Tehlikeli şeyler oluyor

Cumartesi, 26 Haziran 2010 - 05:00

Türkiye’de dört kişiden üçü önceki gün televizyon başına geçerek Kanal D’nin rekorlar kıran dizisi Aşk- ı Memnu’nun final bölümünü izlemiş. Dizinin sonunu aşağı yukarı herkes bildiği halde Bihter’in başına neler geleceğini bir de gözleriyle görmek istemişler. Aşk- ı Memnu ülkede öyle bir etki yaratmış durumda ki iki tane daha Bihter’li dizi olsa memlekette darbe yapsalar kimsenin ruhu duymayacak. Üstelik izleyici kitlesi ev hanımlarıyla da sınırlı değil. Doktorundan avukatına muhasebecisinden sporcusuna herkes ekran başında.

Kendilerini Bihter’e kaptırmış olanları rahatsız etmek gibi olmasın ama memlekette epeyce önemli şeyler oluyor.

Mesela bölünme riski gibi!

Artık PKK ile eşgüdümlü hareket ettikleri çok belli olan BDP’liler özerlik ve federasyon hedeflerini çekinmeden dile getiriyor.

Haber dün Taraf Gazetesi’nin birinci sayfasında yayınlandı. BDP’li 99 belediye başkanının, Abdullah Öcalan’ın talimatıyla bulundukları alanda özerlik ilan etmeye hazırlandıklarını öğrendik. Belediye başkanları bu yolla “Biz burada Ankara’nın otoritesini tanımayız. Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuku bu topraklarda geçmez” diyor.

Eskiden, ekonomik farklılıklarından şikayet ederlerdi, daha fazla sosyal ve kültürel hak talebinde bulunurlardı. Şimdi iş değişti. Artık açık açık bölünmeden söz ediyorlar.

Son dönemde yaşanan gelişmeler Türkiye’nin demokratikleşme yönünde attığı bütün adımlara rağmen bölgedeki ayrılıkçı havanın güçlendiğini gösteriyor. AK Parti bu aşamadan sonra demokratik açılımı devam ettirebilir mi bilmiyorum.

Ben kendi payıma demokratikleşme adımlarını destekliyorum ve bunun Doğu coğrafyasıyla sınırlı olmaması gerektiğini dile getiriyorum. “Demokratik bir Türkiye” denince, ifade özgürlüklerinin genişlediği, internete erişim yasaklarının olmadığı, azınlıkların serbestçe ibadetlerini yapabildikleri bir ülkeyi anlıyorum. Ama şunu da görüyorum ki, Güneydoğu’da sayıları giderek artan bir kesim için bunlar yetmiyor. Onlar kendi hukuku olan, parlamentosu ve bayrağı bulunan bir ülke peşindeler.

Size yaklaşmakta olan bir tehlikeden söz edeyim: Yarın İstanbul’da, İzmir’de ve ülkenin batısındaki şehirlerde yaşayan Kürtlere “Haydi o zaman evinize!” derlerse ne yapacağız? Doğu kökenlilerin yüzlerine “Nasıl olsa bunlar Türkiye’den toprak koparma peşindeler” diye kapılar kapanırsa neler olacak?

Ok bir kere yaydan çıktıktan sonra bu gidişi durdurmak çok zordur. Ülkenin birliği, bütünlüğü, bayrağı ve hukuku bir kere tartışılır hale gelirse -üstelik bu silahlı mücadele yoluyla yapılırsa- bundan sonra neler olacağını hiç kimse kestiremez.

George Dalaras İstanbul’da

Yunanistan’ın efsane sanatçılarından George (Yorgo) Dalaras bu akşam saat 21.00’de İstanbul Açıkhava’da... Dalaras, müziğiyle Ege’nin iki yakasını buluşturacak dostluk mesajları verecek. İlk kez gerçekleşecek bu konser Türkiye ile Yunanistan arasındaki yakınlaşmaya hoş bir katkı sağlayacak. Konserin onur konuğu ise Zülfü Livaneli olacak. Sağlık durumu iyi olsaydı büyük besteci Mikis Theodorakis de İstanbul’a gelecekti. Dalaras benim sanatçı kimliğiyle çok önemsediğim bir isim. Aslında geçen hafta Atina’ya giderek konser öncesinde Dalaras ile bir röportaj yapacaktım. Fakat tırmanan terör olayları her şeyin önüne geçti.

Dalaras bundan 3 sene önce de İstanbul’a gelmiş ve bazı grupların devreye girmesi nedeniyle konserini gerçekleştiremeden Yunanistan’a dönmek zorunda kalmıştı. Fanatik kişiler bu sene de tatsızlık çıkarmayı deneyebilir. Aynı şeylerin yaşanmaması için İstanbul Valiliği’ni dikkatli olmaya çağırıyorum.