakanlık taşıyamaz

Koçarslan, “ruhsatı belediyeden aldığını, Bakanlığın ne işyerini taşıma, ne de kapanma saatini ayarlama hakkının olmadığına dikkat çekiyor. İl müdürlüğü ancak ses ölçümü yapar, sesi aşmışsam ceza yazar.” diyor. Bakanlık niye sadece Boğaz’daki marka olmuş eğlence yerlerinin üzerine gidiyor? Geçende de yazdım: Gürültü kaynaklarının hepsinin üstüne gidilsin. Koçarslan, otoyolları hatırlatıyor: Şehrin içinden geçen otoyolların kenarında onbinlerce insan oturuyor. Bu yolların yarattığı gürültü çok fazla. Hani etrafında Avrupa’daki gibi ses bariyeri? Tabii ki yok! Camilerin hoparlörleri ölçülüyor mu? Belediyenin sabahın beşinde geçen yol süpürgeleri? O gürültüyü hiç duydunuz mu? Tabii ki gece klüplerine de denetim getirin. Kim gürültü yapıyorsa ceza verin. Önemli kişilerin yakını mı değil mi diye bakmadan. Kurunun yanında yaşı yakmadan. Tehlikeli maddesinden kapatmadan. Ki biz de destek çıkalım!

Hükümlülerin çalışma hakkı

Telefondaki kırık ses anlatıyor: Eski bir hükümlüymüş. İki kızına babalık yapıyor, kaybettiği eşinin yokluğunu kapatmaya çalışıyormuş. Kamu ve özel işletmelerde her elli kişiye bir eski hükümlü ve bir sakat çalıştırma maddesinden 2 yıldır Marmaris’te bir turizm işletmesinde meydancılık yapıyor, namusuyla ekmeğini kazanıyormuş. Ta ki, madde, işverenler tarafından şikayet edilip iptal edilene kadar. Bilmiyordum. Duydum ve çok üzüldüm. Şimdi bu yükümlülük sadece devletin üstüne kalmış. Özel işyerleri yenisini almamak bir yana, eskileri de hemen işten çıkarmaya başlamışlar. Okurum, hiç bir yanlışı olmadığı halde, madde yürürlülükten kalktı diye, bir anda sokakta bulmuş kendisini. “Çalışamazsam ne yapacağım, tekrar yasa dışı işler mi, tekrar cezaevi mi?” diye soruyor. Hükümlüyü hayata kazandırmazsanız ne verdiğiniz cezanın, ne onu çekmiş olmasının anlamı kalıyor. İki yıldır çalıştırdığı insanı iş veren niye işten çıkarır ki? Efendim, güvensizlikmiş, ya bir şey yaparsaymış. Bu ne hoşgörüsüzlük! Her insan bir hata yapabilir hayatta. Elinden tutulmazsa bir daha yapar. Sokağa bıraktığınız insan daha büyük tehlike değil mi? Bu yanlışı düzeltmek için yeni bir formül bulunmalı. Şu anda bile cezaevlerinde 60 binden fazla tutuklu var. Bunlar hüküm giyip yatacak ve çıkacak. Çalışamayacak mı? Bu kararları alırken hiç mi önü arkası düşünülmüyor ve bizi ıvır zıvırla oyalarken AKP ne işler çeviriyor!